Miras, mirasbırakanın ölümü ile başkaca bir hukuki işlem yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün olarak mirasçılara geçer ve kendiliğinden miras ortaklığı oluşur. Kanundan kaynaklanan miras ortaklığının kurulmasının amacı mirasın paylaştırılmasıdır. Mirasın paylaşımı miras ortaklığındaki mirasçıların anlaşması ile olabileceği gibi mahkeme kararı ile de gerçekleşebilmektedir. Yazımızda mirasın tarafların anlaşması ile paylaşılmasını sağlayan miras taksim sözleşmesi, sözleşmenin geçerlilik ve geçersizlik sebepleri ile sözleşmenin ifası üzerinde durulacaktır.
Mirasın Paylaştırılması
Miras ortaklığı, mirasın paylaşılması üzerine kurulu olan yasa gereği kurulan ve geçici nitelikteki bir ortaklıktır. Mirasın paylaşımı mirasçıların anlaşması ile veya yargı yolu ile mümkün olabilmektedir. Mirasın paylaşılması için yargı yoluna, mirasçılardan biri veya birkaçının miras malları üzerindeki ortak mülkiyetin sonlandırılmasına, bir diğer deyişle mirasın paylaştırılmasına rıza göstermiyor olması üzerine gidilmektedir. Mirasın paylaşımı için açılan dava ortaklığın giderilmesi davası veya izale-i şuyu davası olarak nitelendirilmekte, dava neticesinde ortaklık aynen paylaşım, satış yolu ile paylaşım veya taşınmazda kat mülkiyeti kurulması ile paylaşım usulleriyle giderilmektedir. Detaylı bilgi için: Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle giderilmesi, Ortaklığın Giderilmesinde Arabulucuk ve Tapu Sicili Uygulamaları
Miras ortaklığının tarafı olan tüm yasal ve atanmış mirasçıların iradelerinin paylaşıma ve paylaşım usulüne yönelik olarak ortak olması, tarafların anlaşması halinde ise miras, miras taksim sözleşmesi ile de paylaştırılabilir. Miras taksim sözleşmesi için yasada geçerlilik koşulu ve geçersizlik sebepleri öngörülmüştür.
Miras ortaklığının iradi olarak sona erme hallerinden birisi de mirasçıların elbirliği mülkiyetinden paylı mülkiyete geçmesi neticesinde gündeme gelmektedir. Taşınmaz üzerinde intikal işlemlerinden sonra paylı mülkiyet söz konusu ise miras ortaklığı sona ermiş olacak ve artık tereke malı olmayan mala ilişkin paylaşım gündeme gelmeyecektir. Özetle; paylı mülkiyete tabi bir taşınmaza ilişkin yapılan miras taksim sözleşmesi hüküm ve sonuç doğurmayacaktır.
Miras Taksim Sözleşmesi Nedir?
Miras taksim sözleşmesi Türk Medeni Kanunu’nun 676. Maddesinde düzenlenmiştir.
“Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.
Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.”
Miras taksim sözleşmesi, mirasçıların hepsinin, miras kalan malların tamamı veya mallardan yalnızca biri için paylaşım hususunda anlaşmaya yönelik iradelerini yazılı olarak açıkladıkları sözleşmedir. Miras taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için mirasbırakanın ölümünden sonra akdedilmesi gerekmektedir.
Mirasbırakanın sağlığında yapılan sözleşmeler henüz miras hakkı doğmadan yapıldığı için geçersizdir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 678. maddesi de bu hususu hüküm altına almıştır.
“Mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir.”
Mirasçıların paylaşıma ilişkin iradelerinde payların tamamının eşit olması veya miras payları oranında olması gerekmemektedir. Sözleşmede yazılı anlaşma iradesi yönünde paylaşım yapılacaktır. Yine miras mallarının tümü üzerinde anlaşma sağlanması zorunlu olmayıp yalnızca bir malın paylaşımına yönelik de taksim sözleşmesi düzenlenebilmektedir.
Miras taksim sözleşmesi yalnızca yasal ve atanmış mirasçılar arasında düzenlenebilmektedir. Üçüncü kişiler miras taksim sözleşmesinin tarafı olamamaktadır.
Miras taksim sözleşmesi ile mirasçıları karşılıklı olarak miras haklarına ilişkin taahhüt altına girerler. Sözleşmeye konu tereke aktifleri paylara bölünerek bu payların kime ait olacağı detaylıca yazılmalıdır. Sözleşmenin düzenlenmesinde hak kaybı yaşamamak adına avukat desteği almak önemli olacaktır.
Miras Paylaşım Sözleşmesi Yazılı Olmak Zorunda Mıdır?
Miras taksim sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu TMK m. 676/3 hükmü gereğince miras taksim sözleşmesinin geçerli olması için yazılı olarak yapılması zorunludur. Mirasçıların arasındaki sözlü anlaşmalar geçerli bir miras taksim sözleşmesi oluşturmamaktadır.
Her ne kadar miras taksim sözleşmesinin yazılı olması şart ise de, mirasçılar aralarında yapmış oldukları sözlü paylaşım anlaşması gereğince anlaşma gereği doğan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmişseler, bu noktadan sonra miras taksim sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürerek edimlerin iadesini istemek dürüstlük kuralına aykırı kabul edilmektedir.
Miras Taksim Sözleşmesi ile Tapuda İşlem Yapılabilir Mi?
Miras taksim sözleşmesine konu mallar taşınmaz bir mal olsa dahi sözleşmenin adi yazılı olması yeterlidir. Sözleşmenin noter onaylı olması veyahut tapu memuru önünde resmi senede bağlanması gerekmemektedir. Dolayısıyla miras taksim sözleşmesi ile Tapu Müdürlüğünde işlem yapmak mümkündür.
“…Netice: İzah olunan sebeplere binaen mirasa dahil gayrimenkullerin taksimi hakkında mirasçılar arasında yapılacak sözleşmenin muteber olması için yalnız yazılı olması kafi olur, ayrıca tapu memuru huzurunda resmi senede bağlanması mecburiyeti olmadığına…” (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 1952/2 E., 1952/4 K., 10.12.1952)
Miras Taksim Sözleşmesinin İfası
Miras taksim sözleşmesi ile mirasçılar, miras payları üzerinde karşılıklı olarak edimlerin ifası yönünde taahhüt vermektedirler. Miras taksim sözleşmesinin ifası, taşınır mallar ve tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz mallar için zilyetliğin devri, taşınmaz mallar için ise tapu kütüğüne tescil yapılması ile tamamlanmış sayılmaktadır. Bu taahhüt borcu, satım hükümleri uyarınca sorumluluk doğurmaktadır. Dolayısıyla, mirasçılardan biri veya birkaçının taahhüt ettiği edimi yerine getirmemesi halinde diğer mirasçılar dava yolu ile ilgili edimin yerine getirilmesini talep etme hakkına sahiplerdir. İfa davasının edimini ifa etmeyen mirasçıya karşı ve diğer mirasçıların tümü tarafından açılması gerekmektedir.
Miras taksim sözleşmesi uyarınca mirasın paylaşılmasının ardından da tarafların garanti borcu altına girdiği kabul edilmektedir. Bir diğer deyişle mirasçılar miras mallarını sözleşme hükümleri uyarınca paylaştırmış olsalar dahi sorumlulukları devam etmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 679. maddesi miras taksim sözleşmesi taraflarının garanti borçlarını hüküm altına almıştır.
1. “Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar, paylarına düşen mallar için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludurlar.”
Mirasçılar miras malları üzerindeki haklarını sözleşmede yer alan paylaşım hükümleri uyarınca ifa ettikten sonra birbirlerine karşı Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesi hükümleri altında düzenlenen ayıptan ve zapttan sorumluluk hükümleri uyarınca sorumlu olacaklardır.
2. “Mirasçılar, paylaşmada her birine özgülenmiş olan alacakların varlığını birbirlerine karşı garanti ettikleri gibi; borsaya kayıtlı olan kıymetli evrak dışında, alacağın mirasçının hakkına mahsup edilen miktarı için borçlunun ödeme gücünden adî kefil gibi sorumludurlar.”
Mirasçıların tümü, mirasçılardan her birinin taahhüt ettikleri borca ilişkin, taahhüt alacaklısı mirasçıya karşı adi kefil gibi sorumlu oldukları kabul edilmektedir.
3. “Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinin veya daha sonra yerine getirilecek alacaklarda muacceliyet tarihinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”
Yine belirtmek gerekir ki mirasçılar miras taksim sözleşmesi uyarınca tereke aktifleri üzerinde paylaşım yapmış olsalar dahi tereke alacaklılarına karşı müteselsil olarak borçları devam etmektedir. Tereke alacaklısı mirasçılardan herhangi birine başvurarak alacağını tahsil edebilecektir. Tereke borcunu ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara karşı rücu hakkına sahiptir.
Miras Taksim Sözleşmesinin Geçersizliği / İptali
Miras taksim sözleşmesi usulüne uygun yapılmış olsa dahi mirasçılar bu sözleşmenin geçersizliğini ileri sürme hakkına sahiplerdir. Geçersizlik sebeplerine ilişkin Kanun’un 680. Maddesinde Türk Borçlar Kanunu’na atıf yapılmıştır.
“Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel hükümleri, paylaşma sözleşmeleri hakkında da uygulanır.”
Türk Borçlar Kanunu’un genel hükümlerinde sözleşmeler tarafların iradelerinin uyuşması olarak nitelendirilmektedir. İrade uyuşmazlıkları söz konusu olduğunda sözleşme geçersiz kabul edilmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 27-48 maddelerinde geçersizlik hallerine değinilmiştir. Hükümlere göre; kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, irade bozuklukları hallerinden yanılma, korkutma ve aldatma ile yetkisiz temsilin söz konusu olduğu hallerde miras taksim sözleşmesinin geçersizliği ileri sürülebilmektedir.
Miras Taksim Sözleşmesinin Miras Payının Devrinden Farkları
Miras taksim sözleşmesi mirasbırakanın ölümünden sonra, yasal ve atanmış mirasçılar tarafından, adi yazılı şekilde ve miras mallarına ilişkin düzenlenebilen bir sözleşmedir. Sözleşmenin konusu somut malvarlığı değeri olup taraflar yalnızca mirasçılar olabilmektedir.
Miras payının devri sözleşmesi ise mirasçılardan birinin miras payına ilişkin, diğer mirasçıların muvafakatine ihtiyaç olmaksızın, üçüncü kişilerle akdedilebilen bir sözleşmedir. Sözleşmenin konusu miras payı olup somut bir malvarlığı değildir. Diğer yandan taraflardan birinin mirasçı olması zorunlu iken diğeri üçüncü kişi olabilmektedir.
