İçeriğe geç
Anasayfa » Kooperatif Hukuku » Kooperatiften Ayrılan Ortağın Alacakları

Kooperatiften Ayrılan Ortağın Alacakları

Kooperatiften ayrılan veya ihraç edilen ortağın kooperatif ortaklığı süresince kooperatife yapmış olduğu aidat ödemeleri, ayni ödemeler, genel gider ödemeleri gibi giderleri isteyebilmesi belli usullere tabidir. Bu makalemizde bu ödemelerin kooperatiften geri alınması, alacakların zamanaşımı ve muacceliyeti gibi durumlar ele alınacaktır.


Kooperatif Ortağının Aidat Alacağı

Kooperatif ortaklığından ayrılan bir ortağın, üyelik süresince yaptığı ödemeleri geri alma hakkı, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17. maddesi ve anasözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Bu kapsamda ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yılın sonunda kesinleşen bilançoya göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra kalan kısmı talep edebilir. Söz konusu alacak, ilgili yıl sonu bilançonun genel kurulca kabul edilmesiyle kesinleşir ve bu kabulden itibaren bir ay geçtikten sonra talep edilebilir hâle gelir.

Kooperatifin mali durumu dikkate alınarak, ortaklara yapılacak ödemelerin üç yıla kadar ertelenmesi mümkündür. Ancak bu ertelemenin geçerli olabilmesi için, kooperatif genel kurulunca usule uygun şekilde bir erteleme kararı alınması ve bu ödemenin kooperatifin mali bütünlüğünü tehdit ettiğinin yargılama sürecinde bilirkişi incelemesiyle ortaya konulması gereklidir.

Bununla birlikte, kooperatif ana sözleşmesinde yer alan “ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağa yaptığı ödemelerin derhal iade edileceği” yönündeki hüküm uyarınca, ayrılan ortağın yerine doğrudan yeni bir ortak alınmışsa, üç yıllık erteleme kararı alınmış olsa dahi, bu karar geçerlilik kazanmaz. Bu durumda kooperatifin geri ödeme yükümlülüğü derhal doğar. Kooperatifin temerrüde düşmesi için ayrıca ihtarname gönderilmesine gerek bulunmamaktadır.

Bu çerçevede, ortak tarafından aidat iadesine yönelik dava açıldığında, mahkemece aşağıdaki hususların araştırılması gerekir:

  1. Davacının ayrıldığı yılın bilançosunun genel kurulca kabul edilip edilmediği ve bu kabul tarihinden itibaren bir ayın geçip geçmediği,
  2. Alacağın ödenmesinin kooperatifin varlığını tehlikeye düşürüp düşürmediği,
  3. Davacının yerine yeni bir ortak alınıp alınmadığı.

Bu hususlar araştırılmadan yalnızca erteleme kararı gerekçesiyle davanın reddedilmesi, usul ve yasa hükümlerine aykırı olacaktır. Zira ödeme yükümlülüğü yalnızca yasal koşullarla ve geçerli bir erteleme kararıyla geciktirilebilir; keyfi veya şeklen alınmış kararlarla değil.


Çıkan veya Çıkarılan Ortağa Ödenecek Alacaklar Nasıl Hesaplanır? Altılı Formül Nedir?

Kooperatif üyeliğinden çıkan ya da çıkarılan ortakların, üyelik süresince gerçekleştirdikleri ödemelere karşılık hangi tutarda bir alacak talep edebilecekleri, somut olayın özellikleri ve kooperatifin eşitlik ilkesi çerçevesindeki uygulamalarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle üyelik sona ermesine rağmen bağımsız bölüm tahsis edilmemişse ya da kooperatif tarafından yapılan ödemelere rağmen yarar sağlanamamışsa, üyeye tazminat ödenmesi gerekebilir. Bu hesaplamada Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiş olan ve uygulamada “Altılı Formül” olarak bilinen yöntem kullanılmaktadır.

Bu yönteme göre tazminat hesabı şu adımlarla yapılır:

1. Rayiç Değerin Belirlenmesi:

Öncelikle, üyeye tahsis edilmesi gereken bağımsız bölümün dava tarihindeki piyasa (rayiç) değeri belirlenir.

2. Ödemelerin Güncel Değere Taşınması:

Kooperatife zamanında ve düzenli ödeme yapan sıradan bir ortağın yaptığı toplam ödemeler, ödeme tarihlerine göre Toptan Eşya Fiyat Endeksi gibi güncelleme araçlarıyla dava tarihine taşınarak bugünkü değeri hesaplanır.

3. Yararlanma Değerinin Belirlenmesi:

Elde edilen rayiç değerden, yukarıda güncel hale getirilen ödemeler düşülerek, düzenli ödeme yapan bir ortağın yaptığı ödemelere karşılık ne kadar bir konut yararı elde ettiği tespit edilir.

4. Davacı Ortağın Ödemelerinin Güncelleştirilmesi:

Eksik ya da düzensiz ödeme yapan davacı ortağın gerçekleştirdiği ödemeler de aynı şekilde dava tarihine endekslenerek güncel değeri hesaplanır.

5. Orantı Yöntemiyle Hak Edilen Yararlanmanın Hesaplanması:

Davacının güncellenmiş ödeme miktarı, düzenli ödeme yapan ortağın güncel ödeme toplamına oranlanır. Bu oran, (3) numaralı adımda belirlenen yararlanma değeri ile çarpılır. Böylece, davacının yapmış olduğu ödemeler karşılığında ne kadarlık bir yarar elde etmesi gerektiği hesaplanır.

6. Zarar Tutarının Belirlenmesi:

Son olarak, davacının yukarıda hesaplanan yararlanma miktarı ile güncellenmiş ödeme tutarı toplanır. Bu toplam, kooperatiften talep edilebilecek tazminat miktarını oluşturur.

    Bu hesaplama yöntemi, özellikle kooperatifin herhangi bir nedenle üyeye bağımsız bölüm teslim etmemesi veya kooperatiften çıkarma sonrası doğan zararın tespiti bakımından büyük önem taşır. Kooperatifin, benzer durumdaki diğer üyelerine konut tahsis etmiş ya da ecrimisil ödemesi yapmış olması hâlinde, eşitlik ilkesi gereği aynı hakların davacı üyeye de tanınması gerekir.

    Yargılama sürecinde bu hesabın doğru ve adil yapılabilmesi için mahallinde keşif yapılması, kooperatifin defter ve kayıtlarının uzman bilirkişi heyeti tarafından incelenmesi ve varsa üyeye tahsis edilmiş dairenin tamamlanma düzeyinin de değerlendirilmesi gereklidir.


    Kooperatiften Çıkan Ortağa Yapılacak Ödemelerin Ertelenmesi

    Kooperatif ortaklığından çıkan üyelerin, ortaklık süresince yapmış oldukları ödemelerin iadesi süreci, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17. maddesi ve ilgili ana sözleşme hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu maddeye göre, ayrılan ortağın alacağı, ayrıldığı yıl sonu bilançosunun genel kurulca onaylanmasıyla kesinleşir ve bir ay sonra muaccel hale gelir. Ancak, kooperatifin mali durumunun zayıf olması durumunda, genel kurul kararıyla bu ödeme 3 yılı geçmemek üzere ertelenebilir.

    Yargıtay içtihatlarında bu sürece dair önemli kriterler belirlenmiştir:

    1. Erteleme Kararı Niteliği:

    Kooperatifin genel kurul kararı, yalnızca ödemeyi belli bir takvime bağlamakla yetiniyorsa (örneğin “3 yıl içinde ödenecek” gibi) ve açıkça “ödememe” ya da “geciktirme” niyetini ortaya koymuyorsa, bu karar 1163 sayılı yasanın 17/2. maddesine uygun bir “erteleme kararı” olarak kabul edilmez. Dolayısıyla bu durumda alacak muaccel sayılır.

    2. Çıkma Yılı Bilançosunun Önemi:

    Ortağın kooperatif üyeliği, noter ihtarnamesi ile istifa edildiği tarihte sona erer. Ancak hesaplaşma, istifa edilen yılın sonunda düzenlenecek bilançoya göre yapılır. Yargıtay, noter ihtarı ile istifanın kooperatifin kabulüne bağlı olmadığını da açıkça ifade etmektedir.

    3. Faiz Talebi ve Muvakkat Davranış:

    Kooperatifin çıkma payı alacağının asıl tutarına karşı çıkmadan faize itiraz etmesi, ödeme yükümlülüğünden kaçınmak anlamına gelmez. Kooperatifin, asıl borcu kabul edip yalnızca faize itiraz etmesi, iyiniyet kurallarına aykırı (MK m.2) bir davranış olarak değerlendirilmiştir

    4. Muacceliyetin Başlangıcı:

    Yargıtay, bilançonun genel kurulda onaylanmasından itibaren bir aylık sürenin sonunda, herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın çıkma alacağının muaccel hale geldiğini belirtmektedir. Bu nedenle, ödeme yapılmadığı durumda faiz talebi de haklı bir talep sayılır.

      Nihayetinde, kooperatiflerin, ayrılan ortaklara ödeme yapmaktan kaçınmak amacıyla keyfi biçimde ödeme erteleme kararı alması mümkün değildir. Erteleme kararı, kooperatifin varlığını tehlikeye sokacak ciddi ekonomik gerekçelere dayanmalı ve genel kurulda açıkça belirtilmelidir. Aksi halde, ortak alacaklarını tahsil etme ve faiz talebinde bulunma hakkını kaybetmez.

      Bu doğrultuda, mahkemelerin somut olaydaki bilançoları, genel kurul kararlarını ve ödeme gücünü denetleyerek, usulüne uygun olmayan erteleme kararlarını geçersiz sayarak, ortak lehine hüküm tesis etmesi gerekmektedir.


      Ayrılan Ortağın Yerine Yeni Ortak Alınması

      Ortaklıktan ayrılan üye, yalnızca o yıla ilişkin bilanço esas alınarak, masraf payı düşüldükten sonra kalan aidat tutarını talep edebilir. Bu alacak, genel kurulca kabul edilen bilanço kesinleştikten ve üzerinden bir ay geçtikten sonra talep edilebilir. Ayrıca, kooperatif genel kurulunun uygun görmesi halinde, kooperatifin mali durumuna zarar gelmemesi için bu ödemenin en fazla üç yıla kadar ertelenmesine karar verilebilir.

      Ancak, konut yapı kooperatifi tip ana sözleşmesinin 15. maddesi uyarınca, ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması durumunda, ayrılan ortağın 21. madde kapsamındaki yaptığı gider taksitleri — yani ortaklık payı dışında, arsa, altyapı, inşaat ve benzeri amaçlarla genel kurul kararıyla belirlenen ödemeler — derhal geri ödenir. Bu madde hükmü, yeni ortağın alınması ile birlikte ödeme borcunun ertelenemeyeceğini ve eski ortağa ait gider taksitlerinin gecikmeksizin iade edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.


      Kooperatif Alacaklarında Zamanaşımı

      Kooperatiflerde ortaklıktan ayrılan üyelerin, geçmişte yaptıkları ödemelere karşılık olarak talep edebilecekleri alacaklar, özel bir hukuki rejime tabidir. Bu alacakların hangi tarihte muaccel hale geldiği ve hangi sürede zamanaşımına uğrayacağı, genel borç ilişkilerindeki zamanaşımı kurallarından farklı olarak, hem Kooperatifler Kanunu hem de kooperatifin anasözleşmesi çerçevesinde belirlenir.

      ( Kooperatif Anasözleşmesi hakkında detaylı bilgi edinmek için; tıklayınız. )

      1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17. maddesi, kooperatif ortaklığından çıkan veya çıkarılan bir üyenin alacaklarının, ayrıldığı yılın bilançosunun genel kurulda kabulünden bir ay sonra muaccel olacağını düzenler. Bu süre, kooperatifle ortak arasındaki hukuki ilişkinin tasfiyesine temel oluşturur. Ayrıca, yine aynı maddede, kooperatifin ödeme gücünün bulunmaması hâlinde, genel kurul kararıyla bu ödemenin en fazla üç yıl ertelenebileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla, erteleme kararı mevcutsa, zamanaşımı süresi erteleme süresinin sonunda işlemeye başlar.

      Kooperatiften doğan alacaklar, Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ancak bu sürenin başlangıcı, her somut olayda, alacağın muaccel hale geldiği tarih dikkate alınarak belirlenmelidir. Ortaklık sona erdikten sonra alınan genel kurul kararları, zamanaşımı süresini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle sadece ortaklıktan çıkış tarihi değil, bilanço onayı, muacceliyet tarihi ve varsa erteleme süresi birlikte değerlendirilmelidir.


      Sonuç

      Kooperatiften ayrılan ortağın kooperatife yapmış olduğu aidat, ayni ve genel gider ödemelerinin geri alınması süreci, hem 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hem de kooperatifin ana sözleşme hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Alacakların talep edilebilmesi için bilanço onayının yapılması, muacceliyetin oluşması ve zamanaşımı süresinin doğru değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca, kooperatifin mali durumuna göre genel kurul kararı ile yapılacak ödeme erteleme kararları usulüne uygun olmalı ve kooperatifin varlığını tehlikeye atmamalıdır.

      Özellikle ortaklığı sona eren bir kişinin yerine yeni bir ortak alınması halinde, ana sözleşmenin 15. ve 21. maddeleri uyarınca, ortaklık payı dışındaki gider taksitlerinin derhal iadesi zorunludur ve bu durumda erteleme kararı geçerlilik kazanmaz. Bu husus, kooperatifler açısından hem ödeme yükümlülüğünün netleştirilmesi hem de ortakların haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

      Ortakların alacaklarının hesaplanmasında “Altılı Formül” gibi yöntemlerin doğru ve adil şekilde uygulanması, ayrıca zamanaşımı sürelerinin takibi ve mahkeme süreçlerinde usul kurallarına uygun hareket edilmesi, kooperatif ve ortaklar arasında doğabilecek uyuşmazlıkların çözümünde yol gösterici olacaktır.

      Bir yanıt yazın

      E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir