İçeriğe geç
Anasayfa » Kooperatif Hukuku » Kooperatif Adına İmza Atmak

Kooperatif Adına İmza Atmak

Kooperatifler, tüzel kişiliği haiz kuruluşlar olduğundan, hak sahibi olma ya da borç altına girme sonucunu doğuran her türlü hukuki işlem, ancak kooperatifi temsile yetkili organ veya kişiler eliyle ve kanunda öngörülen şekle uygun olarak gerçekleştirildiği takdirde kooperatifi bağlar. Uygulamada bu meselenin en sık gündeme geldiği alan, kooperatiflerin taraf olduğu kambiyo senetlerine (bono, çek) ilişkin uyuşmazlıklardır. Yargı kararlarının istikrarlı biçimde ortaya koyduğu ilkeler, hem kooperatif yöneticilerinin işlem yaparken uyması gereken şekil kurallarını hem de temsil yetkisi bulunmayan kişilerce yapılan işlemlerin akıbetini belirlemektedir. Bu yazıda, kooperatif adına imza atma yetkisinin kapsamı ile bu yetkinin usulüne uygun kullanılmamasının doğurduğu sonuçlar incelenecektir.

Kooperatifin Temsili ve Çift İmza Sisteminin Hukuki Dayanağı

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, kooperatifi temsil ve ilzam yetkisinin somut olarak kimler tarafından ve hangi usulle kullanılacağını doğrudan düzenlemek yerine, bu hususun ana sözleşmede açıkça yer almasını zorunlu tutmuştur. Anılan Kanun’un temsile ilişkin hükmü uyarınca, kooperatifin temsiline dair düzenlemenin ana sözleşmede bulunması zorunludur; ana sözleşmeyi değiştirme yetkisi münhasıran genel kurula ait olup, genel kurul bu yetkisini başka bir organa devredemez ya da bu yetkiden feragat edemez. Dolayısıyla temsil usulü, kooperatifin iradesiyle ancak ana sözleşme değişikliği yoluyla değiştirilebilecek, emredici nitelikte bir kurumdur.

Uygulamada kooperatiflerin önemli bir kısmı, tek bir kişinin iradesiyle kooperatifin borç altına sokulmasının önüne geçmek amacıyla “çift imza” usulünü benimsemektedir. Bu usulde, kooperatifi borç altına sokan işlemlerin geçerli sayılabilmesi için, yönetim kurulu başkanının imzasının yanında, yönetim kurulunun diğer üyelerinden birinin imzasının da bulunması aranır. Yargı kararlarında bu kural istikrarlı biçimde uygulanmakta; ana sözleşmede öngörülen çift imza şartına aykırı olarak yalnızca tek bir yetkilinin imzasını taşıyan senetlerin kooperatifi bağlamayacağı, kooperatifin bu senetlerden doğan borçtan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. Bu sonuca varılırken, imzayı atan kişinin geçmişte veya işlem tarihinde fiilen o görevi yürütüp yürütmediği değil, işlem tarihinde ana sözleşmeye ve yetkili organ kararlarına göre kimlerin temsile yetkili kılındığı esas alınmaktadır.

İmzanın Şekli

Kooperatif adına yapılan bir işlemin kooperatifi bağlaması için, yalnızca doğru kişi ya da kişilerin imza atmış olması yeterli değildir; imzanın hangi sıfatla ve hangi şekilde atıldığı da belirleyicidir. Temsile yetkili kılınmış kişilerin, işlemin kooperatif adına hüküm ve sonuç doğurmasını sağlayabilmeleri için, düzenledikleri belge üzerinde metnin tamamını kapsayacak biçimde kooperatifin ticaret unvanını belirtmeleri ve imzalarını bu unvanın altına atmaları gerekir; uygulamada bu, çoğu zaman kooperatif kaşesinin belgeye basılıp imzanın bu kaşenin altına atılması suretiyle sağlanmaktadır. Yetkili kişinin unvanı belirtmeksizin yalnızca kendi adına imza atması hâlinde, işlemin kooperatif adına yapıldığı karşı taraf bakımından açıkça anlaşılamayacağından, ortaya çıkabilecek sorumluluk kooperatife değil, imzayı atan kişiye şahsen yüklenebilir. Bu nedenle unvanın belirtilmesi, yalnızca şekli bir zorunluluk olmayıp, temsilin üçüncü kişiler nezdinde görünür kılınmasını ve ispatını kolaylaştıran işlevsel bir gerekliliktir.

Kambiyo Senetlerinde İmzaların Bağımsızlığı İlkesi ile Çift İmza Kuralının Birlikte Değerlendirilmesi

Kambiyo hukukunun temel ilkelerinden biri olan imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca, bir senet üzerinde borçlanma ehliyeti bulunmayan kişilerin, sahte imzaların ya da herhangi bir sebeple sahibini bağlamayan imzaların yer alması, senet üzerindeki diğer geçerli imzaların hükmünü etkilemez; her imza, yalnızca kendi sahibini bağlar. Ne var ki bu ilke, çift imza usulünün öngörüldüğü kooperatiflerde tek başına yeterli bir sonuç doğurmamaktadır. Yüksek mahkeme içtihatlarında ortaya konan çözüme göre, kooperatif adına atılan iki imzadan birinin sahte ya da yetkisiz olduğunun tespiti hâlinde, geriye kalan tek geçerli imza, ana sözleşmede öngörülen çift imza şartını karşılamaya yetmemekte ve bu nedenle kooperatif söz konusu işlemden sorumlu tutulamamaktadır. Buna karşılık, sahte imzanın varlığı, senedin ciro zincirini bozmamakta; kooperatiften sonraki ciranteler bakımından sorumluluk devam etmektedir. Diğer bir deyişle sahtecilik, yalnızca kooperatifin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir savunma sebebidir; senedin veya ciro silsilesinin diğer kişiler yönünden geçerliliğine etki etmez.

Ayrıca sahtecilik iddiası, senedin hükümsüzlüğüne yönelen ve mutlak niteliği haiz bir def’idir; bu def’i, senedi iyi niyetle iktisap etmiş üçüncü kişilere karşı dahi ileri sürülebilir. Nitekim bir kararda, ciro zincirinin dış görünüş itibarıyla düzgün olması ve sahteciliğin ilk bakışta anlaşılamaması, kooperatifin sorumluluğunu doğurmaya yeterli görülmemiş; kooperatif adına atılan iki imzadan birinin sahte olduğu bilirkişi incelemesiyle sabit olduğundan, kalan tek imzanın kooperatifi bağlamayacağı sonucuna varılmıştır.

Bir başka önemli husus da, çift imzadan birinin, o tarihte temsil yetkisi bulunmayan bir kişiye ait olduğu ileri sürüldüğünde, mahkemenin araştırması gereken noktadır. Bu durumda mahkemenin, yalnızca yetkisiz kişinin imzasıyla yetinip sonuca gitmesi doğru değildir; diğer imzanın gerçekten o tarihte yetkili kılınan yönetim kurulu üyelerinden birine ait olup olmadığının usulüne uygun şekilde araştırılması ve buna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Zira çift imzadan biri yetkisiz kişiye ait olsa dahi, diğer imza gerçekten yetkili bir üyeye aitse, temsil şartının sağlanıp sağlanmadığı bu inceleme sonucunda ortaya çıkacaktır.

Son olarak belirtmek gerekir ki, kooperatif yöneticisinin geniş yetkili bir “ticari mümessil” sıfatıyla hareket ettiği iddiası dahi, ana sözleşmede öngörülen çift imza kuralını bertaraf etmemektedir. Yüksek mahkeme, kooperatif adına yalnızca tek imzayla ciro edilmiş kambiyo senetlerinin, imzayı atan kişinin mümessillik yetkisine dayandırılsa dahi kooperatifi bağlamayacağını, kooperatifin tek imza ile temsil edilemeyeceğini vurgulamıştır.

Yetkisiz Temsilcinin Attığı İmza Kooperatifi Bağlar mı?

Kooperatifi temsile yetkili olmayan bir yönetici ya da üçüncü bir kişinin, kooperatif adına imza atarak işlem yapması hâlinde ortaya çıkan hukuki durum, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen yetkisiz temsil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Buna göre, bir kimsenin başkası adına ve hesabına, o kişiden herhangi bir yetki almaksızın hukuki işlem yapması hâlinde, bu işlem adına hareket edilen kişiyi -somut olayda kooperatifi- kendiliğinden ve doğrudan bağlamaz. Yetkisiz temsilci tarafından gerçekleştirilen işlem, temsil olunanın onayını açıklamasına kadar geçersizlik ile geçerlilik arasında askıda kalır.

Kooperatif, öğrendiği bu işlemi reddetme ya da icazet vererek benimseme konusunda serbesttir:

  • Kooperatif işlemi reddederse, işlem başından itibaren hiç doğmamış sayılır ve kooperatif bu işlemden doğan hiçbir sorumluluk altına girmez; sorumluluk, işlemi yetkisiz biçimde gerçekleştiren kişiye şahsen yüklenir.
  • Kooperatif işleme sonradan icazet verirse, işlem yapıldığı andan itibaren geçerli hâle gelir ve tıpkı yetkili bir temsilci tarafından gerçekleştirilmiş gibi kooperatifi bağlar. İcazet açık bir irade beyanıyla verilebileceği gibi, kooperatifin işlemin sonuçlarını fiilen benimsemesi, işlemden yararlanması ya da ona uygun davranması gibi zımni tutum ve davranışlarla da ortaya çıkabilir.

Bu ilkenin kooperatifler bakımından pratik sonucu, ana sözleşmede öngörülen çift imza şartına aykırı biçimde ya da hiçbir temsil yetkisi bulunmayan bir kişi tarafından imzalanan işlemlerin, kural olarak kooperatifi bağlamayacağı, ancak kooperatifin yetkili organlarının işlemi sonradan onaylaması ya da işlemin sonuçlarından fiilen yararlanması hâlinde artık yetkisizlik savunmasına dayanılamayacağı ve işlemin geçmişe etkili olarak kooperatifi bağlayacağıdır. Bu nedenle kooperatifle işlem yapacak üçüncü kişilerin, karşı tarafın imza sirküleri ve yetki belgelerini önceden inceleyerek işlemi gerçekleştiren kişinin temsil yetkisini teyit etmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Sonuç

Kooperatif adına girişilen işlemlerin kooperatifi bağlaması; hem ana sözleşmede öngörülen usule (çoğunlukla çift imza) uygun kişi veya kişilerin imza atmasını, hem imzanın kooperatifin unvanını kapsayacak biçimde atılmasını, hem de imzaların gerçek ve yetkili kişilere ait olmasını gerektirir. Bu şartlardan herhangi birinin eksik kalması -imzalardan birinin sahte veya yetkisiz olması, imzanın kooperatif unvanı belirtilmeksizin atılması ya da çift imza şartına aykırı biçimde tek imzayla yetinilmesi- kural olarak kooperatifin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Buna karşılık, temsil yetkisi bulunmayan bir kişi tarafından yapılan işlem kendiliğinden geçersiz sayılmayıp askıda kalır; kooperatifin bu işleme sonradan icazet vermesi hâlinde işlem geçerlilik kazanır ve kooperatifi baştan itibaren bağlar. Bu çerçevede hem kooperatif yöneticilerinin işlem yaparken azami özeni göstermesi, hem de kooperatifle iş ilişkisine girecek üçüncü kişilerin temsil yetkisini önceden araştırması, uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir