<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Miras Hukuku - Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</title>
	<atom:link href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/</link>
	<description>İstanbul Avukat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Oct 2025 20:45:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2025/05/cropped-Ekran-Resmi-2025-05-15-20.51.39-32x32.png</url>
	<title>Miras Hukuku - Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</title>
	<link>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Miras Kalan Kooperatif Hissesi</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/miras-kalan-kooperatif-hissesi/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/miras-kalan-kooperatif-hissesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2025 10:56:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kooperatif Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatif Avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=1520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kooperatif hissesine sahip olan gerçek kişi vefat ettiği zaman kooperatif ortaklığı sona erer. Vefat eden ortağın mirasçılarının kooperatif ortaklığına devam edebilmesi için belli şartlar mevcuttur. Bu yazımızda kooperatif ortağının vefat etmesi durumunda miras kalan kooperatif hissesi hangi şartlar altında mirasçılara geçebileceği, mirasçıların hak ve sorumlulukları anlatılacaktır. 1. Kooperatif Ortağının Vefat Etmesi – Kooperatif Hissesi Miras&#8230;&#160;<a href="https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/miras-kalan-kooperatif-hissesi/" rel="bookmark">Daha fazlasını oku &#187;<span class="screen-reader-text">Miras Kalan Kooperatif Hissesi</span></a></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/miras-kalan-kooperatif-hissesi/">Miras Kalan Kooperatif Hissesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif hissesine sahip olan gerçek kişi vefat ettiği zaman kooperatif ortaklığı sona erer. Vefat eden ortağın mirasçılarının kooperatif ortaklığına devam edebilmesi için belli şartlar mevcuttur. Bu yazımızda kooperatif ortağının vefat etmesi durumunda miras kalan kooperatif hissesi hangi şartlar altında mirasçılara geçebileceği, mirasçıların hak ve sorumlulukları anlatılacaktır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>1. Kooperatif Ortağının Vefat Etmesi – Kooperatif Hissesi Miras Kalır Mı?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek bir kişinin vefatı halinde, mirasçılarının kooperatif ortağı olabilmesi için, kooperatif ana sözleşmesinde bu duruma açıkça izin veren bir hükmün bulunması gerekir. Aksi halde, mirasçılar kooperatif ortağı sıfatını kazanamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ana sözleşmede, ortağın vefatı durumunda mirasçıların ortaklığa kabulü belirli şartlara bağlanabilir. Bu şartların gerçekleşmesi halinde mirasçılar kooperatife ortak olma hakkı elde eder. Kooperatif yönetim kurulu, söz konusu şartların yerine getirilip getirilmediğini incelemek ve değerlendirmekle yükümlüdür. Ayrıca, mirasçıların 1163 sayılı Kooperatif Kanunu’na göre ortak olabilme yeterliliğine sahip olmaları da zorunludur. Örneğin, kısıtlı bir kişinin kooperatif ortağı olması mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif Ana sözleşmesi hakkında detaylı bilgi edinmek için; <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/kooperatif-anasozlesmesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tıklayınız.</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>2. Vefat Eden Kooperatif Ortağının Mirasçıları Ne Yapmalı?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vefat eden ortağın mirasçılarının ortaklık sıfatını haiz olabilmeleri için mirasçı olduklarına dair veraset ilamı almaları, bu verasat ilamı ile mirasçı olduklarını kanıtlayan mirasçılar makul bir süre içerisinde kooperatife başvurmalıdırlar. Mirasçılar makul süre içerisinde kendi aralarında temsilci seçmelidirler. Kooperatif genel kuruluna da sadece miras temsilcisi katılabilmektedir. Makul süre kooperatiflerde genellikle üç ay olarak belirlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Verasat ilamının ne olduğu ve nasıl alındığı hakkında detaylı bilgi edinmek için; <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirascilik-belgesi-veraset-ilami-nedir-nasil-alinir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tıklayınız</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>3. Konut Yapı Kooperatiflerinde Vefat Eden Ortağın Mirasçıları Ne Yapmalı?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Konut yapı kooperatiflerinde bir ortağın vefat etmesi halinde, mirasçıların nasıl hareket etmesi gerektiği hem Kooperatif Kanunu’nda hem de kooperatifin ana sözleşmesinde düzenlenmiştir. Bu süreçte özellikle ortaklık haklarının devri ve alacakların ödenmesiyle ilgili bazı önemli kurallar bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vefat eden ortağın mirasçıları, ferdi münasebete geçilmeden önce, ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde bir temsilci belirleyerek bu durumu kooperatife bildirmelidir. Mirasçılar bu süre içinde temsilci tayin eder ve kooperatife başvurursa, ölen ortağın kooperatif ortaklığına ilişkin hak ve yükümlülükleri mirasçılar lehine devam eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak mirasçıların üç ay içerisinde temsilci tayin etmemesi veya kooperatif ortaklığına devam etmek istememeleri halinde, vefat eden ortağın kooperatifle olan ilişkisinin tasfiyesi gündeme gelir. Bu durumda, kooperatif, ortağın sermaye payı ve diğer alacaklarını yıllık bilançoya göre hesaplar ve bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde ödemekle yükümlüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer ölen ortağın yerine yeni bir ortak alınırsa, eski ortağın ödediği gider taksitleri, Kooperatif Ana Sözleşmesi’nin 21. maddesi uyarınca derhal iade edilir. Öte yandan, ayrılan ya da vefat eden ortakların kooperatifin yedek akçeleri üzerinde herhangi bir hak iddia etmeleri mümkün değildir. Ayrıca, bu alacakların istenmemesi durumunda, ölen ortağın kooperatiften olan hak ve alacakları, talep edilebilir hale geldikten itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle, vefat eden bir kooperatif ortağının mirasçıları süreci, yasal sürelere ve prosedürlere uygun şekilde yürütmeli ve hem hak kaybı yaşamamak hem de kooperatifin yükümlülüklerini netleştirmek adına kooperatif yönetimiyle hızlı bir şekilde iletişime geçmelidir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>4. Ortağı Vefat Eden Kooperatif Ne Yapmalı?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">1163 sayılı Kooperatif Kanunu’nun 14. maddesinde; <em>“Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Anasözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir.”</em> hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme gereğince, kooperatif ortağının vefatıyla birlikte ortaklık sıfatı kendiliğinden sona erer. Ancak, mirasçıların kooperatif ortaklığına devam edip etmeyecekleri ve bir temsilci belirleyip belirlemeyecekleri konularında, kooperatifin herhangi bir uyarıda bulunmadan doğrudan ihraç kararı alması hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, kooperatif yönetimi, vefat eden ortağın mirasçılarının kimlik ve adres bilgilerini tespit ederek, onları temsilci tayin etmeleri ve bu durumu kooperatife bildirmeleri konusunda açık şekilde yazılı olarak uyarmalıdır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>5. Miras Kalan Kooperatif Hissesi Satılabilir Mi?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kişinin vefatıyla birlikte, terekeye konu olan malvarlığı üzerindeki hak ve borçlar mirasçılara <strong>iştirak halinde mülkiyet</strong> esasına göre geçer. Bu mülkiyet türünde, her mirasçının hakkı, muristen kalan tüm malvarlığı üzerinde geçerlidir; ancak mirasçılar, miras konusu mal varlığı üzerinde tasarruf işlemleri yapabilmek için oy birliğiyle karar almak zorundadır. Bu sebeple, vefat eden ortağın kooperatifteki hissesi ancak tüm mirasçıların oy birliği ile hareket etmesi ya da bir miras temsilcisi atanması hâlinde satılabilir veya devredilebilir. Aksi takdirde, yapılan tasarruf işlemleri hukuken geçersiz sayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif Ortaklığının Devri hakkında detaylı bilgi edinmek için; <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/kooperatif-ortakliginin-devri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tıklayınız. </a></p>



<p class="wp-block-paragraph">İştirak halinde mülkiyet hakkında detaylı bilgi edinmek için; <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/elbirligi-istirak-halinde-mulkiyet-nedir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tıklayınız.</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>6. Mirasçılar Ölen Ortağın Kooperatif Borçlarından Sorumlu Mudur?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatifte sınırsız veya sınırlı sorumluluğa sahip bir ortağın vefat etmesi ya da herhangi bir nedenle ortaklıktan ayrılması durumunda, bu kişinin kooperatiften ayrılışı kesinleşmiş olsa bile, ayrılış tarihinden itibaren bir yıl süreyle (veya ana sözleşmede öngörülmüşse daha uzun bir süre boyunca) bazı mali yükümlülükleri devam eder. Şayet bu süre içinde kooperatif iflas ederse, eski ortak, ortaklığı döneminde doğmuş borçlardan sorumlu tutulmaya devam eder. Aynı şekilde, bu süre zarfında ek ödeme yükümlülüğü varsa, bu yükümlülük de ortadan kalkmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif borçlarından dolayı ortakların sorumluluğu hakkında detaylı bilgi edinmek için; <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/kooperatif-borclarindan-dolayi-sorumluluk/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tıklayınız. </a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif ortaklarının vefatı, hem mirasçılar hem de kooperatif açısından dikkatle yürütülmesi gereken hukuki ve mali sonuçlar doğurur. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.1163.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">1163 sayılı Kooperatif Kanunu</a> ve kooperatifin ana sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, miras kalan kooperatif hissesi devri ve ortaklık sıfatının devamı belirli şartlara bağlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların, kooperatif ortaklığına devam edebilmeleri için öncelikle veraset ilamı alarak ortaklığa ilişkin iradelerini kooperatife bildirmeleri ve temsilci tayin etmeleri gerekir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, kooperatif ortağının hissesi tasfiye sürecine girer ve yalnızca geçmişe dönük mali haklar (örneğin sermaye payı) talep edilebilir. Ancak, bu alacaklar için de zamanaşımı süresi bulunduğu unutulmamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan, mirasçılar kooperatif ortaklığına devam etme iradesi gösterse dahi, tasarruf işlemleri ancak iştirak halindeki mülkiyet kuralları çerçevesinde, oy birliği ile mümkündür. Aksi halde yapılan işlemler geçersiz sayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak, vefat eden ortağın geçmiş dönem borçları ve varsa ek ödeme yükümlülükleri, kooperatifin iflası gibi durumlarda belirli süreler içinde mirasçılara da yansıyabilir. Bu nedenle hem hak kaybı yaşamamak hem de hukuki sorumluluklarla karşı karşıya kalmamak için mirasçıların süreci dikkatle yönetmeleri büyük önem taşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kooperatif hissesi devri, mirasçıların hakları ve sorumlulukları hakkında profesyonel hukuki destek almak, sürecin sağlıklı işlemesi açısından faydalı olacaktır.</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/miras-kalan-kooperatif-hissesi/">Miras Kalan Kooperatif Hissesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/kooperatif-hukuku/miras-kalan-kooperatif-hissesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vasiyetname Düzenlemesi</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/vasiyetname-duzenlemesi/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/vasiyetname-duzenlemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2025 13:57:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=1458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miras hukuku kapsamında, kişiler ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilmektedir. vasiyetname, ölüme bağlı tasarrufların en önemlisi ve en kapsamlısıdır. Vasiyetname içeriği, düzenleyenin vefatından sonra geçerlilik kazanabileceğinden ve içeriğin düzenleyen kişinin iradesine uygun olup olmadığı hususunda ihtilaflar gündeme gelebileceğinden yasada vasiyetmame düzenlenmesi sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Kişinin vasiyetnameyi usulüne uygun düzenlemesi önem arz etmektedir. Bu yazımızda vasiyetnamenin hukuki&#8230;&#160;<a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/vasiyetname-duzenlemesi/" rel="bookmark">Daha fazlasını oku &#187;<span class="screen-reader-text">Vasiyetname Düzenlemesi</span></a></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/vasiyetname-duzenlemesi/">Vasiyetname Düzenlemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Miras hukuku kapsamında, kişiler ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilmektedir. vasiyetname, ölüme bağlı tasarrufların en önemlisi ve en kapsamlısıdır. Vasiyetname içeriği, düzenleyenin vefatından sonra geçerlilik kazanabileceğinden ve içeriğin düzenleyen kişinin iradesine uygun olup olmadığı hususunda ihtilaflar gündeme gelebileceğinden yasada vasiyetmame düzenlenmesi sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Kişinin vasiyetnameyi usulüne uygun düzenlemesi önem arz etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazımızda vasiyetnamenin hukuki niteliği, vasiyetname ile düzenlenebilecek işlemler, şekil şartları, vasiyetnamenin usulüne uygun düzenlenmemesinin sonuçları ve vasiyetnamenin nasıl hüküm doğuracağı hususlarına değinilecektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">Vasiyetname Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetname, Türk Medeni Kanunu hükümleri ile düzenlenmiş tek taraflı ölüme bağlı işlemlerden biridir. Vasiyetname düzenlenmesi ile düzenleyen kişi, vefatından sonra terekesindeki malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilmektedir. Bir diğer deyişle vasiyetname, mirasbırakanın son arzularını, son iradesini açıkladığı, mülkiyetindeki mallar üzerinde tasarrufta bulunduğu yazılı veya sözlü belgedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetname ile kişi, mirasçılıktan çıkarma, yedek mirasçı atama, art mirasçı atama, mirasın kazanılabilmesi için mirasçılara birtakım koşullar öngörme veya mirasçılara yükümlülükler yükleme, vakıf kurma, belirli mallarını yasal mirasçılara veya üçüncü kişilere bırakma veya mirasın mirasçıları arasında ne şekilde paylaşılacağı hususunu belirleme gibi işlemlere yönelik iradesini açıklayabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetname, düzenleyen mirasbırakanın vefatından sonra hüküm ve sonuçlarını doğuracağından yasada sıkı şekil koşullarına tabi tutulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kimse vefatına kadar vasiyetnamesini değiştirme veya vasiyetnamesini ortadan kaldırma hakkına sahiptir. Vasiyetnamenin değiştirilemeyeceğine dair her türlü kayıt geçersiz sayılacaktır. Vasiyetname değiştirme işlemi önceki tarihli vasiyetnamedeki iradenin değiştirildiği yeni tarihli bir vasiyetname düzenlenmesi ile vasiyetnamenin ortadan kaldırılması ile veya vasiyetname içeriğinde belirtilen malvarlığının sağlararası kazandırmalar yapılarak malvarlığından çıkarılması ile değiştirilebilmektedir. Önceki tarihli vasiyetname ile sonraki tarihli vasiyetname içeriğinde mirasa konu aynı malvarlığına ilişkin irade açıklaması mevcut ise sonraki tarihli vasiyetnamenin geçerli olacağı kabul edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mülkiyet hakkı, malike sınırsız tasarruf yetkisi vermektedir. Ancak bu sınırsızlık sağlararası kazandırmalar için geçerli olmaktadır. Ölüme bağlı tasarruf işlemi olarak vasiyetname düzenlenmesi işlemi için yasada bir kısım sınırlar öngörülmüştür. Mirasbırakanın, vasiyetname ile kullandığı tasarruf yetkisinin sınırı yasal mirasçıların saklı payıdır. Saklı pay mirasbırakanın, mirasçıların miras hakkının tamamına müdahale edecek nitelikte tasarruflarına karşı korunması için öngörülen, mirasçıların yasal miras payının belirli bir oranıdır. Mirasbırakanın yasal mirasçıların saklı paylarını aşan tasarrufları geçersiz kabul edilecek, denkleştirmeye tabi tutulacaktır. Mirasbırakan vasiyetname düzenlemek suretiyle mirasçıları mirastan yoksun bırakamaz. örneğin, bir kimsenin vefatından sonra terekesindeki tüm malvarlığını yasal mirasçıları dışında birine veya yasal mirasçılarından yalnızca birine bıraktığına dair düzenlediği vasiyetname hükmü diğer mirasçıların saklı payını aştığı oranda geçersiz kabul edilecektir. Ancak saklı payın korunması için yasal mirasçının bu hususu dava konusu yapması gerekmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">Vasiyetname Düzenlemenin Koşulları</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetname düzenlemek yasada sıkı şekil koşullarına bağlanmıştır. aşağıda detaylarıyla açıklanacağı üzere vasiyetname türleri de öngörülmüştür. Bunlar: resmi yazılı vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetnamedir. Her biri için ayrı ayrı düzenleme koşulları öngörülmüşse de genel olarak bir kişinin vasiyetname düzenlemek için ehliyet şartları da bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu 502. maddesinde;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir.&#8221;</em> hükmü ihtiva edilmektedir. Hükme göre vasiyetname düzenleyen kişinin, düzenleme anında 15 yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücünün yerinde olması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetname düzenleyenin, düzenleme anından evvel ayırt etme gücünün bulunmaması veya düzenlemeden sonra ayırt etme gücünü kaybetmesi vasiyetnameyi geçersiz kılmamaktadır. Önem arz eden vasiyetnamenin düzenlendiği andır. Düzenleme esnasında ayırt etme gücü bulunmayan kişinin sonrasında ayırt etme gücünün yerine gelmesi de vasiyetnameyi geçerli hale getirmeyecektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">Vasiyetname Türleri Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetname düzenleme şekilleri Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 531 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 2 ayrı vasiyetname düzenleme şekli mevcut olup her biri için ayrı şartlar öngörülmüştür.</p>



<h3 class="wp-block-heading">a. Resmi Vasiyetname Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Resmi vasiyetname, kişinin noter, sulh hakimi veya yetkili memur önünde ve iki tanık huzurunda vasiyet beyanlarını dile getirmesi ve vasiyetin yazılı bir belge haline getirilmesi ile düzenlenmesi ve bu belgenin resmi olarak kaydının tutulması ile düzenlenmektedir. Kanun&#8217;un 532. maddesinde;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir.&#8221; </em>hükmü ile resmi vasiyetnamenin genel hatlarıyla düzenlenme usulü belirtilmiştir. Ayrıca vasiyetname düzenlenirken imza ve tarih bulunması zorunludur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Resmi vasiyetname düzenlenirken de izlenecek usul ayrıma tabi tutulmuştur. Ayrıma göre;</p>



<h3 class="wp-block-heading">1.Okunarak ve İmzalanarak</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bu usulde, vasiyetname düzenleyen kişi, mirasbırakan taleplerini yetkili memura bildirir. Akabinde yetkili memur mirasbırakanın talepleri doğrultusunda vasiyetnameyi yazıp veya yazdırıp okuması için mirasbırakana verir. Mirasbırakan vasiyetnameyi okuyarak imzalar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetnamenin mirasbırakan tarafından imzalanmasının ardından mirasbırakan, vasiyetnamenin taleplerine uygun doğrultuda olduğunu sözlü olarak tanıklar huzurunda beyan eder ve tanıklar da vasiyetnamenin huzurlarında düzenlendiğini ve vasiyetname düzenleyen mirasbırakanın düzenleme ehliyetinin mevcut olduğunu beyan ederek bu beyanlarını imza altına alırlar. Resmi vasiyetnamenin aslı yetkili memur tarafından saklanmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">2.Okumadan ve İmzalanmadan</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasbırakanın vasiyetnameyi bizzat okuyamadığı veya imzalayamadığı hallerde okumadan ve imzalamadan düzenleme yapılmaktadır. Burada yetkili memur vasiyetanmeyi, mirasbırakanın iradesi doğrultusunda düzenledikten sonra, mirasbırakana tanıklar huzurunda okur ve mirasbırakan tarafından vasiyetname içeriğinin iradesine uygun olup olmadığı sözlü olarak beyan edilir. Uygun olması halinde tanıklar vasiyetname düzenleyen mirasbırakanın düzenleme ehliyetinin bulunduğu ve vasiyetnamenin huzurlarında düzenlendiğini beyan etmenin yanında içeriğin mirasbırakanın son arzularına uygun olarak düzenlendiğini, okunduğunu ve mirasbırakanın vasiyetname içeriğinin son arzularına uygun olduğuna ilişkin beyanının bulunduğunu yazarak veya yazdırarak imza altına alırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Resmi vasiyetnamede tanıkların bulunması zorunlu olmakla birlikte, düzenlenen vasiyetnamede içeriğinde mirasbırakanın tanığa ve yetkili memura ve bunların alt soyu, üst soyu, eşleri ve kardeşlerine kazandırma yapması yasaklanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine haklarında ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklanmış kimseler, fiil ehliyeti bulunmayanlar, okuma yazma bilmeyenler ile mirasbırakanın alt soyu, üst soyu, eşi, kardeşleri ve bunların eşleri resmi vasiyetname düzenlenmesinde tanık veya memur olamazlar.</p>



<h3 class="wp-block-heading">b.El Yazılı Vasiyetname Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">El yazılı vasiyetname, resmi memur veya tanıklar bulunmaksızın, tamamen mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imza altına alınmış, mirasbırakanın son arzularını kendi kaleme aldığı yazılı belgedir. El yazılı vasiyetnamenin yıl ay ve gün gösterilmek suretiyle tarih içermesi zorunludur. El yazılı vasiyetnamenin bilgisayarda yazılarak imza altına alınması halinde vasiyetname geçerli olmayacaktır. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yasa&#8217;nın 538/2 maddesi</a> uyarınca;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.&#8221;</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">c.Sözlü Vasiyetname Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetnamenin sözlü olarak düzenlenmesi istisnai bir durumdur. Sözlü vasiyetname düzenlenebilmesi için mirasbırakanın yakın ölüm tehlikesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü ve resmi veya el yazılı vasiyetname düzenleyemeyecek durumda olması gerekmektedir. Medeni Kanun&#8217;un 539, 540 ve 541. maddelerinde sözlü vasiyetname düzenleme koşulları detaylı olarak ele alınmıştır. 539. maddeye göre sözlü vasiyetname;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir. Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler. Resmî vasiyetname düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu dışında, tanıklara ilişkin yasaklar, sözlü vasiyetteki tanıklar için de geçerlidir.&#8221;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasbırakanın olağanüstü koşullar altında son arzularını tanıklara beyan etmesi ile tanıklar vasiyetname yazma veya yazdırma yükümlülüğü altına girmektedir. Tanıklar, mirasbırakanın kendilerine beyan ettiği iradesini yazılı hale getirerek yer ve tarih de belirtmek suretiyle imza altına alırlar. Akabinde makul süre içerisinde imza altına almış oldukları vasiyetnameyi en yakın sulh hukuk veya asliye hukuk mahkemesine vererek, mirasbırakanın vasiyetname düzenlemeye ehil olduğunu, son arzularını olağanüstü koşullar altında kendilerine beyan ettiklerini bildirirler. Tanıkların vasiyeti imza altına almadan, doğrudan mahkemeye başvuru yaparak mirasbırakanın son arzularını tutanağa geçirtmeleri de mümkündür. Kanun&#8217;un 541/3 maddesinde, hakim yerine geçen yetkili kişiler sayılmıştır. Hükme göre;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;Sözlü vasiyet yoluna başvuran kimse askerlik hizmetinde bulunuyorsa, teğmen veya daha yüksek rütbeli bir subay; Ülke sınırları dışında seyreden bir ulaşım aracında bulunuyorsa, o aracın sorumlu yöneticisi; sağlık kurumlarında tedavi edilmekteyse, sağlık kurumunun en yetkili yöneticisi hâkim yerine geçer.&#8221;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözlü vasiyetname yalnızca olağanüstü koşullar altında düzenlenebilmekle birlikte, olağanüstü durumun ortadan kalkması, mirasbırakanın resmi veya el yazılı vasiyetname düzenleyebilecek duruma gelmesi halinde, bu tarihten itibaren 1 aylık sürenin dolmasıyla birlikte sözlü vasiyetname hükümden düşecektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">Vasiyetnamenin İptali Mümkün Müdür?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetname düzenlenmesi için düzenleyen mirasbırakanın düzenlemeye ehil olması, şekil şartlarına uygun vasiyetname düzenlenmesi, mirasbırakanın iradesini özgürce beyan etmesi ve içeriğinin ahlak kurallarına uygun olması gerekmektedir. Mirasbırakanın vasiyetname düzenleme esnasında 15 yaşını doldurmamış olması, ayırt etme gücünün yerinde olmaması, iradesinin sakatlanması, şekil şartlarına aykırı vasiyetname düzenlenmesi veya vasiyetname içeriğinde ahlaka aykırı nitelikte tasarrufların bulunması hallerinde vasiyetnamenin iptali talep edilebilecektir. Ancak vasiyetnamenin iptali kendiliğinden gündeme gelememekte, mutlaka dava konusu edilmesi gerekmektedir. Vasiyetnamenin iptali talepli davada görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olup yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetnamenin iptalini talep edebilmek için hak düşürücü süreler öngörülmüştür. Davacının, mirasçı olduğunu ve mirasbırakan tarafından vasiyetname düzenlendiğini ve vasiyetnamenin iptali sebebini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ve koşulların varlığı halinde vasiyetnamenin iptalini talep etmesi gerekmektedir. Hak düşürücü süre iptal sebebini öğrenme tarihinden itibaren başlamaktadır. ancak mirasçının her halde vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıllık süre içerisinde vasiyetnamenin iptalini talep etmesi gerekmektedir. Vasiyetnamenin iptali sebebi 10 yıllık sürenin ardından öğrenilse dahi hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle vasiyetname iptal edilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetname alacaklısının, vasiyetnamenin iptali sebebinin varlığını bilmesi ve kötüniyetle hareket etmesi halinde, hak düşürücü süre 20 yıl olarak kabul edilmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">Vasiyetnamenin Açılması</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyetnamenin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için mirasbırakanın ölümünün ardından, mirasbırakanın son yerleşim yerinde bulunan sulh hukuk mahkemesince vasiyetnamenin açılması gerekmektedir. Vasiyetnamenin açılması için vasiyetnamenin görevli memur veya vasiyetnameyi elinde bulunduran, vasiyetnameyi bir şekilde eline geçirmiş olan kişi tarafından sulh hukuk mahkemesine teslimi gerekmektedir.  Vasiyetname sulh hakimince okunur ve okunduğu hususu tutanağa geçirilir, ardından tutanak yasal ve atanmış mirasçılara tebliğ edilmektedir.</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/vasiyetname-duzenlemesi/">Vasiyetname Düzenlemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/vasiyetname-duzenlemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarım Arazilerinin Miras Yoluyla Devri</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/tarim-arazilerinin-miras-yoluyla-devri/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/tarim-arazilerinin-miras-yoluyla-devri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2025 10:44:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Gayrimenkul Avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=1256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miras Kalan Tarım Arazisinin Devri Nasıl Yapılır? Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve toprakların parçalanmasını önlemek amacıyla, tarım arazilerinde miras yoluyla devri hususu özel hükümlere bağlanmıştır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na eklenen düzenlemeler, yeter gelirli tarım arazilerinin etkin işletilmesini ve tarımsal faaliyetin devamlılığını hedeflemektedir. Tarım arazilerinin mirasa konu olması hâlinde, mülkiyetin devri esastır.&#8230;&#160;<a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/tarim-arazilerinin-miras-yoluyla-devri/" rel="bookmark">Daha fazlasını oku &#187;<span class="screen-reader-text">Tarım Arazilerinin Miras Yoluyla Devri</span></a></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/tarim-arazilerinin-miras-yoluyla-devri/">Tarım Arazilerinin Miras Yoluyla Devri</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Kalan Tarım Arazisinin Devri Nasıl Yapılır?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve toprakların parçalanmasını önlemek amacıyla, tarım arazilerinde miras yoluyla devri hususu özel hükümlere bağlanmıştır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na eklenen düzenlemeler, yeter gelirli tarım arazilerinin etkin işletilmesini ve tarımsal faaliyetin devamlılığını hedeflemektedir. Tarım arazilerinin mirasa konu olması hâlinde, mülkiyetin devri esastır. Mirasçılar arasında anlaşma sağlanması durumunda, bu arazilere ilişkin devir işlemleri, mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde tamamlanmalıdır. Bu süre zarfında devir gerçekleşmez ve dava açılmazsa, Bakanlık devreye girerek resen dava açabilir veya üçüncü kişilere satış yoluna gidilmesini talep edebilir. Aşağıda tarım arazilerinin miras yoluyla devrinin şartları ve hukuki süreçleri detaylı olarak izah edilecektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">1. <strong>Tarım Arazilerinde Devrin Yapılabileceği Gerçek ve Tüzel Kişiler</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kanun, tarım arazilerinin aşağıdaki şekillerde devredilmesine olanak tanımaktadır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Arazinin bir veya birden fazla mirasçıya devri,</li>



<li>Aile malları ortaklığı veya kazanç paylı aile malları ortaklığına devri,</li>



<li>Mirasçıların tamamının hissedar olduğu bir limited şirkete devri,</li>



<li>Üçüncü kişilere devri.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yollarla mülkiyet devri sağlanamazsa, sulh hukuk mahkemesinde dava açılarak hakimin müdahalesi talep edilir. Yalnız, bu devir işlemleri de TKAKK uyarınca belli şartlara tabidir. Aşağıda bu şartları izah edeceğiz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">a. <strong>Arazinin Bir Veya Birden Fazla Mirasçıya Devri</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5403&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu</a>’nun 8/A maddesi uyarınca, miras yoluyla intikal eden tarım arazilerinin mülkiyeti, belirli şartlar dâhilinde bir veya birden fazla mirasçıya devredilebilir. Bu devir, mirasçılar arasında anlaşma yoluyla gerçekleştirilebileceği gibi, sulh hukuk mahkemesi kararıyla da yapılabilir. Ancak burada önemli bir koşul söz konusudur: Tarım arazisinin birden fazla mirasçıya devri <strong>yalnızca, her bir mirasçıya düşen payın &#8220;yeter gelirli tarımsal arazi&#8221; büyüklüğünü sağlaması hâlinde mümkündür.</strong> &nbsp;Yeter gelirli tarım arazisi ve tarım arazilerinde ekonomik bütünlük hakkında detaylı bilgi edinmek için: <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/tarim-arazilerinin-satis-yoluyla-devri/">tıklayanız.</a></p>



<h3 class="wp-block-heading">b. <strong>Aile Malları Ortaklığı Veya Kazanç Paylı Aile Malları Ortaklığına Devri</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Aile malları ortaklığı, aile bireylerinin birlikte mal edinmeleri ve bu malların ortak yönetimi ile işletilmesini amaçlayan özel bir malvarlığı ortaklığıdır. Kazanç paylı aile malları ortaklığı ise, ortak mallardan elde edilen gelirin aile bireyleri arasında belirli bir oran dahilinde paylaştırılmasını öngören bir ortaklık türüdür. Bu tür ortaklıklara devir, özellikle taşınmaz mallar bakımından hukuki güvenlik ve ortaklık iradesinin açık şekilde ortaya konulması amacıyla yazılı şekle tabi olup, resmî senet düzenlenmesini gerektirir. Devir işlemi sırasında, tarafların açık irade beyanı ile hangi tür ortaklığın kurulacağı, malların hangi kapsamda devredileceği ve ortaklık süresine ilişkin hükümler açıkça belirtilmelidir. Ayrıca, ortaklığın sona ermesi hâlinde malların paylaşım esasları da sözleşmede yer almalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">c. <strong>Mirasçıların Tamamının Hissedar Olduğu Bir Limited Şirkete Devri</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tarım arazilerinde miras bırakanın malvarlığının, tüm mirasçıların hissedar olduğu bir limited şirkete devri, malvarlığının aile bütünlüğü içerisinde korunması, yönetilmesi ve işletilmesi amacıyla tercih edilen bir hukuki yöntemdir. Burada dikkat edilmesi gereken husus mirasçıların tamamının miras payları oranında limited şirkete hissedar olmasıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">d. <strong>Miras Kalan Tarım Arazisi Üçüncü Kişiye Satılabilir mi?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Miras kalan tarım arazilerinin satış, bağış veya başka bir hukuki işlem yoluyla üçüncü kişilere devredilmesi ancak belirli usullere uygun şekilde gerçekleştirilebilir. Mirasçılar, miras kalan tarım arazisinin üçüncü kişilere devrini oybirliği ile anlaşarak gerçekleştirebilirler. Tarım arazisinin birden fazla kişiye devri istenildiğinde ise arazinin yeter gelirli tarım arazisi olması gerekmektedir. Bu konuda yazdığımız makalemizi okumak için: <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/tarim-arazilerinin-satis-yoluyla-devri/">tıklayınız.</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">2.  <strong>Mahkeme Yoluyla Tarım Arazisi Devri ve Ehil Mirasçı Şartları</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçılar arasında tarımsal arazinin devrine dair bir anlaşma sağlanamaması halinde, her bir mirasçı, mülkiyetin kendisine veya başka bir ehil mirasçıya devri amacıyla sulh hukuk mahkemesinde dava açabilir. Eğer mirasçılar dava açmaz veya bir sene içerisinde tarım arazisinin kendi aralarında devrini kararlaştırmazsa Tarım ve Orman Bakanlığı’nca üç aylık ek süre verildikten sonra, Bakanlık da dava açma yetkisine sahip olur.</p>



<h3 class="wp-block-heading">a. <strong>Tarım Arazisi Paylaşımında Anlaşmazlık Olursa Ne Olur?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması durumunda, her bir mirasçı yetkili sulh hukuk mahkemesinde <strong>mülkiyetin devri talebiyle dava açabilir</strong>. Açılan bu dava, kanaatimizce teknik anlamda bir “tespit ve tescil” davasıdır; zira mahkeme, mirasçılar arasındaki en ehil kişiyi belirleyerek, taşınmazın ona devrine karar verir. Kanun, bu noktada hâkime geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Ancak bu yetki mutlak olmayıp, Bakanlıkça belirlenen <strong>ehil mirasçı kriterlerine</strong> dayanarak somutlaştırılmak zorundadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">b. Ehil Mirasçı Nedir? Nasıl Belirlenir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ehil mirasçı</strong>, 5403 sayılı <strong>Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu</strong> ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde tanımlanan özel bir kavramdır. Tarım arazilerinin miras yoluyla devrinde, <strong>sulh hukuk mahkemesinin</strong> arazinin mülkiyetini kime devredeceğine karar verirken dikkate aldığı nitelikli mirasçıyı ifade etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanun ve ilgili yönetmelik uyarınca, bir mirasçının &#8220;ehil&#8221; sayılması için 50 ve üzeri puan alması gerekmektedir. Bu puanlama sistemi içinde;</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><thead><tr><td><strong>Kriter</strong></td><td><strong>Puan</strong></td></tr></thead><tbody><tr><td>Geçimini mirasa konu tarım arazisinden sağlayan</td><td>20</td></tr><tr><td>Tarım dışı geliri olmayan</td><td>10</td></tr><tr><td>Eşi fiilen tarımla uğraşan</td><td>10</td></tr><tr><td>Tarımsal bilgi ve beceriye sahip</td><td>10</td></tr><tr><td>Arazinin bulunduğu ilçede 5 yıldan uzun ikamet eden</td><td>10</td></tr><tr><td>Sosyal güvencesi olmayan</td><td>10</td></tr><tr><td>Tarım sigortasına sahip</td><td>5</td></tr><tr><td>Bakanlık kayıt sistemine 5 yıldan fazla kayıtlı</td><td>10</td></tr><tr><td>Tarımsal örgüte 5 yıldan fazla üyeliği olan</td><td>5</td></tr><tr><td>Tarım aleti ve donanımına sahip olan</td><td>5</td></tr><tr><td>Kadın olan mirasçı</td><td>5</td></tr></tbody></table></figure>



<h3 class="wp-block-heading"></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hâkim, bu kriterlere göre yapılan puanlamayla en ehil mirasçıyı belirler. Eğer birden fazla ehil mirasçı varsa, öncelik geçimini bu araziden sağlayan mirasçıya tanınır. O da yoksa, en yüksek bedeli teklif eden mirasçı lehine devir yapılır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">c. <strong>Tarım Arazisi Devrinde Bedel Nasıl Hesaplanır ve Ödenir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sulh hukuk hâkimi, arazinin tarımsal gelir değeri üzerinden belirlenen bedel karşılığında devir yapılmasına karar verir. Ehil mirasçı, diğer mirasçıların miras paylarını karşılayacak bedeli mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Bu bedelin yatırılması için altı aya kadar süre verilir ve talep hâlinde ek altı ay süre tanınabilir. Süreler sonunda ödeme yapılmazsa, devir talebinde bulunan başka mirasçı da yoksa, hâkim arazinin açık artırma yoluyla satışına karar verir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">d. Tarım Arazilerinde Değer Artış Payı ve Tapuya Şerh</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme kararıyla tarımsal araziyi devralan mirasçı, bu araziyi tarım dışı amaçla kullanırsa ve bu nedenle arazinin değeri artarsa, <strong>değer artış farkı</strong> diğer mirasçılara payları oranında ödenmek zorundadır. Bu hakkın korunması amacıyla, taşınmazın tapusuna 20 yıllık bir <strong>şerh</strong> konulur. Bu süre boyunca tarım dışı kullanım izni alınırsa, Bakanlık tarafından diğer mirasçılara bildirim yapılır ve bu mirasçılar altmış gün içinde değer artış farkı talebinde bulunabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenleme, tarımsal mülkiyetin el değiştirmesinin spekülatif bir kazanca dönüşmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Satış yapılması halinde, bu şerh yeni malik yönünden de hüküm doğurur ve mirasçılara karşı sorumluluk devam eder.</p>



<h3 class="wp-block-heading">e. <strong>Tarım Arazilerinde Bakanlık Müdahalesi</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçılar tarafından mülkiyetin devrine ilişkin bir işlem yapılmaması ve dava da açılmaması hâlinde, durum kamu kurumları veya finans kuruluşları tarafından Bakanlığa bildirilir. Bakanlık, mirasçılara üç ay süre tanır. Bu sürede de sonuç alınamazsa, Bakanlık resen dava açarak taşınmazın ehil mirasçıya, o da yoksa en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya, o da yoksa üçüncü kişilere satılmasına yönelik karar verilmesini talep edebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">f. <strong>Tarım Arazisi Mahkeme Kararıyla Bölünebilir mi?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kanun, mümkün olan her durumda tarım arazisinin bölünmemesini öngörür. Ancak yeter gelirli birden fazla parça oluşabiliyorsa, hâkim bunların farklı mirasçılara devrine karar verebilir. Ayrıca, miras dışı mevcut arazileri bulunan birden fazla ehil mirasçı varsa, bu kişilere yeter gelir büyüklüğü şartı aranmaksızın devir yapılabilir. Burada amaç, mevcut arazilerin ekonomik bütünlük içinde işletilmesini sağlamaktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">g. <strong>Diğer Mirasçıların Paylarının Ödenmesi Süreci</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme tarafından yeter gelirli tarımsal arazinin bir mirasçıya devrine karar verilmesi hâlinde, mülkiyetin devri, diğer mirasçıların miras paylarına düşen bedelin ödenmesi şartına bağlıdır. Bu husus, 5403 sayılı Kanun’un 8/D maddesi ve yönetmeliğin 12. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sulh hukuk hâkimi, mülkiyetin devrine karar verdiği mirasçıya, diğer mirasçıların paylarının bedelini mahkeme veznesine depo etmek üzere altı aya kadar süre tanır. Bu süre, mirasçının talebi üzerine bir defaya mahsus olmak üzere altı ay daha uzatılabilir. Toplamda <strong>on iki aya kadar</strong> bedelin ödenmesi için süre tanınabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer belirlenen süreler içinde bedelin yatırılmaması söz konusu olursa ve başka bir istekli mirasçı da bulunmuyorsa, hâkim arazinin açık artırma ile satışına hükmeder. Bu durumda elde edilen bedel, mirasçılara yasal payları oranında dağıtılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir diğer husus da, devralacak mirasçının diğer mirasçıların hisselerine düşen bedeli ödemek için maddi durumlarının &nbsp;yetersiz olmasıdır. Bu durumda, 5403 sayılı Kanun çerçevesinde, ilgili yıl bütçesine bu amaçla ödenek konulmuş olması kaydıyla, <strong>Bakanlık tarafından faiz destekli kredi</strong> kullanılmasına imkân tanınır. Mirasçı, sadece diğer mirasçıların paylarının bedeli kadar kredi kullanabilir ve bu kredinin faizine ilişkin destek devlet tarafından karşılanır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">h. <strong>Tarımsal Arazinin Üzerinde Rehin Olması Hali</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçılardan birine devrine karar verilen tarımsal arazi üzerinde, mirasbırakan tarafından hayattayken tesis edilmiş bir <strong>rehin (ipotek)</strong> bulunması durumunda, bu rehin hakkı geçerliliğini korur. 5403 sayılı Kanun’un 8/Ğ maddesi ile bu husus özel olarak düzenlemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer devredilecek arazi üzerinde bir rehin varsa, bu rehnin mirasbırakanın borçlarına dayalı olarak kurulmuş olması halinde, bu borç tutarı ile diğer mirasçılara ödenmesi gereken pay bedeli <strong>birbiriyle denkleştirilir</strong>. Bu durumda:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Rehin konusu borç, mirasbırakanın borcu olduğu için tüm mirasçıların borcudur.</li>



<li>Ancak tarım arazisi tek bir mirasçıya devredildiğinden ve bu mirasçının diğer mirasçıların paylarını ödemesi gerektiğinden, o mirasçının üstlendiği borçlar da dikkate alınır.</li>



<li>Denkleştirme sonunda, rehin borcu toplam miras payı bedelinden düşülür ve varsa kalan bakiye, diğer mirasçılara ödenir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenleme sayesinde, hem mirasbırakanın borçlarının varlığı göz ardı edilmez hem de mirasçılar arasında denge korunur. Aynı zamanda devralan mirasçının taşınmaz üzerindeki yükümlülüğü netleştirilmiş olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pratikte, bu tür durumlarda rehin alacaklısı olan banka veya üçüncü kişilerle iletişim kurularak ipoteğin kaldırılması, borcun yapılandırılması ya da temlik işlemleri gibi uygulamalı adımlar da gerekebilir. Bu nedenle, rehinli tarım arazilerinin devri söz konusu olduğunda hem miras hukuku hem de borçlar ve taşınmaz rehni hukuku bakımından uzmanlaşmış avukatlarla sürecin yürütülmesi önem arz eder.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">3. Tarım Arazisinde Sınırdaş Maliklerin Önalım Hakkı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">30.04.2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na eklenen ek 8/İ maddesinin ikinci fıkrasında, tarımsal arazilerin satışa konu olması hâlinde, sınırdaş tarımsal arazi maliklerine yasal önalım hakkı tanındığı düzenlenmiştir. İlgili hükme göre, tarımsal arazinin sınırdaş malikler arasında birine satılması hâlinde, diğer sınırdaş maliklerin bu haklarını kullanamayacakları, birden fazla sınırdaş malik bulunması durumunda ise, hâkimin tarımsal bütünlük arz eden komşu arazi malikine mülkiyetin devrine karar vereceği öngörülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak uygulamada, söz konusu düzenlemenin amacı olan tarımsal bütünlüğün korunmasına rağmen, önalım hakkının zamanla kötüye kullanıldığı, bu yolla tarım arazilerinin gerçek değerlerinin altında iktisap edilebildiği ve bu durumun çiftçiler nezdinde mağduriyetlere yol açtığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, beklenen yararı sağlayamayan ve uygulamada çeşitli sorunlara neden olan bu düzenleme, 28.10.2020 tarihli ve 7255 sayılı Kanunun 20. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda, 5403 sayılı Kanun’un ek 8/İ maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sınırdaş tarımsal arazi malikine tanınan yasal önalım hakkı, anılan Kanunun 04.11.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte ilga edilmiştir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">4. <strong>Tarımsal Arazilerle Bağlantılı Yan Sınai İşletmelerin Devri</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8/H maddesi, tarımsal üretimin sürekliliğini ve bütünlüğünü sağlamak amacıyla, tarım arazisine sıkı şekilde bağlı <strong>yan sınai işletmelerin</strong> devrine ilişkin özel hükümler içermektedir. Bu hüküm, sadece toprağın değil, aynı zamanda onunla ekonomik anlamda bütünlük arz eden sınai varlıkların da birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılar.</p>



<h3 class="wp-block-heading">a. Yan Sınai İşletme Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yan sınai işletme; yeter gelirli tarımsal arazi ile birlikte faaliyet gösteren, bu arazinin üretim potansiyelini işleyen ve ekonomik değere dönüştüren yapılar olarak tanımlanabilir. Örneğin; tarımsal ürünlerin işlendiği bir un değirmeni, süt çiftliğine bağlı bir mandıra veya zeytinliklerin ürünlerinin işlendiği zeytinyağı fabrikası bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu tür tesisler, doğrudan tarımsal faaliyetin sürdürülebilirliğine hizmet ettiği ve üretim sürecinin bir parçası olduğu için, taşınmazla birlikte ele alınmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">b. Devralacak Mirasçının Belirlenmesi ve Ekonomik Bütünlük</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer yeter gelirli tarımsal araziye sıkı şekilde bağlı bir yan sınai işletme mevcutsa, hem arazi hem de sınai işletme birlikte bir <strong>ekonomik bütünlük</strong> teşkil eder. Bu durumda, mirasçılar arasında ehil olarak kabul edilen ve devir talebinde bulunan mirasçıya, <strong>gerçek değeri üzerinden</strong> hem tarımsal arazi hem de yan işletme bir bütün olarak devredilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak mirasçılardan birinin itiraz etmesi ya da birden fazla mirasçının bu mülkiyeti devralmak istemesi hâlinde, sulh hukuk hâkimi her iki malvarlığının da <strong>ekonomik gelir ve bütünlüğünü koruma potansiyelini</strong> değerlendirir. Bu değerlendirme sırasında hâkim;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Mirasçıların kişisel yeterliliklerini ve ekonomik durumlarını,</li>



<li>Mevcut üretim ve işletme modelinin sürdürülebilirliğini,</li>



<li>İşletmenin tarımsal arazi ile olan fonksiyonel bağını</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">dikkate alarak; mülkiyetin birlikte ya da ayrı ayrı devrine yahut satışına karar verebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">c. Limited Şirket Kurulması Halinde Uygulama</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların 5403 sayılı Kanun’un 8/C maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında limited şirket kurarak arazilerin bu şirket bünyesine devrine karar vermeleri durumunda, yan sınai işletme de doğrudan bu şirketin <strong>mal varlığına</strong> dahil edilir. Böylece, hem tarımsal arazi hem de ona bağlı sınai tesisler aynı tüzel kişilik çatısı altında toplanmış olur. Bu düzenleme, uygulamada işletme birliğini ve ekonomik verimliliği artırmakta; miras sonrası işletmenin dağılmasının önüne geçmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yan sınai işletmelerin tarımsal faaliyetten bağımsız düşünülmesi, çoğu zaman ekonomik verimliliğin kaybına ve işletme bütünlüğünün bozulmasına neden olur. Bu nedenle mevzuatta getirilen düzenleme, tarımsal üretimle doğrudan bağlantılı sınai yapıları da mirasın devri sürecine entegre ederek, hem kırsal kalkınma hedeflerine katkı sağlamakta hem de aile işletmelerinin parçalanmasının önüne geçmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca dikkat edilmesi gereken husus, sınai işletmenin <strong>“tarım arazisine sıkı şekilde bağlı”</strong> olmasıdır. Aksi takdirde bu yapıların 8/H kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. Bu bağlamda, miras konusu taşınmazların ve tesislerin hukuki ve ekonomik değerlendirmesi titizlikle yapılmalı, her olayda somut bağ değerlendirilmeli ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi talep edilmelidir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç: Tarım Arazilerinde Miras Süre</strong>ci</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tarımsal arazilerin miras yoluyla devri, klasik miras hukukundan ayrılarak özel düzenlemelerle şekillendirilmiş teknik ve çok boyutlu bir alandır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile getirilen düzenlemeler, tarımsal üretimin korunması, kırsal yaşamın sürdürülebilirliği ve toprak bütünlüğünün sağlanması hedeflerini taşımaktadır. Bu sebeple tarım arazilerinde miras paylaşımı yalnızca mirasçıların kendi aralarındaki irade beyanlarıyla değil, aynı zamanda devletin tarım politikalarıyla da doğrudan bağlantılıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerek ehil mirasçının belirlenmesi, gerek pay bedellerinin tespiti ve ödenmesi, gerekse rehinli veya sınai işletme bağlantılı taşınmazlar açısından her bir adım dikkatli bir hukuki değerlendirme gerektirir. Özellikle sulh hukuk mahkemesi süreci, mirasçılar arasında hak kaybı yaşanmaması açısından titizlikle yürütülmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu makale ile ortaya konan bilgiler, hem mirasçılar hem de meslektaş hukukçular açısından sürecin hukuki temelini ve uygulamadaki karşılıklarını ortaya koymaktadır. Tarım arazilerinde miras paylaşımına ilişkin uyuşmazlıklar, doğru bilgiyle ve ehil hukuki destekle çözüme kavuşturulabilir. Böylece hem toprağın değeri korunur hem de mirasçıların menfaatleri hukuki güvence altına alınmış olur.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Tarım arazisi mirasçılar arasında eşit olarak mı paylaşılır?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır. 6537 sayılı Kanun gereğince yeter gelirli tarım arazilerinde artık klasik miras paylaşımı değil, “tek elde toplanma” ilkesi geçerlidir. Bu nedenle mahkeme ya da mirasçılar, arazinin ekonomik bütünlüğünü koruyacak şekilde bir veya birkaç mirasçıya devrini sağlar. Diğer mirasçılar parasal karşılığını alır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Tarım arazisinin paylı mülkiyeti sürdürülür mü?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır. 6537 sayılı Kanun’un amacı, tarım arazilerinde miras yoluyla parçalanmasını önlemektir. Bu nedenle paylı mülkiyetin sürdürülmesi tercih edilmez. Amaç, tek elde toplanarak üretimin devamlılığının sağlanmasıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Miras kalan tarım arazisi üzerindeki rehin durumu devir işlemini engeller mi?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır, devir işlemi yapılabilir. Ancak mahkeme, rehin tutarını gözeterek mirasçının bu yükümlülüğü karşılayıp karşılamayacağını değerlendirir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Diğer mirasçılar devir işlemine itiraz ederse ne olur?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">İtiraz halinde sulh hukuk hâkimi, tüm mirasçıların durumunu ve arazinin ekonomik bütünlüğünü değerlendirerek karar verir. Gerekirse satış kararı da verilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/tarim-arazilerinin-miras-yoluyla-devri/">Tarım Arazilerinin Miras Yoluyla Devri</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/tarim-arazilerinin-miras-yoluyla-devri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miras Taksim Sözleşmesi</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/miras-taksim-sozlesmesi/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/miras-taksim-sozlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Mar 2025 14:04:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=1174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miras, mirasbırakanın ölümü ile başkaca bir hukuki işlem yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün olarak mirasçılara geçer ve kendiliğinden miras ortaklığı oluşur. Kanundan kaynaklanan miras ortaklığının kurulmasının amacı mirasın paylaştırılmasıdır. Mirasın paylaşımı miras ortaklığındaki mirasçıların anlaşması ile olabileceği gibi mahkeme kararı ile de gerçekleşebilmektedir. Yazımızda mirasın tarafların anlaşması ile paylaşılmasını sağlayan miras taksim sözleşmesi, sözleşmenin geçerlilik&#8230;&#160;<a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/miras-taksim-sozlesmesi/" rel="bookmark">Daha fazlasını oku &#187;<span class="screen-reader-text">Miras Taksim Sözleşmesi</span></a></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/miras-taksim-sozlesmesi/">Miras Taksim Sözleşmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Miras, mirasbırakanın ölümü ile başkaca bir hukuki işlem yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün olarak mirasçılara geçer ve kendiliğinden miras ortaklığı oluşur. Kanundan kaynaklanan miras ortaklığının kurulmasının amacı mirasın paylaştırılmasıdır. Mirasın paylaşımı miras ortaklığındaki mirasçıların anlaşması ile olabileceği gibi mahkeme kararı ile de gerçekleşebilmektedir. Yazımızda mirasın tarafların anlaşması ile paylaşılmasını sağlayan miras taksim sözleşmesi, sözleşmenin geçerlilik ve geçersizlik sebepleri ile sözleşmenin ifası üzerinde durulacaktır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasın Paylaştırılması</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras ortaklığı, mirasın paylaşılması üzerine kurulu olan yasa gereği kurulan ve geçici nitelikteki bir ortaklıktır. Mirasın paylaşımı mirasçıların anlaşması ile veya yargı yolu ile mümkün olabilmektedir. Mirasın paylaşılması için yargı yoluna, mirasçılardan biri veya birkaçının miras malları üzerindeki ortak mülkiyetin sonlandırılmasına, bir diğer deyişle mirasın paylaştırılmasına rıza göstermiyor olması üzerine gidilmektedir. Mirasın paylaşımı için açılan dava ortaklığın giderilmesi davası veya izale-i şuyu davası olarak nitelendirilmekte, dava neticesinde ortaklık aynen paylaşım, satış yolu ile paylaşım veya taşınmazda kat mülkiyeti kurulması ile paylaşım usulleriyle giderilmektedir. Detaylı bilgi için: <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ortakligin-kat-mulkiyeti-kurulmasi-suretiyle-giderilmesi/">Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle giderilmesi</a>, <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ortakligin-giderilmesinde-arabuluculuk-ve-tapu-sicili-uygulamalari/">Ortaklığın Giderilmesinde Arabulucuk ve Tapu Sicili Uygulamaları</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras ortaklığının tarafı olan tüm yasal ve atanmış mirasçıların iradelerinin paylaşıma ve paylaşım usulüne yönelik olarak ortak olması, tarafların anlaşması halinde ise miras, miras taksim sözleşmesi ile de paylaştırılabilir. Miras taksim sözleşmesi için yasada geçerlilik koşulu ve geçersizlik sebepleri öngörülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras ortaklığının iradi olarak sona erme hallerinden birisi de mirasçıların elbirliği mülkiyetinden paylı mülkiyete geçmesi neticesinde gündeme gelmektedir. Taşınmaz üzerinde intikal işlemlerinden sonra paylı mülkiyet söz konusu ise miras ortaklığı sona ermiş olacak ve artık tereke malı olmayan mala ilişkin paylaşım gündeme gelmeyecektir. Özetle; paylı mülkiyete tabi bir taşınmaza ilişkin yapılan miras taksim sözleşmesi hüküm ve sonuç doğurmayacaktır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Taksim Sözleşmesi Nedir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesi Türk Medeni Kanunu’nun 676. Maddesinde düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesi, mirasçıların hepsinin, miras kalan malların tamamı veya mallardan yalnızca biri için paylaşım hususunda anlaşmaya yönelik iradelerini yazılı olarak açıkladıkları sözleşmedir. Miras taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için mirasbırakanın ölümünden sonra akdedilmesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasbırakanın sağlığında yapılan sözleşmeler henüz miras hakkı doğmadan yapıldığı için geçersizdir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 678. maddesi de bu hususu hüküm altına almıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların paylaşıma ilişkin iradelerinde payların tamamının eşit olması veya miras payları oranında olması gerekmemektedir. Sözleşmede yazılı anlaşma iradesi yönünde paylaşım yapılacaktır. Yine miras mallarının tümü üzerinde anlaşma sağlanması zorunlu olmayıp yalnızca bir malın paylaşımına yönelik de taksim sözleşmesi düzenlenebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesi yalnızca yasal ve atanmış mirasçılar arasında düzenlenebilmektedir. Üçüncü kişiler miras taksim sözleşmesinin tarafı olamamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesi ile mirasçıları karşılıklı olarak miras haklarına ilişkin taahhüt altına girerler. Sözleşmeye konu tereke aktifleri paylara bölünerek bu payların kime ait olacağı detaylıca yazılmalıdır. Sözleşmenin düzenlenmesinde hak kaybı yaşamamak adına avukat desteği almak önemli olacaktır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Paylaşım Sözleşmesi Yazılı Olmak Zorunda Mıdır?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu TMK m. 676/3 hükmü gereğince miras taksim sözleşmesinin geçerli olması için yazılı olarak yapılması zorunludur. Mirasçıların arasındaki sözlü anlaşmalar geçerli bir miras taksim sözleşmesi oluşturmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar miras taksim sözleşmesinin yazılı olması şart ise de, mirasçılar aralarında yapmış oldukları sözlü paylaşım anlaşması gereğince anlaşma gereği doğan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmişseler, bu noktadan sonra miras taksim sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürerek edimlerin iadesini istemek dürüstlük kuralına aykırı kabul edilmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Taksim Sözleşmesi ile Tapuda İşlem Yapılabilir Mi?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesine konu mallar taşınmaz bir mal olsa dahi sözleşmenin adi yazılı olması yeterlidir. Sözleşmenin noter onaylı olması veyahut tapu memuru önünde resmi senede bağlanması gerekmemektedir. Dolayısıyla miras taksim sözleşmesi ile Tapu Müdürlüğünde işlem yapmak mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Netice: İzah olunan sebeplere binaen mirasa dahil gayrimenkullerin taksimi hakkında mirasçılar arasında yapılacak sözleşmenin muteber olması için yalnız yazılı olması kafi olur, ayrıca tapu memuru huzurunda resmi senede bağlanması mecburiyeti olmadığına…” <strong>(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 1952/2 E., 1952/4 K., 10.12.1952)</strong></em></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Taksim Sözleşmesinin İfası</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesi ile mirasçılar, miras payları üzerinde karşılıklı olarak edimlerin ifası yönünde taahhüt vermektedirler. Miras taksim sözleşmesinin ifası, taşınır mallar ve tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz mallar için zilyetliğin devri, taşınmaz mallar için ise tapu kütüğüne tescil yapılması ile tamamlanmış sayılmaktadır. Bu taahhüt borcu, satım hükümleri uyarınca sorumluluk doğurmaktadır. Dolayısıyla, mirasçılardan biri veya birkaçının taahhüt ettiği edimi yerine getirmemesi halinde diğer mirasçılar dava yolu ile ilgili edimin yerine getirilmesini talep etme hakkına sahiplerdir. İfa davasının edimini ifa etmeyen mirasçıya karşı ve diğer mirasçıların tümü tarafından açılması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesi uyarınca mirasın paylaşılmasının ardından da tarafların garanti borcu altına girdiği kabul edilmektedir. Bir diğer deyişle mirasçılar miras mallarını sözleşme hükümleri uyarınca paylaştırmış olsalar dahi sorumlulukları devam etmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 679. maddesi miras taksim sözleşmesi taraflarının garanti borçlarını hüküm altına almıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">1. <strong><em>“Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar, paylarına düşen mallar için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludurlar.”</em></strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçılar miras malları üzerindeki haklarını sözleşmede yer alan paylaşım hükümleri uyarınca ifa ettikten sonra birbirlerine karşı Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesi hükümleri altında düzenlenen ayıptan ve zapttan sorumluluk hükümleri uyarınca sorumlu olacaklardır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">2. <strong><em>“Mirasçılar, paylaşmada her birine özgülenmiş olan alacakların varlığını birbirlerine karşı garanti ettikleri gibi; borsaya kayıtlı olan kıymetli evrak dışında, alacağın mirasçının hakkına mahsup edilen miktarı için borçlunun ödeme gücünden adî kefil gibi sorumludurlar.”</em></strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların tümü, mirasçılardan her birinin taahhüt ettikleri borca ilişkin, taahhüt alacaklısı mirasçıya karşı adi kefil gibi sorumlu oldukları kabul edilmektedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">3. <strong><em>“Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinin veya daha sonra yerine getirilecek alacaklarda muacceliyet tarihinin üzerinden <u>bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”</u></em></strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yine belirtmek gerekir ki mirasçılar miras taksim sözleşmesi uyarınca tereke aktifleri üzerinde paylaşım yapmış olsalar dahi tereke alacaklılarına karşı müteselsil olarak borçları devam etmektedir. Tereke alacaklısı mirasçılardan herhangi birine başvurarak alacağını tahsil edebilecektir. Tereke borcunu ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara karşı rücu hakkına sahiptir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Taksim Sözleşmesinin Geçersizliği / İptali</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesi usulüne uygun yapılmış olsa dahi mirasçılar bu sözleşmenin geçersizliğini ileri sürme hakkına sahiplerdir. Geçersizlik sebeplerine ilişkin Kanun’un 680. Maddesinde Türk Borçlar Kanunu’na atıf yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel hükümleri, paylaşma sözleşmeleri hakkında da uygulanır.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Borçlar Kanunu’un genel hükümlerinde sözleşmeler tarafların iradelerinin uyuşması olarak nitelendirilmektedir. İrade uyuşmazlıkları söz konusu olduğunda sözleşme geçersiz kabul edilmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 27-48 maddelerinde geçersizlik hallerine değinilmiştir. Hükümlere göre; kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, irade bozuklukları hallerinden yanılma, korkutma ve aldatma ile yetkisiz temsilin söz konusu olduğu hallerde miras taksim sözleşmesinin geçersizliği ileri sürülebilmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Taksim Sözleşmesinin Miras Payının Devrinden Farkları</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras taksim sözleşmesi mirasbırakanın ölümünden sonra, yasal ve atanmış mirasçılar tarafından, adi yazılı şekilde ve miras mallarına ilişkin düzenlenebilen bir sözleşmedir. Sözleşmenin konusu somut malvarlığı değeri olup taraflar yalnızca mirasçılar olabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras payının devri sözleşmesi ise mirasçılardan birinin miras payına ilişkin, diğer mirasçıların muvafakatine ihtiyaç olmaksızın, üçüncü kişilerle akdedilebilen bir sözleşmedir. Sözleşmenin konusu miras payı olup somut bir malvarlığı değildir. Diğer yandan taraflardan birinin mirasçı olması zorunlu iken diğeri üçüncü kişi olabilmektedir.</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/miras-taksim-sozlesmesi/">Miras Taksim Sözleşmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/miras-taksim-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Terekenin Tespiti Ve Korunması Davası</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/terekenin-tespiti-ve-korunmasi-davasi/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/terekenin-tespiti-ve-korunmasi-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2025 17:36:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=1167</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miras hukukunun temelini tereke kavramı oluşturmaktadır. Tereke, mirasbırakandan kalan malvarlığını ifade etmektedir. Mirasbırakanın ölümü ile birlikte aktif ve pasif tüm malvarlığı kendiliğinden mirasçılara geçmektedir. Terekenin tespiti davası ile mirasbırakandan kalan hakların ve borçların tam ve eksiksiz şekilde tespiti amaçlanmaktadır. Bu yönüyle ilerleyen süreçte mirasçıların mirasa ilişkin yapacakları iş ve işlemleri ne şekilde yürütebilecekleri de tespit&#8230;&#160;<a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/terekenin-tespiti-ve-korunmasi-davasi/" rel="bookmark">Daha fazlasını oku &#187;<span class="screen-reader-text">Terekenin Tespiti Ve Korunması Davası</span></a></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/terekenin-tespiti-ve-korunmasi-davasi/">Terekenin Tespiti Ve Korunması Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Miras hukukunun temelini tereke kavramı oluşturmaktadır. Tereke, mirasbırakandan kalan malvarlığını ifade etmektedir. Mirasbırakanın ölümü ile birlikte aktif ve pasif tüm malvarlığı kendiliğinden mirasçılara geçmektedir. Terekenin tespiti davası ile mirasbırakandan kalan hakların ve borçların tam ve eksiksiz şekilde tespiti amaçlanmaktadır. Bu yönüyle ilerleyen süreçte mirasçıların mirasa ilişkin yapacakları iş ve işlemleri ne şekilde yürütebilecekleri de tespit olunmuş olacaktır. Bu yazımızda terekenin niteliğini, tereke kapsamına girebilecek malların neler olduğunu, tespitin ne şekilde yapıldığını, terekenin korunmasına ilişkin alınabilecek tedbirlerin neler olduğunu açıklayacağız.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tereke Nedir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tereke, mirasbırakanın ölümü anına sahip olduğu tüm malvarlıkları, haklar ve borçları ifade etmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun mirasın kazanılmasını düzenleyen 599. hükmüne göre;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hüküm gereği mirasçıların tamamının kendiliğinden sahip oldukları tereke aktifi ile kendiliğinden sorumlu olacakları tereke pasiflerinin neler olduğunun tespiti zaman zaman mümkün olamayabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tereke aktif malvarlığı ve pasif malvarlığından oluşmaktadır. Aktif malvarlıkları mirasbırakanın ölümü anında sahip olduğu taşınır ve taşınmaz malvarlıklarını, alacak haklarını, fikri hakları, menkul kıymetleri, banka ve mevduat hesaplarını kapsamaktadır. Pasif malvarlıkları ise temel ifade ile mirasbırakanın borçlarını ifade etmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Terekenin Tespiti Davası Nedir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin tespiti davası ile temelde mirasbırakandan kalan aktif ve pasif malvarlığının eksiksiz ve tam olarak tespiti hedeflenmektedir. Mirasçılar arasında mirasbırakana ait malvarlığının neler olduğu hususunda anlaşmazlıklar çıkabilir veya mirasbırakanın malvarlığı dağınık olduğundan mirasçılar tarafından tam olarak bilinemeyebilir. Bu durumda terekenin tespiti davası gündeme gelecektir. Terekenin tespiti davasına yalnızca terekenin aktif ve pasif malvarlıklarının tespitine yer verilmekte, mirasın paylaşılmasına ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamaktadır. Terekenin tespitinden sonra yasal ve atanmış mirasçılar miras taksim sözleşmesi veya ortaklığın giderilmesi gibi mirasın paylaşılmasına yönelik iş ve işlemleri daha doğru şekilde yürütebileceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin tespiti davası ile birlikte terekenin korunmasına yönelik defter tutma, terekenin mühürlenmesi, terekenin resmen yönetilmesi ve vasiyetnamelere ilişkin koruyu tedbirler uygulanması mümkündür. Aşağıda terekenin korunmasına ilişkin işlemlere detaylı olarak yer verilmiştir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Kalan Malvarlığı Nasıl Tespit Edilir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin tespiti talepli davanın açılması ile birlikte sulh mahkemesince öncelikle mirasçıların beyanlarına başvurmaktadır. Bilhassa davayı ikame eden mirasçının mirasbırakanın malvarlığına ilişkin bilgileri mahkemeye beyan etmesi sürecin hızlı yürütülmesi açısından önem arz etmektedir. Ancak mahkeme yalnızca mirasıların beyanlarıyla bağlı değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öncelikle ilgili merciilere müzekkere yazılarak mirasbırakana ait malvarlıklarının bilgisinin gönderilmesi istenecektir. Muhafaza edilmesi mümkün olmayan mallar ise re’sen satılır ve satış bedeli parasal olarak terekeye eklenir. Muhafazası mümkün olmayan malvarlıklarına tarla mahsulü gibi ürünler örnek verilebilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müzekkere yazılacak olan ilgili yerlere örnek olarak tapu kayıtlarının istenmesi, araç ruhsatlarının araştırılması, bankalarda yer alan ve tüm menkul hesapları içeren banka hesap dökümlerinin istenmesi, vasiyetnameler, alacak senetleri gibi belgeler mahkemece toplanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan, terekenin pasifinin tespiti bakımından ise mirasbırakana ait kredi ve kredi kartı borçlarının sorulmakta, vergi borç durumu sorgulanmakta ve varsa aleyhine başlatılan dava ve icra dosyalarının sorgusu dosya arasına eklenmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Terekeye Eklenmesi Mümkün Olmayan Mallar ve İstisnaları</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tereke, mirasbırakanın ölümü anında sahip olduğu hak, alacak ve borçları ifade etmekteyse de terekeye eklenmesi mümkün olmayan mal ve haklar da mevcuttur.</li>



<li><strong>Kişilik haklarından doğan haklar: </strong>Kişilik haklarından doğan haklar kural olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar olarak ifade edilmekte, başkasına devredilememekte ve mirasçılara geçmemektedir. Bir kimse kişilik haklarına saldırı meydana geldiği takdirde manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Türk Medeni Kanunu’nun 25/4 hükmü uyarınca da manevi tazminat talebinin karşı tarafça kabul edilmemesi halinde devri, mirasbırakan tarafından ileri sürülmemesi halinde mirasçılara geçmesi mümkün değildir. Mirasbırakan tarafından ileri sürülmesi ile ifade edilen yalnızca ölüm anından evvel manevi tazminat talepli dava açılması değil, manevi tazminat talepli dava açma iradesini açıklaması halini de kapsamaktadır.</li>



<li><strong>Aile hukukundan kaynaklanan hak ve borçlar:</strong> Aile hukukundan kaynaklanan haklar kural olarak mirasçılara geçmemektedir. Ancak nişanın bozulması sebebiyle maddi tazminat talebinin mirasbırakan tarafından ölmeden önce dava açılmak suretiyle veya dava açma iradesini açıklamak suretiyle ileri sürülmesi halinde mirasçılara geçmesi mümkün olacaktır.</li>



<li>Nafaka yükümlülüğü ve nafaka alacaklılığı taraflardan birinin ölümü ile sona ermektedir. Ancak ölümden önce muaccel olan nafaka alacağının veya nafaka borcunun mirasçılara geçmesi mümkündür.</li>



<li>Eser sözleşmesi ve vekalet sözleşmesi gibi sözleşmelerde tarafların kişilikleri önem arz ettiğinden bu tür sözleşmeler mirasbırakanın ölümü ile sona erer ve sözleşme borcu mirasçılara intikal etmez.</li>



<li>İntifa hakkı ve oturma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olup hak sahibinin ölümü ile sona ermekte, mirasçılara intikal etmemektedir. Üst hakkı ve kaynak hakkı ise malvarlığına bağlı haklardan olup malvarlığının mirasçılara geçmesi ile hakkın da intikal ettiği kabul edilecektir.</li>



<li>Destekten yoksun kalma tazminatı, kıdem tazminatı, İş Kanunu’ndan kaynaklanan ölüm tazminatı, dul ve yetim aylığı, emeklilik ikramiyesi yasal olarak mirasçılara ödeneceğinden tereke mallarına dahil edilmezler.</li>
</ul>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tespit Edilen ve Miras Kalan Malvarlığının Hangi Tarihteki Değeri Dikkate Alınır?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin tespiti ile birlikte miras kalan malvarlığı değerinin tespiti de önem arz etmektedir. Bunun yanında mirastan kaynaklanan davalarda da miras kalan malvarlığının hangi tarihteki değerinin dikkate alınacağı önemlidir. Türk Medeni Kanunu’nun 507. maddesi ile 575. maddesi hükümleri uyarınca miras kalan malvarlığının ölüm anındaki piyasa değerinin dikkate alınacağı hususu hüküm altına alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Tasarruf edilebilir kısım, terekenin mirasbırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Malvarlıkları değeri tespit edilirken ölüm tarihinden sonra malvarlığının değerine etki eden olumlu ve olumsuz gelişmeler dikkate alınmayacaktır. Birtakım hususlarda malvarlığı değerinin tespiti açısından ayrık durumlar söz konusudur.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Mirasbırakanın sağlığında bağışlanan bir malvarlığını değerinin tespit edilmesinde; malvarlığının bağışlandığı gündeki nitelikleri dikkate alınarak, mirasbırakanın ölümü tarihindeki değeri tespit edilecektir.</li>



<li>Mirasbırakan üçüncü kişilerin aldığı malvarlığının parasını ödemişse, bir nevi gizli bağış söz konusu ise, ödenen bedelin mirasbırakanın ölümü anındaki değeri hesaplanarak maddi değer olarak terekeye eklenecektir.</li>



<li>Mirasbırakan sağlığında muvazaalı bir işlem yapmış ise, bir diğer deyişle muris malvarlığını üçüncü bir kişiye değerinin çok altında bir bedelle devretmişse, malın mirasbırakanın ölümü tarihindeki değeri tespit edilerek, ödenen miktar mahsup edilir ve terekeye eklenir.</li>
</ul>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Terekenin Tespiti Davasının Tarafları Kimlerdir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin tespiti davası açma hakkına sahip kimseler yasal ve atanmış mirasçıların her birisidir. Mirasçıların birlikte dava açma yükümlülüğü bulunmamakta, terekenin tespitini yalnız bir mirasçı da talep edebilmektedir. Terekenin tespiti davası yalnızca bir tespit hükmü içerdiğinden, herhangi bir çekişmeli durum söz konusu olmadığından, davanın davalısı bulunmamakta, dava husumetsiz görülmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Terekenin Korunması</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin korunması maksadıyla bir kısım koruma önlemleri öngörülmüştür. Bunlardan bazıları mirasçıların talep etmesi halinde gündeme gelebilecekken bazıları ise mirasın açıldığı yer Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından re’sen hükmedilebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu koruyucu tedbirlerin uygulanabilmesi için bazı masrafların yapılması gerekecektir. Bu masraflar ileride tereke malvarlığından karşılanmak üzere başvuran kişi tarafından veya re’sen koruma tedbiri alınması halinde hazine tarafından karşılanmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">1. <strong>Tereke Malları İçin Defter Tutulması (TMK m. 590)</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin defterinin tutulması mirasbırakanın ölümünden itibaren 1 aylık süre içerisinde mirasçılardan birinin sulh hukuk mahkemesine başvurusu üzerine mümkündür. Mirasçılardan birinin vesayet altında olması veya mirasçılardan birinden uzun süredir haber alınamıyor olması durumunda da re’sen defter tutulmasına karar verilmesi mümkündür. Terekenin defterinin tutulması basit ifadesiyle malvarlıklarının, hakların ve borçların kalem kalem kayıt altına alınmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Defterde yer alan malvarlıklarından birinin mirasbırakana değil de kendisine ait olduğunu iddia eden kişi istihkak davası açma hakkına sahiptir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">2.<strong>Terekenin Mühürlenmesi (TMK m. 591)</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tereke mallarının kayıt alınmasının ardından defterde yer alan mallardan biri veya birkaçının mühürlenmesine karar verilebilecektir. Mühür altına alama işlemi defter tutumundan önce de yapılabilmektedir. Mühürleme işlemleri esnasında mirasbırakanla birlikte oturanların ihtiyaçları dikkate alınmaktadır. Buna göre mühürlenmesine karar verilen eşya tutanak altına alınarak bu kişilerden birine yed’iemin olarak bırakılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alacaklıların talebi halinde de mühürleme kararı alınması mümkündür. Bu halde mühürleme, alacak miktarıyla sınırlı olarak yapılmaktadır. Alacaklıya güvence gösterilmesi halinde mühürleme işlemi yapılamamaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">3.<strong>Terekenin Resmen Yönetilmesi (TMK m. 592-593)</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı hallerde sulh hakimi terekenin resmen yönetilmesine karar verebilmektedir. Bu haller yasada sınırlı olarak sayılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>a.</strong> Mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci de bırakmaması hâlinde menfaati gerektiriyorsa,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>b.</strong> Mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamazsa veya bir mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olursa,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>c. </strong>Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>d. </strong>Kanunda özel olarak öngörülmüşse: Türk Medeni Kanunu’nun 523, 551,584 ve 634. Maddeleri bu hükme örnek olarak gösterilebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin resmen yönetimine karar verildiği takdirde terekeyi yönetmesi için bir kimseyi görevlendirmektedir. Yönetici, mirasın korunması ve mirasçılarının haklarının korunması açısından her türlü iş ve işlemi yapmaya yetkili olacaktır. Bu kapsamda tereke defterinin tutulması, muhafazası mümkün olmayan malların satılması, alacakların tahsili ve borçların ödenmesi, mirasçıların menfaatlerine aykırı düşmeyen vasiyetlerin sulh hakimi izni ve asliye hukuk hakiminin onayı ile yerine getirilmesi gibi iş ve işlemleri yürütmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Terekenin Tespiti Davasında Hak Düşürücü Süre</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras, mirasbırakanın ölümü anında mirasçılara geçmekte ve dolayısıyla mirasa ilişkin haklar da mirasbırakanın ölümü anından sonra talep edilebilir hale gelmektedir. Terekenin tespiti davası için herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi öngörülmemiş olup her zaman açılması mümkündür.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Terekenin Tespiti ve Korunmasına İlişkin Davalarda Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin tespiti ve korunması davalarından Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi ise yetkili mahkemedir. Mirasbırakanın son yerleşim yerinin yurt dışında olması durumunda ise yetkili mahkeme Türkiye’de malvarlığının bulunduğu yer mahkemesi olarak kabul edilmektedir.</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/terekenin-tespiti-ve-korunmasi-davasi/">Terekenin Tespiti Ve Korunması Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/terekenin-tespiti-ve-korunmasi-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mirasın Reddi / Reddi Miras</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirasin-reddi-reddi-miras/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirasin-reddi-reddi-miras/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2025 20:12:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanunu’nun 599/1 maddesine göre mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kazanırlar. Miras kazanımı mirasbırakanın malvarlığı ve haklarının yanında borçlarını da kapsamaktadır. Mirasın geçmesiyle birlikte mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kendi malvarlıkları ile de kişisel olarak sorumlu olacaklardır. Mirasçıları, mirasbırakanın borçlarında kurtarmak maksadıyla yasada mirasın reddi hakkında düzenleme mevcuttur. Bu makalemiz ile birlikte mirasın&#8230;&#160;<a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirasin-reddi-reddi-miras/" rel="bookmark">Daha fazlasını oku &#187;<span class="screen-reader-text">Mirasın Reddi / Reddi Miras</span></a></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirasin-reddi-reddi-miras/">Mirasın Reddi / Reddi Miras</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’nun 599/1 maddesine göre mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kazanırlar. Miras kazanımı mirasbırakanın malvarlığı ve haklarının yanında borçlarını da kapsamaktadır. Mirasın geçmesiyle birlikte mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kendi malvarlıkları ile de kişisel olarak sorumlu olacaklardır. Mirasçıları, mirasbırakanın borçlarında kurtarmak maksadıyla yasada mirasın reddi hakkında düzenleme mevcuttur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu makalemiz ile birlikte mirasın reddinin ne şekilde gerçekleşeceği, kimlerin mirası reddedebileceği, mirası reddetmenin yasal neticeleri, ret hakkının düşmesi ve mirası reddetme hakkı kullanıldıktan sonra bu haktan dönülüp dönülemeyeceği hususları incelenecektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasın Gerçek Reddi</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın gerçek reddi, tereke durumuna bakılmaksızın, mirasçının hür iradesi ile mirası ret süresi içerisinde, mirası reddettiğine ilişkin beyanını yazılı veya sözlü olarak açıklamasıdır. Mirasın gerçek reddi ancak dava yoluyla gerçekleştirilebilmektedir. Bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan mirasın reddi, tek taraflı irade beyanının açıklanması ile sonuç doğuracaktır. Mirası reddeden mirasçı, mirasbırakanın terekesindeki malvarlıklarından yararlanamayacağı gibi mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu da ortadan kalkacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın reddi, mirasbırakanın ölümü halinde kullanılabilecek bir hak olup mirasbırakan sağ iken mirasın reddi mümkün değildir. Mirasbırakan sağ iken, mirasbırakanın mirasından faydalanmak istemeyen mirasçının, mirasbırakan ile mirastan feragat sözleşmesi yapması gerekmektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasın Hükmen Reddi</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın hükmen reddi, Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 maddesinde düzenlenmiştir. Mirasın hükmen reddi için ayrı bir beyan açıklanmasına veya dava açılmasına gerek olmayıp koşullarının oluşması halinde kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Mirasın hükmen reddi için herhangi bir süre öngörülmemiş olup her zaman ileri sürülebilmekte olup itiraz niteliğindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak mirasbırakanın alacaklılarına karşı kesin delil olarak kullanılabilmesi adına mirasçılar tarafından mirasın hükmen reddinin tescili mirasbırakanın son yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi’nden talep edilebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın hükmen reddi; mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş olması ve mirasçının açık veya örtülü olarak mirası kabul etmemiş ve kabul ettiğini gösterir davranışlarda bulunmamış olması halinde mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alacaklıların mirasbırakan aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde, haczi kabil herhangi bir malvarlığının bulunmadığının tespiti, mirasbırakanın iflasına karar verilmiş olması, konkordato sürecinde bulunması hallerinde mirasbırakanın ödemeden aczinin resmen tespit edilmiş olduğu kabul edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın hükmen reddinin tespitine ilişkin davanın tereke alacaklılarının tamamının davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın hükmen reddinin tespitine ilişkin karar yalnızca talep eden mirasçıyı değil, mirasın kabulüne delalet eden herhangi bir iş ve işlemde bulunmayan her mirasçıyı etkilemektedir. Mirası tüm mirasçıların reddetmesi halinde miras iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Mirasbırakanın tüm borçlarının ödenmesi neticesinde kalan kısım miras reddedilmemiş gibi mirasçılara ödenecektir. Mirasçılardan birinin tasfiye anına kadar mirası kabul ettiklerine ilişkin açık veya örtülü beyanda bulunması veya terekenin defterinin tutulmasının istenilmesi halinde mirasın hükmen reddine karar verilemez.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirası Kimler Reddedebilir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yasal olarak mirası reddetme hakkı olanlar yasal ve atanmış mirasçılardır. Her ne kadar vasiyet alacaklılarının mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu yoksa da vasiyet alacaklısının da mirası reddetme hakkı bulunmaktadır. Devlet, kanunen mirasçı sıfatını haiz olduğundan, mirası ret hakkı da mevcuttur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirası ret beyanını açıklamak isteyen kimsenin, bunu dava yoluyla gerçekleştirebileceği de göz önünde bulundurularak, fiil ehliyetini haiz olması gerekmektedir. Dolayısıyla <strong>tam ehliyetlilerin</strong> mirası ret hakkını bizzat veya özel yetkili temsilci aracılığıyla kullanması mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişinin velayet altında olması halinde, anne ve babası aracılığıyla, anne ve baba ayrı ise velayet hakkı sahibi anne veya babanın aracılığıyla kullanabilecektir. Çocuk ile anne ve babanın hukuki yararları çatışmaktaysa çocuğa kayyım tayin edilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kişinin vesayet altında olması, <strong>tam ehliyetsiz olması</strong> halinde ise mirası ret beyanı vasi aracılığıyla açıklanabilecektir. Vasinin, kısıtlı adına mirası reddebilmesi için vesayet ve denetim makamlarının iznini alması gerekmektedir. Aksi halde mirası ret beyanı hüküm ve sonuç doğurmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sınırlı ehliyetsizler</strong>, temsilci aracılığıyla veya temsilcinin onayı ile bizzat mirası reddedebilmektedir. Sınırlı ehliyetsizlerin mirası ret haklarını kullanabilmeleri için vesayet ve denetim makamlarının izni aranmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sınırlı ehliyetlilerin</strong> yasal temsilcilerinin izni veya onayı olmaksızın yapamayacağı iş ve işlemler Türk Medeni Kanunu’nun 429. maddesinde sayılmış olup mirasın reddi bunlardan biri değildir. Dolayısıyla sınırlı ehliyetli bir kimsenin mirası bizzat veya özel yetkili temsilci aracılığıyla reddetmesi mümkün olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın reddine ilişkin davanın vekil aracılığıyla açılmak istenmesi halinde, <strong>vekaletnamede “mirasın reddi”ne ilişkin özel yetkinin</strong> bulunması gerekmektedir. Bu zorunluluk 24.07.1965 tarihli Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 40. ve <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/2.5.20035960.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">12.08.2003 tarihli Tüzüğün </a>39. maddelerinde açıklanmıştır. Özel yetkinin bulunmaması halinde mirasçının duruşmada hazır bulunması ve vekilin işlemlerine icazet vermesi halinde mirasın reddi beyanı geçerli kabul edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eşler arasında yasal mal rejimi “edinilmiş mallara katılma” rejimidir. Eşlerin aralarında yapacakları bir anlaşma ile evlilik birliği içerisinde “mal ortaklığı” rejimini tercih etmesi mümkündür. <strong>Eşler arasında mal ortaklığı bulunması halinde</strong>, eşlerden biri diğerinin rızası olmaksızın mirası reddedemeyeceği gibi terekenin borca batık olması halinde mirası kabul edemez.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasın Reddinin Koşulları</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading">a.<strong>Mahkemeye Yazılı veya Sözlü Bildirim Yoluyla Yapılmalıdır.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’nun 609. Maddesi düzenlemesine göre mirasın reddi / mirasın gerçek reddi mirasçının, yasal süresi içerisinde, Sulh Hukuk Mahkemesine yazılı veya sözlü olarak beyanda bulunması ile gerçekleşmektedir. Hükümden anlaşılacağı üzere mirasın reddi beyanı için herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçının mirasın reddine ilişkin herhangi bir gerekçe açıklama yükümlülüğü bulunmamaktadır. Mirası reddettiğini açıkça beyan etmesi yeterlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">b. <strong>Kayıtsız ve Şartsız Olmalıdır.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın reddinin herhangi bir kayda veya koşula bağlanmamış olması gerekir. Kayıtlı ve şartlı mirasın reddi beyanı geçersiz kabul edilir ve mirasçı mirası kazanır. Ancak mirasın reddi beyanının reddedilmesi halinde ve yasal süre devam etmekteyken mirasçının yeniden mirası reddetme hakkı bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın reddinin kayıtsız ve şartsız olmasının istisnası Türk Medeni Kanunu’nun 614. maddesinde düzenlenmiştir. <strong><em>“Sonra gelen mirasçılar yararına ret”</em></strong> başlıklı hükme göre;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.”</em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">c. <strong>Yasal Süresi İçerisinde Yapılmalıdır.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirası ret hakkı süresi yasal ve atanmış mirasçılar açısından kural olarak, mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten itibaren 3 aydır. Mirasçıların, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmeleri halinde sürenin uzadığı kabul edilecektir. Yasal mirasçının miras hakkı, mirasbırakan tarafından sağlığında yapılan bir ölüme bağlı tasarruf ile engellenmişse, ölüme bağlı tasarrufun iptalinin mirasçı tarafından öğrenilmesi ile mirasın reddi için hak düşürücü süre işlemeye başlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vasiyet alacaklıları bakımından ise süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendisine bildirildiği andan itibaren başladığı kabul edilmektedir. Resmi bildirim vasiyetnameyi açan mahkemece yapılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’nun 590. maddesi düzenlemesi gereği koruma önlemi olarak terekenin yazılmasına karar verilebilmektedir. Böylesi bir durumda mirası ret süresi, yazım işleminin sona erdiğinin sulh mahkemesi tarafından mirasçılara bildirilmesi ile mirasın reddi süresi işlemeye başlayacaktır. Sürenin bu madde kapsamında işleyebilmesi için tereke yazımına mirasın reddi için öngörülen 3 aylık yasal süre içerisinde başlanması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin resmi defterinin tutulması halinde ise süre, yalnızca resmi defter tutulmasını talep eden mirasçı bakımından, defter inceleme süresi bittikten sonra 1 ay içerisinde mirası ret hakkını kullanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Usulüne uygun mirasın reddi beyanında bulunulması halinde sulh hâkimi, beyanın süresinde yapılıp yapılmadığını ve reddedenin mirasçılık sıfatının bulunup bulunmadığını inceleyebilmektedir. Bu koşulların oluşması halinde başkaca araştırmaya gerek olmaksızın mirasın reddi hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Mirasın reddini tespit eden sulh mahkemesi ayrıca ret beyanının özel kütüğe tesciline karar verecektir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri başka bir yerde bulunuyorsa, mirasın reddinin tescili mirasın açıldığı yerdeki sulh mahkemesine gönderilir ve mirasın açıldığı yer mahkemesince özel kütüğe yazılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bundan sonra mirasçının açılacak duruşmaya katılma zorunluluğu bulunmamakta ve dahi mirasçının davayı takip etmediğinden bahisle “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilememektedir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasın Reddine İlişkin Sürenin Uzatılması Mümkün Müdür?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu 615. maddesinde mirasın reddine ilişkin hak düşürücü sürenin uzatılabileceği düzenlenmiştir. Hükme göre;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sulh hakimi mirasın reddi süresini re’sen uzatamamakta, sürenin uzatılması yönünde karar tesis edilebilmesi için mirasçılardan birisinin talebinin bulunması gerekmektedir. Haklı sebebin varlığı her somut olay özelinde hakim tarafından değerlendirilmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre; mirasçının ağır hastalığı, tereke mallarının çeşitli ülkelerde veya şehirlerde dağınık olması, mirasçının temyiz gücünü yitirmesi ve yasal temsilci seçiminin uzaması gibi durumlar haklı sebep olarak kabul edilmiştir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasçının, Kendisine Kalan Mirası Reddetme Süresi İçinde Vefat Etmesi</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirası reddetme hakkı süresi içerisinde vefat eden mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçecektir. Bir diğer deyişle vefat eden mirasçının mirasçıları, mirasçıya kalan mirası reddetme hakkına da sahip olacaklardır. Bu husus Türk Medeni Kanunu’nun 608. maddesinde düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirası ret hakkını edinen mirasçıların hem kendi mirasbırakanlarından gelen mirası reddetme hakları hem de kendi mirasbırakanlarına gelen mirası reddetme hakları olacaktır. Mirasçılar mirasbırakanlarına gelen mirası reddedip, kendilerine gelen mirası kabul edebilirler. Ancak kendilerine gelen mirası reddedip, mirasbırakanlarına gelen mirası kabul etmeleri mümkün olmamaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading">Miras <strong>Ret Hakkının Düşmesi</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirası ret hakkının düşmesine neden olan haller Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde sayılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirası ret hakkının süresi içerisinde kullanılmamış olması halinde mirası ret hakkı düşer ve mirasçı mirası kayıtsız şartsız ve bir bütün olarak kazanmış kabul edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ret süresi içerisinde mirasçının tereke işlemlerine karışması ve terekenin olağan yönetimine ilişkin olmayan eylemlerde bulunması, mirasbırakanın işlerinin yürütmesi için gerekli olanın dışında işler yapması ya da tereke mallarını gizlemesi veya kendisine mal etmesi halinde mirası reddedemez. Bu hallerde mirasçının, mirası örtülü olarak kabul ettiği kabul edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terekenin olağan yönetimine ilişkin olmayan eylemler açısından mirasçının yaptığı işlemin niteliğine bakılması gerekmektedir. Eğer mirasçı tereke üzerinde işlem yaparken mirası kabul etmek amacıyla değil de meydana gelebilecek zararların önüne geçmek amacıyla hareket ediyorsa tereke işlemlerine karıştığı kabul edilmemektedir. Temerrüt faizinin işlememesi amacıyla para borcunun ödenmesi, acil onarım işlerinin yapılması, tereke defterinin tutulması, vergilerin ödenmesi gibi işlemler ret hakkının düşmesine neden olmamaktadır. Yine hüküm gereği; zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tereke mallarının satılması, taşınmazın intikali, miras sebebiyle istihkak, tenkis veya ortaklığın giderilmesi davalarının açılması mirasın kabulü anlamını taşımakta olup mirasın reddi hakkının düşmesine sebep olmaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasın Reddinin Hüküm ve Sonuçları</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın reddi/mirasın gerçek reddi yalnızca reddeden mirasçıyı etkilemektedir. Diğer mirasçılar açısından hüküm ve sonuç doğurmamaktadır. Mirası reddeden mirasçının payı, reddeden mirasçı mirasbırakandan önce vefat etmiş gibi kendi altsoyuna, mirasçısı bulunmaması halinde mirası reddetmeyen diğer mirasçılara geçecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların tamamının mirası reddetmesi halinde miras iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiyeden arta kalan malvarlığı, mirasçılar mirası reddetmemiş gibi miras payları oranında dağıtılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın, mirasbırakanın altsoyunun tamamı tarafından reddedilmesi halinde sağ kalan eş tek başına mirasçı olacaktır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasın Reddinden Dönülebilir Mi?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın reddi beyanı, beyanın sulh mahkemesine ulaşmasıyla birlikte hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Bundan sonra mirasın reddi beyanından ancak tüm mirasçıların muvafakati veya açılacak olan reddin iptali davasıyla dönülebilecektir. Mirasın reddi davası her ne kadar hasımsız olarak ikame edilse ve feragat beyanı her ne kadar tek taraflı bir beyansa da tek başına hüküm ve sonuç doğuramamaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mirasın Reddinde Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın reddi davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Kural olarak yetkili mahkeme mirasın açıldığı yer, bir diğer deyişle mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak mirasın reddi çekişmesiz yargı işlerinden olduğundan HMK 384. Maddesi uyarınca talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkili kabul edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasın reddi konusunda  hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirasin-reddi-reddi-miras/">Mirasın Reddi / Reddi Miras</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirasin-reddi-reddi-miras/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle Giderilmesi</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ortakligin-kat-mulkiyeti-kurulmasi-suretiyle-giderilmesi/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ortakligin-kat-mulkiyeti-kurulmasi-suretiyle-giderilmesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 19:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Gayrimenkul Avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kat Mülkiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taşınır veya taşınmaz malların birden çok malikinin olması durumunda, elbirliği(iştirak) veya paylı(müşterek) mülkiyete tabi olması fark etmeksizin, ortak mülkiyetin sona erdirilerek aynen veya nakden taksiminin sağlanması maksadıyla açılan dava, ortaklığı giderilmesi (izale-i şuyu) davası olarak nitelendirilmektedir. Bu dava ile ortaklık bireysel mülkiyete dönüştürülmek istenmektedir. Ortaklığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesi için maliklerin birinin talepte bulunması gerekmektedir.&#8230;&#160;<a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ortakligin-kat-mulkiyeti-kurulmasi-suretiyle-giderilmesi/" rel="bookmark">Daha fazlasını oku &#187;<span class="screen-reader-text">Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle Giderilmesi</span></a></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ortakligin-kat-mulkiyeti-kurulmasi-suretiyle-giderilmesi/">Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle Giderilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Taşınır veya taşınmaz malların birden çok malikinin olması durumunda, elbirliği(iştirak) veya paylı(müşterek) mülkiyete tabi olması fark etmeksizin, ortak mülkiyetin sona erdirilerek aynen veya nakden taksiminin sağlanması maksadıyla açılan dava, ortaklığı giderilmesi (izale-i şuyu) davası olarak nitelendirilmektedir. Bu dava ile ortaklık bireysel mülkiyete dönüştürülmek istenmektedir. Ortaklığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesi için maliklerin birinin talepte bulunması gerekmektedir. Talep halinde ve mümkünse ortaklık aynen giderilecek aksi halde taşınır veya taşınmaz malın satışı sonrasında satış bedeli nakden paylaştırılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taşınmaz malın, aynen bölüştürülmesi, bir diğer deyişle her bir paydaşa bireysel mülkiyet hakkı kazandırılması, taşınmazda kat mülkiyeti kurulması halinde mümkün olabilmektedir. Ortaklığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesi bir kısım koşulların oluşması halinde mümkündür. Bu makalemizde ortaklığın giderilmesinin ne anlama geldiğini, ortaklığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesinin koşullarını ve dava sürecini detaylı şekilde inceleyeceğiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Elbirliği Mülkiyet ve Paylı Mülkiyet Kavramları</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">4721 sayılı Türk Medeni Kanunu birlikte mülkiyet halini ve birlikte mülkiyete dair hükümleri düzenlemiştir. Ortaklığın giderilmesi davası açılabilmesi için ortak bir mülkiyetten söz edilmesi gerekmekle birlikte, ortak mülkiyetin niteliği önem arz etmemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbirliği mülkiyeti Kanun&#8217;un 701. maddesinde düzenlenmiştir.<br><strong>&#8220;Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.&#8221; </strong>Elbirliği mülkiyetin oluşması ancak kanunda öngörülen hallerde mümkün olup genellikle miras ortaklıklarında karşımıza çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paylı mülkiyet ise 688. maddede;<br><strong>&#8220;Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur.&#8221;</strong> hükmü ile izah edilmiştir. Paylı mülkiyetin tarafların iradeleri ile oluşturulabilmektedir. Daha ayrıntılı bilgi için <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/payli-mulkiyet-musterek-mulkiyet-nedir/">&#8220;paylı mülkiyet nedir?&#8221;</a> ve <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/elbirligi-istirak-halinde-mulkiyet-nedir/">&#8221; elbirliği mülkiyeti nedir?&#8221; </a>yazımızı okuyabilirsiniz. </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle Giderilmesi</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kat mülkiyeti sistemi, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet ilişkilerini düzenleyerek taşınmazın bağımsız bölümlere ayrılmasını sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4721 sayılı Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 699/2. Maddesinde birlikte mülkiyetin kat mülkiyeti kurularak giderilebileceği ve aynen taksimin usulü hüküm altına alınmıştır.<br><strong>&#8220;Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir.&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10/7 Maddesinde ise;<br><strong>&#8221; Kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir gayrimenkul üzerindeki ortaklığın giderilmesi davalarında, mirasçılardan veya ortak maliklerden biri, paylaşmanın, kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümlerin tahsisi suretiyle yapılmasını isterse, hakim, o gayrimenkulün mülkiyetinin, 12 nci maddede yazılı belgelere dayanılarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verebilir.&#8221;</strong> hükmü düzenlenmiştir. Hükme göre; kat mülkiyetine geçişe elverişli bir gayrimenkul üzerinde ortaklığın kat mülkiyeti kurulması yoluyla giderilebilir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kat Mülkiyetine Geçiş Suretiyle Ortaklığın Giderilmesinin Koşulları Nelerdir?</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A. Davaya Konu Gayrimenkul Kat Mülkiyetine Elverişli Olmalıdır.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Gayrimenkulün kat mülkiyeti kurulmasına elverişli olabilmesi için de ayrı koşullar öngörülmüştür.<br><strong>•</strong><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.634.pdf"> Kat Mülkiyeti Kanunu</a>&#8216;nun 1. Maddesi uyarınca öncelikle taşınmaz üzerindeki yapının tamamlanmış olması gerekmektedir.<br><strong>•</strong> Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 50/2. maddesine göre ise; yapının tümü &#8220;kargir&#8221; olmalıdır. Kargir, taş veya tuğla ile yapılmış olan yapıları ifade etmektedir.<br><strong>•</strong> Yapı, her biri bağımsız bölüm olma özelliğini taşıyan ve diğer bölümlerden ayrı olarak kullanılmaya uygun alanlara ayrılmış olmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B. Her Paydaşa En Az Bir Bağımsız Bölüm Tahsis Edilebiliyor Olmalıdır.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay uygulamalarına göre, paydaş sayısına göre bağımsız bölümlerin yeterli olması durumunda, her paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşecek şekilde tahsis yapılması gereklidir. Her paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmeyecek olması durumunda ortaklık kat mülkiyetine geçiş suretiyle değil satış suretiyle giderilecektir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C. KMK’nın 12. maddesinde Yer Alan Belgelerin Sağlanması Gerekmektedir.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kat mülkiyetine geçiş için gerekli belgeler Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 12. maddesinde düzenlenmiştir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>•Onaylı mimari proje bulunmalıdır.</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Onaylı mimari projenin, proje düzenlemeye yetkili mimar tarafından hazırlanmalıdır. Projenin yapının dış cephelerini, iç taksimatını, bağımsız bölümleri, eklentileri ve ortak alanları ayrı ayrı ve detaylı bir biçimde gösteriyor olması aranmaktadır. Proje içeriğinde ayrıca bağımsız bölümlerin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleriyle oranlı arsa paylarını belirtilmesi gerekmektedir. Yine kat, daire, iş bürosu gibi bağımsız bölümlerin türlerini ve yapı inşaat alanını açıkça içermesi gerekmektedir</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mimari proje ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca onaylanmaktadır. Ana gayrimenkulün maliki veya tüm paydaşlarının imzalarını da haiz olması gerekecektir. Kurumlarca onaylanan ve malikler tarafından da imza altına alınan proje elektronik ortam üzerinden tapu müdürlüklerine gönderilebilmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>•Yapı kullanma izin belgesi (iskân) alınmalıdır.</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Yapı kullanma izin belgesi, bir diğer adıyla iskan, yapının ilgili belediye tarafından inşaatı imar ve projeye uygun olarak tamamlandığını gösteren belgedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>•Yönetim planı düzenlenmeli ve belgelendirilmelidir.</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Yönetim planı, bağımsız bölümlerin kullanılış tarzına göre hazırlanmış, birden fazla yapı varsa bu yapıların özelliklerini belirten, kat mülkiyetini kuran malik veya malikler tarafından imzalanmış, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 28. maddesi çerçevesinde hazırlanmış olmalıdır. Kat Mülkiyeti Kanunu&#8217;nun 28. maddesi;<br>&#8220;Yönetim planı yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenler.Yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlıyan bir sözleşme hükmündedir.&#8221; hükmünü ihtiva etmektedir. Kat mülkiyetinde yönetim planı hakkında detaylı bilgi edinmek için; <a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/kat-mulkiyetinde-yonetim-plani/">tıklayınız</a>.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Arabuluculuk Zorunlu Mudur?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/B maddesi uyarınca taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olarak düzenlenmiştir. Buna göre ortaklığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesine ilişkin dava açılmadan evvel talep eden tarafın, diğer ortaklara karşı arabuluculuk başvurusunda bulunması zorunludur. Ortaklığın giderilmesine ilişkin anlaşma sağlanamaması halinde dava süreci işletilecektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurularak Giderilmesi Davasında Hukuki Süreç</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Ortaklığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesi için paydaşlardan birinin mahkemeden talepte bulunması gerekmektedir. Kat mülkiyeti kurulmasına ilişkin talepte bulunulmaması halinde hakim re’sen kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesi karar veremez. Talep edilmesi halinde mahkeme tarafından öncelikle gayrimenkulün kat mülkiyeti kurulmasına uygun olup olmadığını denetleyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paydaşların birinin ortaklığın giderilmesine ilişkin talepte bulunması halinde diğer tüm paydaşların davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Aşamalarda davacı, davayı takip etmezse diğer dava türlerinden farklı olarak davalı, davacı konumunu elde eder.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurularak Giderilmesi Halinde Hangi Paydaşa Hangi Bağımsız Bölümün Tesis Edileceği Nasıl Belirlenir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Kat mülkiyeti tesis edildikten sonra bağımsız bölümlerin hangi paydaşın mülkiyetine geçeceği hususunda da tespit yapılması gerekmektedir. Öncelikli olarak paydaşların iradeleri aranacaktır. Paydaşların aralarında, paylaşıma ilişkin bir anlaşma bulunması halinde paylaşım anlaşma doğrultusunda yapılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paydaşların paylaşıma ilişkin anlaşma sağlayamaması durumunda ise paylaştırma kura çekmek suretiyle tespit edilecektir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bağımsız Bölümler Arasındaki Değer Farkı ve Denkleştirme</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Kat mülkiyetinin kurulması sürecinde onaylı mimari proje, her ne kadar arsa payları doğrultusunda düzenleniyorsa da, bağımsız bölümler arasında değer farkı meydana gelmektedir. Bağımsız bölümlerin bulunduğu kat veya cephe bağımsız bölümlerin değerleri arasında fark olmasına yol açmaktadır. Tarafların anlaşması doğrultusunda veya kura çekilerek özgüleme fark etmeksizin bu değer farkına ilişkin denkleştirme yapılması gerekecektir. Bunun için öncelikle her bir bağımsız bölüm için değer tespiti yapılmalı, akabinde ise avantajlı olan paydaşın dezavantajlı olan paydaşa değer farkını ödemesine hükmedilmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurularak Giderilmesi Davasında <strong>Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. Maddesi uyarınca taşınır taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasında ve ortaklığın giderilmesinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ortakligin-kat-mulkiyeti-kurulmasi-suretiyle-giderilmesi/">Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle Giderilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ortakligin-kat-mulkiyeti-kurulmasi-suretiyle-giderilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Nedeniyle Tapu İptal Ve Tescil Davası</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/muris-muvazaasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/muris-muvazaasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 07:27:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Gayrimenkul Avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mirastan mal kaçırma olarak da bilinen muris muvazaasını ve miras muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının anlatmadan önce muvazaa hakkında açıklama yapmak gerekmektedir. Aşağıda muvazaa kavramı ve muris muvazaası izah ettikten sonra muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davaları anlatılacaktır. Muvazaa Nedir? Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde düzenlenen muvazaa, en basit ifadeyle, sözleşme&#8230;&#160;<a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/muris-muvazaasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/" rel="bookmark">Daha fazlasını oku &#187;<span class="screen-reader-text">Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Nedeniyle Tapu İptal Ve Tescil Davası</span></a></p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/muris-muvazaasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/">Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Nedeniyle Tapu İptal Ve Tescil Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Mirastan mal kaçırma olarak da bilinen muris muvazaasını ve miras muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının anlatmadan önce muvazaa hakkında açıklama yapmak gerekmektedir. Aşağıda muvazaa kavramı ve muris muvazaası izah ettikten sonra muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davaları anlatılacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muvazaa Nedir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6098&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Borçlar Kanunu</a>’nun 19. maddesinde düzenlenen muvazaa, en basit ifadeyle, sözleşme taraflarının, üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla gerçek iradelerini gizleyip, gerçekte geçerli olmayan bir konuda anlaşmaya varmalarıdır. Bu tür işlemler de muvazaalı işlem olarak adlandırılır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muvazaa Türleri Nelerdir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Muvazaa iki türe ayrılmaktadır. Bunlar mutlak muvazaa ve nisbi muvazaadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>a. Mutlak Muvazaa</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mutlak muvazaa gerçekte hiç yapılmayacak işlemin yapılmış gibi gösterilmesidir. Şöyle ki, muvazaa durumunda taraflar aslında bir sözleşme yapmadıkları halde, üçüncü kişilere karşı sözleşme yapılmış gibi göstermekte ve görünürdeki işlemin taraflar açısından bağlayıcı olmayacağı konusunda mutabık kalmaktadırlar. Örneğin, Bir kişi, boşanma sürecinde mal paylaşımından kaçınmak için değerli bir taşınmazını ailesinden birine satmış gibi gösterir, ancak gerçekte böyle bir satış yapılmamıştır. Amaç, malın paylaşılmasını engellemektir. Diğer bir ifadeyle, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek idarelerini yansıtmadığı için ispatlanması halinde geçerli olmamaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>b.</strong> <strong>Nisbi Muvazaa</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Nisbi muvazaa, taraflar arasında mevcut olan bir sözleşmeyi saklamak amacıyla, başka bir sözleşmenin yapılmış gibi gösterildiği hukuki işlemlerdir. Örneğin, taşınır bir malın bağışlanmasına rağmen bu hususun üçüncü kişilerden gizlenmesi amacıyla satılıyormuş gibi gösterilmesidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muris Muvazaası Nedir?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarının haklarını kısıtlamak amacıyla yaptığı hukuki işlemlerin aldatıcı bir nitelik taşıması durumunu ifade eder. Bu durumda, miras bırakan gerçek niyetini gizleyerek, bağışlamak istediği bir taşınmazı tapu sicilinde satış olarak gösterir. Yargıtay&#8217;ın 1 Nisan 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı bu konudaki hukuki çerçeveyi netleştirerek, mirasçıların haklarını korumaya yönelik önemli bir hüküm oluşturmuştur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muris Muvazaasının Tanımı ve Unsurları</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Muris muvazaası, özellikle miras hukuku bağlamında miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir malı satış olarak göstermesiyle ortaya çıkar. Bu tür işlemlerde miras bırakanın amacı, mirasçılardan birini ya da birkaçını miras hakkından mahrum bırakmaktır. Muris muvazaası, şeklen geçerli görünen bir sözleşmenin (örneğin satış sözleşmesinin) ardında gizli bir anlaşmanın (gerçekte bağış) bulunması durumunda gündeme gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli kararında, muris muvazaasına dayanarak saklı pay sahibi olsun ya da olmasın tüm mirasçıların görünürdeki satış işleminin muvazaalı olduğunu iddia ederek dava açabileceği kabul edilmiştir. Kararın özü, tapuda yapılan işlemin gerçek niyeti yansıtmadığı ve mirasçıların miras hakkının çiğnendiği durumlarda, bu işlemlerin Borçlar Kanunu&#8217;nun 18. maddesine (TBK m.19) göre iptal edilebileceğine hükmetmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muris Muvazaasına Dayalı Dava Hakkı</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay, saklı pay sahibi olup olmadığına bakılmaksızın tüm mirasçıların muvazaa nedeniyle tapu kaydının iptali için dava açma hakkına sahip olduğunu hükmetmiştir. Tenkis davasında ise sadece saklı payı olan mirasçılar dava açabilmektedir. Yargıtay&#8217;ın önceki kararlarında farklı yaklaşımlar bulunmakla birlikte, İçtihadı Birleştirme Kararı bu konuda birleştirici bir hüküm ortaya koymuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararına göre, muvazaalı işlemlerin iptaline yönelik dava hakkı, mirasçıların Borçlar Kanunu’nun 18.(TBK M.19) maddesi uyarınca doğrudan sahip olduğu bir hak olarak kabul edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık, Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi, sadece saklı pay sahibi mirasçılara tenkis davası açma hakkı tanıyarak, bu tür muvazaalı işlemlerle ilgili olarak genel bir dava hakkının varlığını reddetmişti. Ancak, İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, bu farklı yaklaşımlar arasındaki çelişkiyi çözerek, tüm mirasçıların dava hakkına sahip olduğunu belirtmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Borçlar Kanunu’nun 19. Maddesi ve Medeni Kanun İlişkisi</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirastan mal kaçırma davalarında, Borçlar Kanunu’nun 18. maddesi ile Medeni Kanun’un miras hukukuna ilişkin hükümleri birlikte ele alınmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi muvazaalı işlemlerin iptali için genel bir hüküm niteliğindedir. Bu maddeye göre, tarafların gerçek iradelerinin farklı olduğu ve işlemin muvazaalı olduğu ispatlandığında, sözleşme geçersiz sayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Medeni Kanun&#8217;un 507. maddesinde, miras bırakanın saklı pay sahibi mirasçıların haklarını kısıtlayamayacağını düzenlenmiştir. Ancak, mirastan mal kaçırma durumunda, muvazaalı işlemin iptali Borçlar Kanunu&#8217;na dayanarak yapılır ve bu iptal işlemi Medeni Kanun’un tenkis ve mirasta iade hükümlerinden farklı bir hukuki müessese olarak ele alınır. Yargıtay, her iki düzenlemenin birbirinden ayrı olduğunu ve muvazaa durumlarında Borçlar Kanunu’nun devreye girdiğini belirtmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Yargıtay’ın Sonuç Kararı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 1 Nisan 1974 tarihli kararı, miras bırakanın saklı pay sahibi mirasçılar dahil tüm mirasçıları aldatmak amacıyla yaptığı muvazaalı işlemlerin iptal edilebileceğini ve mirasçıların Borçlar Kanunu’nun 18. maddesi ( TBK 19.M.) uyarınca dava açabileceğini hükme bağlamıştır. Bu durumda, görünürdeki satış sözleşmesi muvazaalı olarak değerlendirildiğinde, gizli bağış sözleşmesi de şekil şartını yerine getirmediği için geçersiz sayılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, mirasçıların, muvazaalı işlemlere karşı dava açma hakları genişletilmiştir. Bu hak, yalnızca saklı pay sahibi mirasçıları değil, tüm mirasçıları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/DALL·E-2024-11-04-10.17.54-A-model-house-placed-on-one-side-of-a-balanced-scale-of-justice-with-the-scale-showing-fine-details-of-the-traditional-symbol-of-fairness.-The-model-.webp" alt="" class="wp-image-738" srcset="https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/DALL·E-2024-11-04-10.17.54-A-model-house-placed-on-one-side-of-a-balanced-scale-of-justice-with-the-scale-showing-fine-details-of-the-traditional-symbol-of-fairness.-The-model-.webp 1024w, https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/DALL·E-2024-11-04-10.17.54-A-model-house-placed-on-one-side-of-a-balanced-scale-of-justice-with-the-scale-showing-fine-details-of-the-traditional-symbol-of-fairness.-The-model--300x300.webp 300w, https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/DALL·E-2024-11-04-10.17.54-A-model-house-placed-on-one-side-of-a-balanced-scale-of-justice-with-the-scale-showing-fine-details-of-the-traditional-symbol-of-fairness.-The-model--150x150.webp 150w, https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/DALL·E-2024-11-04-10.17.54-A-model-house-placed-on-one-side-of-a-balanced-scale-of-justice-with-the-scale-showing-fine-details-of-the-traditional-symbol-of-fairness.-The-model--768x768.webp 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muris Muvazası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davalarında Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda anlatılanlar ışığında mirastan mal kaçırıldığını düşünen mirasçılar, miras bırakan vefat ettiği zaman mirastan mal kaçırma nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açabilecektir. Dava aşamasında miras bırakanın gizlenen ve gerçek amacının ortaya çıkarılması için gerekli delillerin toplanması ve bu delillerin doğru bir şekilde yorumlanması gerekmektedir. Yargıtay muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında belli hususların araştırılarak miras bırakanın gerçek iradesinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtmiştir. Bu huşuları şu şekilde sıralayabiliriz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1. Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, tarafların davranışlarını ve niyetlerini anlamada rehberlik eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2. Toplumsal eğilimler, tarafların ilişkilerinin nasıl şekillendiğine dair ipuçları sunar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3. Olayların olağan akışı, işlemlerin doğal seyrinden sapıp sapmadığını anlamaya yardımcı olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4. Miras bırakanın sözleşme yaparken haklı ve makul bir nedeni olup olmadığı, işlemdeki amacını değerlendirmeyi sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5. Davalı tarafın ekonomik gücü, işlemi gerçekleştirebilecek maddi yeterliliğinin olup olmadığını gösterir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6. Satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek piyasa değeri arasındaki fark, tarafların niyetine dair bilgi verir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7. Taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki, işlemin ardındaki niyetin anlaşılmasında yol gösterir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8. Dava konusu taşınmazların gelir getirip getirmediği,</p>



<p class="wp-block-paragraph">9. Taşınmazların temlikten önce ve sonra kimin tasarrufunda olduğu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">10. Taşınmazın mahsulünden kim veya kimlerin yararlandığı, ekonomik fayda sağlayan kişinin tespiti açısından incelenmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11. Mirasçının taşınmazlarını aynı tarihte elden çıkarma zorunluluğunun sebebi ve mal satmaya ihtiyacı olup olmadığı, işlemin ardındaki zorunlulukları ortaya koyar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12. Mirasçının ölümünden önce nerede yaşadığı ve yalnız yaşayıp yaşamadığı, taşınmaz üzerinde fiilen kimin tasarrufta bulunduğunu anlamada önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">13. Mirasçı ile davalı arasındaki beşeri ilişki, tarafların birbirine karşı niyetini ve işlemin amacını anlamada belirleyici olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">14. Temlikten sonra tarafların nerede yaşadığı, taşınmazla ilgili niyetin açıklığa kavuşmasında faydalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">15. Kayıt maliklerinin özellikle akit tarihindeki ekonomik ve sosyal durumları, işlemdeki gerçek iradenin tespitine katkı sunar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">16. Tanık beyanları arasındaki çelişkiler varsa bu çelişkilerin giderilmesi, doğru bir sonuca ulaşmak için önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muris Muvazaasında İspat Yükü</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tmk m.6’da<strong> <em>‘’</em></strong><strong><em>Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.’’ </em></strong><strong>Denilmek suretiyle muvazaanın ispatı davayı açan taraftadır. İşlemin muvazaalı olduğunu davacı ispatlamalıdır.</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muris Muvazaasında Dava Zamanaşımı</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli kararına göre muris muvazaasına dayalı davalar terekeye karşı yapılan haksız fiil niteliğinde olduğu için herhangi bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımına tabi değildir. Murisin ölümüyle birlikte bu dava her zaman açılabilir. Yargıtay bazı kararlarında ise murisin ölüm tarihinden itibaren çok uzun süre geçtikten sonra açılan muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarının Medeni Kanun’un 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırı olacağına hükmetmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Görevli ve yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu asliye hukuk mahkemesidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, mirasçıların miras bırakan tarafından yapılan muvazaalı işlemlere karşı haklarını korumak için başvurabilecekleri önemli bir hukuki yoldur. Muris muvazaası ile mirasçılardan mal kaçırılması durumunda, miras bırakanın gerçek iradesinin gizlenmesi nedeniyle tapuda yapılan işlemler geçersiz sayılabilmektedir</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Mirasçılar, miras bırakanın ölümünden sonra herhangi bir zamanaşımı süresi kısıtlaması olmaksızın dava açabilirler. Ancak, Yargıtay, çok uzun süre sonra açılan davaların dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil edebileceğine hükmetmiştir. Sonuç olarak, miras bırakanın muvazaalı işlemlerle mirasçılarının haklarını ihlal ettiği durumlarda, mirasçılar bu davayı açarak haklarını koruyabilirler.</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/muris-muvazaasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/">Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Nedeniyle Tapu İptal Ve Tescil Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/gayrimenkul-hukuku/muris-muvazaasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mirasçılık Belgesi / Veraset İlamı Nedir? Nasıl Alınır?</title>
		<link>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirascilik-belgesi-veraset-ilami-nedir-nasil-alinir/</link>
					<comments>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirascilik-belgesi-veraset-ilami-nedir-nasil-alinir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Birikken]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Oct 2024 09:20:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birikkenhukuk.com.tr/?p=628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mirasçılık Belgesinin İptali Davası</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirascilik-belgesi-veraset-ilami-nedir-nasil-alinir/">Mirasçılık Belgesi / Veraset İlamı Nedir? Nasıl Alınır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mirasçılık belgesi, vefat eden kişinin malvarlığının mirasçılarına ve/veya vasiyet alacaklılarına geçmesi için gerekli olan belgelerden biridir. Mirasçılık belgesi vefat eden kişinin, bir diğer deyişle murisin, mirasçılarını ve miras paylarını göstermektedir.</p>
<p>Bu yazımızda, mirasçılık belgesinin niteliği, mirasçılık belgesinin nereden ve kimler tarafından talep edilebileceği ile mirasçılık belgesinin iptal edilip edilemeyeceği hususları detaylı olarak ele alınacaktır.</p>
<h2><strong>Mirasçılık Belgesi Nedir?</strong></h2>
<p>Mirasçılık belgesi ve niteliği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. Maddesinde düzenlenmiştir.<br />
“Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir. Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir. Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.”</p>
<p>Mirasçılık belgesi, yasal ve atanmış mirasçılarla birlikte vasiyet alacaklılarına verilen ve mirasçıların miras paylarını gösterir, mirasçılara tereke üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi veren bir belgedir. Miras belgesinde açıklanan mirasçıların aksi ispat olununcaya kadar mirasçı sıfatlarını haiz olduklarını ispatladıkları kabul edilmektedir. Mirasçılık belgesi her ne kadar resmi nitelikte bir belge olarak kabul edilse dahi aksi her zaman ispat olunabilmektedir.</p>
<h2><strong>Mirasçılık Belgesi Nereden Talep Edilir?</strong></h2>
<p>Mirasçılık belgesi, mahkemeden veya noterden talep edilebilmektedir. Mirasçılık belgesinin noterliklerden talep edilebileceğine ilişkin düzenleme 14.04.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 19. Maddesi ile getirilmiştir. Düzenleme uyarınca mirasçılık belgelerinin noterliklerden de alınabileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak her halde noterlikten mirasçılık belgesi alınması mümkün olmayıp çekişmeli veya muğlak durumların varlığı halinde mirasçılık belgelerinin sulh hukuk mahkemeleri nezdinde talep edilmesi gerekecektir.</p>
<p>1512 sayılı Noterlik Kanunu&#8217;nun 71/C maddesi uyarınca; &#8220;Noterlerin verdiği mirasçılık belgesi hakkında menfaati ihlal edilenler tarafından sulh hukuk mahkemesine itirazda bulunulabilir. Sulh hukuk mahkemesi, itiraz üzerinde verdiği kararın bir örneğini ilgili notere ve Türkiye Noterler Birliğine bildirir.&#8221; İtiraz için herhangi bir süre öngörülmemiş olup Noterlikten alınan mirasçılık belgesine ilişkin herhangi bir sürede Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulabilir.</p>
<h2><strong>Mirasçılık Belgesi Alınabilmesi İçin Aranan Koşullar Nelerdir?</strong></h2>
<p>Mirasın yasal olarak mirasçılara geçebilmesi için mirasbırakanın ölmüş veya mirasbırakan hakkında gaiplik kararı verilmiş olması gerekmektedir. Hüküm gereği mirasçılık belgesi talep edilebilmesi için ölümün veya gaipliğin ispatlanması gerekecektir. Ölüm hali kural olarak nüfus kayıtları ile tespit edilebilmekte olup gaiplik için ise mahkeme kararı gerekmektedir.</p>
<p>Diğer yandan mirasçılık belgesinin düzenlenebilmesi için tüm mirasçıların tespit edilebiliyor olması gerekecektir. Yasal mirasçılar nüfus kayıtlarının incelenmesi ile tespit edilebilmektedir. Mirasçıların tamamının tespit edilebilmesi için araştırma yapılması gerekecektir. Bu nedenlerle mirasçıların tamamının tespit edilemiyor olması halinde mirasçılık belgesinin sulh hukuk mahkemelerinden talep edilmesi gerekecektir.</p>
<p>Bir diğer husus ise mirasçılık belgesinin düzenlenebilmesi için bir kişinin mirasçılık ehliyetine sahip olması gerekecektir. Mirasçılık ehliyetine sahip olunabilmesi için mirasçının mirasbırakanın ölümü anında sağ olması gerekmektedir. Sağ olma koşulunun tek istisnası cenindir. Mirasçı sıfatına sahip olabilecek bir ceninin mirasbırakanın ölümü anında ana rahmine düşmüş olması halinde, mirasçılık belgesi düzenlenebilmesi ve miras paylarının gösterilebilmesi için ceninin tam ve sağ olarak doğumu beklenecektir.</p>
<h2><strong>Mirasçılık Belgesinin Noterden Alınamayacağı Haller Nelerdir?</strong></h2>
<p>Mirasçılık belgesinin sulh hukuk mahkemelerinden veya noterliklerden talep edilebileceği hüküm altına alınmışsa da bazı hallerde mirasçılık belgesinin noterlikler tarafından düzenlenmesi mümkün olmamaktadır. Noterlikler tarafından mirasçılık belgesi düzenlenebilmesi için mirasçılığa ilişkin çekişmeli bir durum olmaması gerekmekte, murisin mirasçılarının nüfus kaydının incelenmesi suretiyle tespit edilebiliyor olması gerekmektedir.</p>
<p>• Noter tarafından yapılacak nüfus kaydı incelemesi neticesinde, miras bırakan ile mirasçı arasındaki soybağının  tespit edilemiyor olması halinde,<br />
• Mirasçılık belgesinin yabancı bir kimse tarafından talep edilmesi,<br />
• Miras bırakanın vasiyetnamesinin bulunması,<br />
• Mirasbırakanın 04/04/1926 tarihinden önce vefat etmiş olması,<br />
• Mirasbırakanın 23/11/1990 tarihinden önce vefat etmiş olup vefat ettiği tarihte eşinin sağ olması durumlarında,<br />
• Mirasbırakanın veya mirasçılardan birinin aynı gün vefat etmiş olması ve ölüm saatlerinin tespit edilemiyor olması (birlikte ölüm karinesi),<br />
• Mirasbırakan veya mirasçılardan biri hakkında gaiplik kararı verilmiş olması,<br />
• Mirasbırakanın veya mirasçılardan birinin evlatlık olması gibi durumlarda mirasçılık belgesinde gösterilecek bilgilerin bir incelemeye tabi tutulması gerekeceğinden mirasçılık belgesinin ancak sulh hukuk mahkemelerince düzenlenmesi mümkün olacaktır.</p>
<p>Mirasçılık belgesinde yer alan bilgilerin hukuki incelemeye tabi olacağı, bu hususta mirasçıların veya vasiyet alacaklılarının hak kaybına uğramaması adına bir hukuki destek almasında, hukuki süreci bir avukat ile yürütmesinde fayda bulunmaktadır.</p>
<h2><strong>Mirasçılık Belgesini Kimler Talep Edebilir?</strong></h2>
<p>Mirasçılık belgesi talep edilebilmesi için talep edenin mirasbırakan ile aralarındaki soybağının varlığını ispatlamalı veya mirasbırakanın atanmış mirasçısı olmalıdır.</p>
<p>• Mirasçılık belgesi, mirasbırakanın sağ kalan eşi, çocukları, ana ve babası ile evlatlığı gibi yasal mirasçıları tarafından talep edilebilecektir.<br />
• Mirasbırakan sağ iken vasiyetname düzenleyebilir veya miras sözleşmesi tanzim edebilir. Bu halde vasiyetname alacaklıları veya atanmış mirasçıların mirasçılık belgesi talep etmesi mümkün olacaktır.<br />
• Mirasbırakanın veya mirasçılardan birinin alacaklıların da mirasçılık belgesi talep etmesi mümkündür.<br />
• Mirasçılık sıfatını sona erdiren hallerin varlığında her ne kadar tereke üzerinde tasarruf etme yetkisi bulunmasa da mirastan yoksun kalan, mirasçılıktan çıkarılan, mirası reddeden veya mirastan feragat eden kimseler de mirasçılık belgesi talep etme hakkına sahiptir.</p>
<h2><strong>Atanmış Mirasçıların Mirasçılık Belgesi Talep Etmesi</strong></h2>
<p>Atanmış mirasçıların mirasçılık belgesi talep etmesinin usulü hususunda Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 598/2 maddesi hükmü düzenlenmiştir. Hükme göre; atanmış mirasçının veya vasiyet alacaklısının mirasçılık belgesi talep etmesi halinde sulh hukuk mahkemesince diğer mirasçılara ve vasiyet alacaklılarına bildirim yapılmaktadır. Bildirimden itibaren 1 aylık süre içerisinde talep edenin hak sahipliğine ilişkin itiraz hakkı doğmaktadır. Süresi içinde itirazda bulunulmaması halinde de talep edene mirasçılık belgesi verilebilecektir. İtiraz edilmesi halinde ise; itiraz eden tarafın mirasçılık belgesi talep eden tarafın hak sahibi olmadığına ilişkin 1 yıl içerisinde iptal veya tenkis davası açması gerekecektir. Davanın açılmaması veya davanın reddedilmesi halinde ise talep eden atanmış mirasçıya mirasçılık belgesi verilebilecektir.</p>
<h2><strong>Mirasçılık Belgesinin İptali Davası</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-633 size-full" src="https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/DALL·E-2024-10-15-12.16.46-A-conceptual-illustration-of-inheritance-law-without-any-text.-The-image-portrays-a-tree-with-multiple-branches-each-connecting-generations-within-a-.webp" alt="" width="1024" height="1024" srcset="https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/DALL·E-2024-10-15-12.16.46-A-conceptual-illustration-of-inheritance-law-without-any-text.-The-image-portrays-a-tree-with-multiple-branches-each-connecting-generations-within-a-.webp 1024w, https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/DALL·E-2024-10-15-12.16.46-A-conceptual-illustration-of-inheritance-law-without-any-text.-The-image-portrays-a-tree-with-multiple-branches-each-connecting-generations-within-a--300x300.webp 300w, https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/DALL·E-2024-10-15-12.16.46-A-conceptual-illustration-of-inheritance-law-without-any-text.-The-image-portrays-a-tree-with-multiple-branches-each-connecting-generations-within-a--150x150.webp 150w, https://birikkenhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/DALL·E-2024-10-15-12.16.46-A-conceptual-illustration-of-inheritance-law-without-any-text.-The-image-portrays-a-tree-with-multiple-branches-each-connecting-generations-within-a--768x768.webp 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><br />
Mirasçılık belgesi, resmi belge niteliğini haiz olmakla birlikte geçersiz olduğu her zaman ileri sürülebilecektir. Mirasçılık belgesinde mirasçı olarak görünen kimselerin mirasçı olmadığını, mirasçılık haklarını sona erdiren durumların varlığını veya miras paylarında hata olduğunu iddia eden taraf herhangi bir zamanaşımı süresi söz konusu olmaksızın mirasçılık belgesinin iptalini talep etme hakkına sahiptir. Mirasçılık belgesinin iptalini gerektirecek durumların varlığı her türlü delille ispat edilebilecektir.</p>
<p>Hak sahipleri tarafından ölüme bağlı tasarrufların iptalinin talep edilmesi de mümkündür. Ölüme bağlı tasarruflar vasiyetname düzenlenmesi ve miras sözleşmesi ikame edilmesi olarak söylenebilir. Vasiyetnamenin veya miras sözleşmesinin iptali halinde vasiyet alacaklıları ile atanmış mirasçıların hak sahipliği ortadan kalacağından dolayı bu kimselerin hak sahibi olduğunu gösterir ve daha evvel alınmış mirasçılık belgelerinin de iptali gerekecektir.</p>
<h2><strong>Mirasçılık Belgesinin İptalinde Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h2>
<p>Mirasçılık belgesinin iptali talepli davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Mirasçılık belgesi düzenlenmesi ise Sulh Hukuk Mahkemelerinden talep edilebilmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca mirasçılık belgesi düzenlenmesi ve mirasçılık belgesinin iptali davalarında yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi ve mirasçılardan her birinin oturduğu yer mahkemeleridir.</p>
<p><a href="https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirascilik-belgesi-veraset-ilami-nedir-nasil-alinir/">Mirasçılık Belgesi / Veraset İlamı Nedir? Nasıl Alınır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://birikkenhukuk.com.tr">Birikken Hukuk Bürosu - Av. Alperen Birikken</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birikkenhukuk.com.tr/miras-hukuku/mirascilik-belgesi-veraset-ilami-nedir-nasil-alinir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
