Kooperatifler Kanunu’nda kooperatife kayyım atanmasına ilişkin açık ve özel bir düzenleme yer almamaktadır. Bununla birlikte, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi uyarınca, anılan Kanun’da aksine bir hüküm bulunmayan hâllerde Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede, Türk Ticaret Kanunu’nun 530. maddesinin kooperatifler bakımından da kıyasen uygulanabilmesi hukuken mümkündür.
Söz konusu maddeye göre “Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. (2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir”
Anılan düzenleme kapsamında mahkemeye tanınan “gerekli önlemleri alma” yetkisinin, somut olayın özelliklerine göre, kooperatife kayyım atanmasını da kapsadığı kabul edilmektedir. Bu doğrultuda, kooperatif organlarının oluşmaması, fiilen görev yapamaması veya genel kurulun toplanamaması gibi durumlarda, mahkemece kayyım atanması hukuken mümkün ve yerinde bir tedbir niteliği taşımaktadır. Bu makalemizde kooperatife kayyım atanmasının şartları,usulü ve görevli, yetkili mahkeme açıklanacaktır.
Kooperatife Kayyım Atanmasının Şartları
Kooperatiflere kayyım atanması, istisnai nitelikte bir hukuki koruma tedbiri olup, ancak belirli şartların varlığı halinde gündeme gelebilmektedir. Bu kapsamda değerlendirme yapılırken hem maddi hukuk hükümleri hem de geçici hukuki korumalara ilişkin usul hükümleri birlikte ele alınmalıdır.
Öncelikle, kayyım atanması talebi çoğu durumda ihtiyati tedbir niteliğinde ileri sürülmektedir. İhtiyati tedbir kararının verilebilmesi için, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı, tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar ya da sakınca doğacağı hususunda güçlü bir olasılığın bulunması gerekir. Bu nedenle kayyım atanması talep edilirken, yalnızca yönetimle ilgili soyut iddiaların ileri sürülmesi yeterli olmayıp, kooperatifin işleyişi bakımından somut ve ciddi bir tehlikenin varlığı ortaya konulmalıdır.
Kayyım atanması talebinde bulunan tarafın, talebine dayanak oluşturan ihtiyati tedbir sebebini ve talep edilen tedbirin niteliğini açık şekilde belirtmesi gerekir. Bunun yanında, davanın esasına ilişkin haklılığın yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konulması zorunludur. Yaklaşık ispat, iddianın ağırlıklı ihtimalle doğru olduğunun kabul edilebildiği, ancak aksinin mümkün olabileceğinin de göz ardı edilmediği bir ispat standardıdır. Bu kapsamda talepte bulunan taraf, iddialarını destekleyen yazılı belgeler, kayıtlar, tutanaklar, denetim raporları veya benzeri hukuki deliller sunmakla yükümlüdür.
Kooperatife kayyım atanabilmesi için özellikle aşağıdaki durumların somut delillerle ortaya konulması önem taşımaktadır:
- Kooperatif organlarının uzun süredir oluşmaması veya fiilen görev yapamaması,
- Yönetim organının hukuken geçerli şekilde oluşmamış olması,
- Genel kurulun toplanamaması veya sağlıklı şekilde karar alamaması,
- Mevcut yönetimin kooperatif faaliyetlerini ciddi şekilde aksatması,
- Kooperatif malvarlığı veya haklarının korunması bakımından acil müdahale gerekliliği bulunması,
- Mevcut yönetimle devam edilmesi hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğma ihtimalinin bulunması.
Bunun yanında, kayyım atanması talebinin kabul edilebilmesi için, talep edilen tedbir ile ortaya çıkması muhtemel zarar arasında makul bir illiyet bağının kurulması gerekir. Özellikle genel kurul kararlarının uygulanmasının kooperatif açısından telafisi imkânsız zararlar doğuracağı ileri sürülüyorsa, bu zararın somut ve objektif verilerle ortaya konulması zorunludur. Kooperatifin olağan işleyişine ilişkin rutin kararların varlığı veya kooperatif yöneticilerinin sorumluluğu davası açılarak zararın giderilmesi mümkünse kayyım atanmasını gerektiren bir durum olarak kabul edilmemektedir.
Kooperatiflerde sorumluluk davası hakkında detaylı bilgi edinmek için; tıklayınız.
Kooperatife Kayyım Atanmasının Şartları
Kooperatiflere kayyım atanması, istisnai nitelikte bir hukuki koruma tedbiri olup, ancak belirli şartların varlığı halinde gündeme gelebilmektedir. Bu kapsamda değerlendirme yapılırken hem maddi hukuk hükümleri hem de geçici hukuki korumalara ilişkin usul hükümleri birlikte ele alınmalıdır.
Öncelikle, kayyım atanması talebi çoğu durumda ihtiyati tedbir niteliğinde ileri sürülmektedir. İhtiyati tedbir kararının verilebilmesi için, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı, tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar ya da sakınca doğacağı hususunda güçlü bir olasılığın bulunması gerekir. Bu nedenle kayyım atanması talep edilirken, yalnızca yönetimle ilgili soyut iddiaların ileri sürülmesi yeterli olmayıp, kooperatifin işleyişi bakımından somut ve ciddi bir tehlikenin varlığı ortaya konulmalıdır.
Kayyım atanması talebinde bulunan tarafın, talebine dayanak oluşturan ihtiyati tedbir sebebini ve talep edilen tedbirin niteliğini açık şekilde belirtmesi gerekir. Bunun yanında, davanın esasına ilişkin haklılığın yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konulması zorunludur. Yaklaşık ispat, iddianın ağırlıklı ihtimalle doğru olduğunun kabul edilebildiği, ancak aksinin mümkün olabileceğinin de göz ardı edilmediği bir ispat standardıdır. Bu kapsamda talepte bulunan taraf, iddialarını destekleyen yazılı belgeler, kayıtlar, tutanaklar, denetim raporları veya benzeri hukuki deliller sunmakla yükümlüdür.
Kooperatife kayyım atanabilmesi için özellikle aşağıdaki durumların somut delillerle ortaya konulması önem taşımaktadır:
- Kooperatif organlarının uzun süredir oluşmaması veya fiilen görev yapamaması,
- Yönetim organının hukuken geçerli şekilde oluşmamış olması,
- Genel kurulun toplanamaması veya sağlıklı şekilde karar alamaması,
- Mevcut yönetimin kooperatif faaliyetlerini ciddi şekilde aksatması,
- Kooperatif malvarlığı veya haklarının korunması bakımından acil müdahale gerekliliği bulunması,
- Mevcut yönetimle devam edilmesi hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğma ihtimalinin bulunması.
Bunun yanında, kayyım atanması talebinin kabul edilebilmesi için, talep edilen tedbir ile ortaya çıkması muhtemel zarar arasında makul bir illiyet bağının kurulması gerekir. Özellikle genel kurul kararlarının uygulanmasının kooperatif açısından telafisi imkânsız zararlar doğuracağı ileri sürülüyorsa, bu zararın somut ve objektif verilerle ortaya konulması zorunludur. Kooperatifin olağan işleyişine ilişkin rutin kararların varlığı veya kooperatif yöneticilerinin sorumluluğu davası açılarak zararın giderilmesi mümkünse kayyım atanmasını gerektiren bir durum olarak kabul edilmemektedir.
Kooperatiflerde sorumluluk davası hakkında detaylı bilgi edinmek için; tıklayınız.
Kooperatife Kayyım Atanması Davasında Husumet
Kooperatife kayyım atanması talepli bir dava hem kooperatife hem de görevden azli istenilen yöneticilere karşı açılmalıdır. Davanın hasımsız açılması halinde mahkemece davanın reddi kararı verilecektir.
Görevli Ve Yetkili Mahkeme
Kooperatife kayyım atanması davası, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya ticaret bakanlığı tarafından kooperatifin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılmalıdır.
Sonuç
Kooperatiflere kayyım atanması, kooperatiflerin olağan işleyişine doğrudan müdahale eden ve istisnai nitelik taşıyan bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Mevzuatta kooperatiflere özgü açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, kıyasen uygulanan hükümler ve geçici hukuki koruma kuralları çerçevesinde, yalnızca zorunlu ve gerekli hallerde bu yola başvurulması mümkündür.
Bu kapsamda kayyım atanabilmesi için, kooperatif organlarının işlevsiz hâle gelmesi, yönetimin hukuka uygun şekilde oluşturulamaması veya kooperatif faaliyetlerinin ciddi biçimde tehlikeye girmesi gibi durumların somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Bunun yanında, talep edilen tedbir ile ortaya çıkması muhtemel zarar arasında açık bir bağlantının bulunması ve telafisi güç veya imkânsız zarar ihtimalinin yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulması zorunludur.
Özellikle uygulamada, yalnızca genel kurul kararlarına yönelik uyuşmazlıkların bulunması, yönetim faaliyetlerinin tartışmalı olması veya soyut nitelikte yönetim eleştirilerinin varlığı tek başına kayyım atanması için yeterli görülmemektedir. Kayyım atanması, kooperatifin hukuka uygun şekilde faaliyet göstermesinin fiilen mümkün olmadığı veya mevcut durumun kooperatif açısından ciddi risk oluşturduğu durumlarla sınırlı olarak değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak, kooperatife kayyım atanması talebi ileri sürülürken, talebin hukuki dayanaklarının açık şekilde ortaya konulması, yaklaşık ispat ölçüsünü karşılayacak delillerin sunulması ve tedbirin zorunluluğunun somut olay özelinde ortaya konulması büyük önem taşımaktadır. Aksi halde kayyım atanmasına yönelik taleplerin reddi söz konusu olabilecektir.
