Kanun koyucu, ekonomik istikrarın ve tarımın sürekliliğinin sağlanması amacıyla çiftçinin malının haczedilmesini belli şartlar altında kısmen veya tamamen yasaklamıştır. Bu makalemizde çiftçinin hangi mallarının haczinin kabil olduğu hangi mallarının olmadığı açıklanacaktır.
Çiftçinin Haczedilemeyen Malları Nelerdir?
İcra İflas Kanunu’nun 82. Maddesinde;
“Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri;
Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,
Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu,
Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alat ve edevat, Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,”
Denilmek suretiyle, çiftçilerin haczedilemeyen malvarlıkları sayma yoluyla belirtilmiştir. Bununla birlikte, “çiftçi” kavramının kapsamı kanun metninden açık şekilde anlaşılmamaktadır. Bu nedenle, çiftçi sıfatının kimleri kapsadığı hususu, yargı içtihatları ve doktrindeki görüşler doğrultusunda belirlenmektedir. Buna göre, tarım arazisini bizzat işleyen veya ortakçılık ya da kira sözleşmesi çerçevesinde işleten ve asıl geçimini bu faaliyetlerden sağlayan kişiler “çiftçi” olarak kabul edilmekte ve haczedilmezlik hükümlerinden yararlanabilmektedir. Örneğin, esas gelirini deri işçiliğinden sağlayan ancak mevsimlik olarak yaz aylarında fındık toplayan bir kişi, çiftçi sayılmayacağından, anılan haczedilmezlikten faydalanması mümkün değildir.
a) Çiftçinin Arazisi Haczedilebilir Mi?
İcra İflas Kanunu’nda zikredilen arazi kavramından anlaşılması gereken tarım arazisidir. Tarım arazisi de Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca; Toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup, hâlihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen araziler olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre tarım arazisi niteliğini kaybetmiş veya Toprak Koruma Kanunu uyarınca tarım arazisi sayılmayan yerler için haczedilemezlik iddiasında bulunulamayacaktır.
Yukarıda izah edildiği üzere, çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinde kullandıkları arazilerin haczi kural olarak mümkün değildir. Ancak bu haczedilmezlik, mutlak nitelikte olmayıp, yalnızca borçlunun ve ailesinin asgari geçimini temin edecek miktardaki kısmı kapsamaktadır. Tarım arazisinin bu nitelikteki bölümü, bilirkişi incelemesiyle tespit edilecek olup, bu miktarın üzerindeki kısımlar hacze konu edilebilecektir.
Çiftçinin tarım arazisinin haczedilmesinin ardından, alacaklı tarafından bu arazinin satışa çıkarılması sürecinde çeşitli hukuki sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, borçlunun ve ailesinin geçimini sağlayacak miktardaki tarım arazisi, İcra ve İflas Kanunu uyarınca haczedilemezlik yasağı kapsamındadır. Ancak, tarım arazilerinin asgari büyüklük sınırına ilişkin düzenlemeler, bu tür malların kısmen satışını çoğu durumda imkânsız hale getirmektedir.
Nitekim, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda (TKAAK) belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğü nedeniyle, tarım arazisinin bir kısmının satılıp kalan kısmının borçluya bırakılması mümkün olamamaktadır. Örneğin, 15 dönümlük bir tarım arazisinin 12 dönümünün satılarak kalan 3 dönümünün borçluya bırakılması, yasal sınırlar altında mümkün değildir. Bu durumda, taşınmazın tamamının satışa çıkarılması gerekecek; satış bedelinden, borçlunun ve ailesinin geçimini sağlayacak miktara tekabül eden kısmı kendisine bırakılacaktır. Asgari tarımsal arazi büyüklüğü hakkında detaylı bilgi edinmek için; tıklayınız.
b) Çiftçinin Traktörü Haczedilebilir Mi?
İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi uyarınca, çiftçinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan tarım arazisi, çift hayvanları, nakil vasıtaları ve ziraat aletleri haczedilemez. Bu düzenleme kapsamında traktör de, modern tarımda temel bir ziraat aleti ve nakil vasıtası olarak kabul edilir. Ancak söz konusu koruma mutlak değildir. Eğer traktörün değeri yüksekse ve borçlunun haline münasip olandan fazlaysa, kıymet takdiri yapılmak suretiyle satışına karar verilebilir. Bu durumda, satış bedelinden çiftçinin tarımsal faaliyetini sürdürebilmesi için haline uygun bir traktör almasına yetecek miktar kendisine bırakılır; kalan kısım ise alacaklıya ödenir. Traktörün haczedilmezlikten yararlanabilmesi için çiftçinin asıl mesleğinin tarım olması ve fiilen bu işi yapıyor olması gerekir. Ayrıca traktörün, çiftçinin faaliyet gösterdiği arazi miktarı ve üretim biçimiyle orantılı olması gerekir. Haline münasiplik ölçütünü aşan, lüks veya fazla sayıdaki traktörler haczedilebilir. Sonuç olarak, çiftçinin traktörü haczedilemezlikten yararlanabilir; ancak bu koruma, traktörün niteliği, değeri ve çiftçinin tarımsal faaliyetiyle uyumlu olup olmadığına göre değişkenlik gösterir.
c) Çiftçinin Hayvanı Haczedilebilir mi?
İcra ve İflas Hukuku’nda hayvanlar, genel kural olarak menkul mal kapsamında değerlendirilmekte ve hacze konu olabilmektedir. Ancak bu durumun bazı istisnaları vardır. Özellikle çiftçilerin geçimini sağlayabilmeleri için zorunlu olan hayvanlar, İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi kapsamında haczedilemezlik korumasından yararlanabilir.
Kanuna göre, borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan çift hayvanları haczedilemez. Bu hayvanlar, at, eşek, öküz, manda gibi geleneksel tarım faaliyetlerinde kullanılan hayvanları kapsar. Haczedilmezlikten yararlanabilmek için borçlunun tarımsal faaliyeti fiilen yürütmesi veya bu faaliyetleri ortakçılık ya da kira yoluyla yaptırması ve asıl geçim kaynağının çiftçilik olması gerekir.
Ayrıca, borçlu çiftçi olmasa dahi, geçimi hayvancılığa dayanan kişilerin kendisi ve ailesi için zorunlu miktarda olan hayvanları ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları da haczedilemez. Bunun dışında, her borçlu için bir süt veren inek veya manda ya da üç keçi veya koyun ve bunların üç aylık yemleri de hacizden muaftır. Burada seçim hakkı borçluya aittir ve bu hayvanların fiilen geçim için kullanılıyor olması esastır.
Sonuç olarak, çiftçinin hayvanı, eğer onun ve ailesinin temel geçimini sağlayan tarımsal faaliyet için zorunlu nitelikteyse ve haline münasip miktardaysa haczedilemez. Ancak bu şartları aşan sayıdaki hayvanlar veya gelir elde etmeye yönelik sermaye yoğun faaliyetlerde kullanılan hayvanlar hacze konu edilebilir.
d) Çiftçinin Mahsulleri Haczedilebilir Mi?
Çiftçilerin tarlalarında ya da bahçelerinde henüz olgunlaşmamış tarım ürünleri belirli şartlar çerçevesinde haczedilebilir. İcra ve İflas Kanunu’na göre, henüz yetişmemiş her türlü toprak ve ağaç mahsulü, olgunlaşma zamanından en fazla iki ay önce haczedilebilir. Bu süre sınırı, borçlunun tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmesi ve mağduriyet yaşamaması amacıyla getirilmiştir.
Bu şekilde haczedilen mahsullerin borçlu tarafından üçüncü kişilere devredilmesi halinde, söz konusu devir işlemi haczi gerçekleştiren alacaklıya karşı geçersiz sayılır ve bu durum icra takibinin devamına engel teşkil etmez. Diğer yandan, alacağı taşınmaz rehniyle teminat altına alınmış olan alacaklı, rehinli taşınmazın ayrılmaz parçası niteliğinde olan henüz yetişmemiş mahsuller üzerinde de hak sahibidir. Ancak bu hakkın korunabilmesi için, rehin alacaklısının mahsuller henüz olgunlaşmadan önce icra takibi başlatmış olması gerekir.
İcra dairesi, haczedilen mahsullerin toplanması sürecinde gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Bununla birlikte, borçlunun ve ailesinin geçimini sağlamak amacıyla yeterli miktarda mahsul ya da mahsul satıldığında elde edilecek bedelin uygun bir kısmı borçluya bırakılır. Ayrıca, haczedilen taşınır mallar satış talebinden itibaren en geç iki ay içinde satılmalıdır. Ancak, henüz yetişmemiş mahsuller borçlunun açık rızası olmaksızın satılamaz. Tüm bu düzenlemeler, borçlunun temel yaşam hakkını korumaya ve tarımsal emeğini belirli ölçüde güvence altına almaya yöneliktir.
Sonuç olarak, çiftçinin mahsulü bazı yasal koşullar dâhilinde haczedilebilir olmakla birlikte, kanun koyucu borçlunun geçimini ve emeğini koruyacak çeşitli güvenceler öngörmüştür.
Sonuç
Çiftçinin malının haczedilmesi, tarımsal üretimin sürekliliği ve kırsal ekonominin korunması açısından özel bir yasal koruma altına alınmıştır. İcra ve İflas Kanunu ile Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu birlikte değerlendirildiğinde, çiftçinin geçimi için zaruri olan tarım arazileri, traktörler, hayvanlar ve mahsuller belirli sınırlar içinde haczedilemez. Ancak bu koruma, çiftçinin gerçek anlamda tarımsal faaliyet yürütmesi ve söz konusu malların geçim için zorunlu olması şartına bağlıdır. Haczedilemezlik hükümleri istisnai niteliktedir ve her somut olayda titizlikle değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hem alacaklı hem borçlu tarafın mağduriyet yaşamaması için icra işlemleri sırasında hukuki sınırların dikkatle gözetilmesi büyük önem taşımaktadır.
