Türkiye’de tarım arazileri, yalnızca üretim yapmak amacıyla kullanılmak üzere yasal koruma altına alınmış olup, bu arazilerin tarım dışı faaliyetlere konu edilmesi istisnai ve sıkı kurallara bağlıdır. Gıda güvenliğinin sağlanması, doğal kaynakların korunması ve tarımsal üretim kapasitesinin sürdürülebilirliği amacıyla, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve bu Kanun kapsamında çıkarılan yönetmelikler doğrultusunda tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımı için özel şartların sağlanması gerekir. Bu makalemizde tarım arazilerinin hangi koşullarda amacı dışında kullanılacağını ve idari yaptırımları izah edeceğiz.
Tarım Arazilerinin Korunmasına İlişkin Yükümlülükler
Tarım arazilerini kullanan gerçek ve tüzel kişiler, toprağın ekolojik özelliklerinin, bitkisel üretim kapasitesinin ve tarımsal işlevlerinin zarar görmesini önlemek amacıyla, ilgili kanun ve yönetmeliklerde öngörülen koruyucu önlemleri almakla yükümlüdür. Bu kapsamda, tarımsal üretimi engelleyecek veya toprak yapısını kalıcı biçimde bozacak faaliyetlerde bulunulmaması temel ilkedir. Tarım dışı bir kullanıma geçiş söz konusu olacaksa, bu geçişin mevzuata uygun şekilde izinlendirilmiş olması zorunludur.
Hangi Durumlarda Tarım Arazisi Tarım Dışı Amaçla Kullanılabilir?
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve sulu tarım arazileri gibi korunması gereken araziler, sadece kamu yararı ve zorunluluk içeren bazı özel durumlarda tarım dışı amaçla kullanılabilir. Bu özel durumlar arasında savunmaya yönelik stratejik yatırımlar, doğal afet sonrasında ortaya çıkan geçici yerleşim ihtiyaçları, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, enerji yatırımları, jeotermal kaynaklı sera projeleri ve yol ile altyapı yatırımları gibi başlıklar yer almaktadır. Sınırlı sayıda sayılan bu faaliyetler için dahi, öncelikle alternatif alan bulunmaması, Toprak Koruma Kurulu’nun uygun görüşünün alınmış olması ve hazırlanan toprak koruma projesine uygunluk şartlarının sağlanması gerekir
Jeotermal Enerji ve Geçici Kullanım Halleri
Jeotermal enerji arama faaliyetleri tarım dışı kullanım kapsamında geçici bir kullanım olarak değerlendirilir ve bu faaliyetlere ancak alternatif alan bulunmaması, valilik tarafından uygun görülmesi ve toprak koruma projesine uyulması şartıyla bir yıla kadar süreyle geçici izin verilebilir. Gerekli durumlarda bu süre bir yıl daha uzatılabilir. Söz konusu faaliyetler için arazinin eski haline getirileceğine ve tarımsal üretime vereceği zararın karşılanacağına ilişkin noter onaylı taahhütname alınması zorunludur. Ayrıca, jeotermal kaynak bulunması halinde işletmeye geçiş süreci yine aynı usullerle yürütülmektedir.
Arazi Kullanım Planları ve Alternatif Alan Esası
Tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde ilk olarak mevcut arazi kullanım planlarına bakılır. Planlarda tarım dışı kullanım için ayrılmış alanlar varsa, bu alanlar öncelikle değerlendirilir. Eğer plan bulunmuyorsa ya da yeterli değilse, yapılacak faaliyetin niteliğine göre tarımsal verimi düşük, topoğrafik olarak uygun, tarımsal bütünlüğü bozmayan ve hâlihazırda kullanılmayan alanlar alternatif olarak kabul edilir. Özellikle mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazileri dışındaki alanlarda, çevre arazilerdeki tarımsal kullanım bütünlüğüne zarar vermemek koşuluyla valilik tarafından tarım dışı kullanım izni verilebilir
Tarımsal Amaçlı Yapılar ve Uygunluk Kriterleri
Tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesi için ihtiyaç duyulan seralar, depolar, çiftlik yapıları gibi tarımsal amaçlı yapılar için kullanım izin talepleri il tarım müdürlüklerine yapılır. Bu yapılar için projede öngörülen alan miktarıyla sınırlı kalmak ve toprak koruma projesine uygun olmak kaydıyla, arazinin sınıfına bakılmaksızın valilik tarafından izin verilebilir. Ancak bu yapılara dair en önemli koşul, yapının amacı dışında kullanılmayacağının noter onaylı taahhütname ile garanti altına alınmasıdır.
Planlama, Başvuru ve Değerlendirme Süreci
Tarım arazisinin amacı dışında kullanılabilmesi için yürütülecek planlama süreci, nazım imar planı, uygulama imar planı, köy yerleşim planı gibi planlama türlerine göre farklılık göstermektedir. Başvurular, arazinin bulunduğu yerin mücavir alan içinde ya da dışında olmasına göre belediyelere, il özel idarelerine veya ilgili planlama yetkisine sahip kamu kurumlarına yapılır. Ayrıca petrol, doğal gaz, madencilik ve enerji iletim hatları gibi faaliyetlerde, doğrudan valiliklere başvuru yapılması gerekir. Tüm süreç Tarım Arazileri Değerlendirme Portalı (TAD Portal) üzerinden dijital ortamda yürütülür ve başvuruların değerlendirilmesinde arazinin tarımsal sınıfı, kullanım biçimi, çevresel etkisi ve varsa alternatif alan durumu dikkate alınır.
Tarım Arazilerinde Vasıf Değişikliği Süreci ve Hukuki Sınırlamalar
Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanılabilmesi için yalnızca kullanım izni alınması yeterli olmayıp, aynı zamanda vasıf değişikliğinin mevzuata uygun şekilde yapılması gerekir. Vasıf değişikliği, arazinin tarımsal niteliğinin teknik raporlarla ortadan kalktığının tespit edilmesi ve bu durumun resmi olarak belgelenmesi sürecidir. Bu süreçte arazinin mevcut kullanım şekli, toprak yapısı, verim düzeyi, çevresel bütünlüğe etkisi ve varsa önceki tarımsal fonksiyonu dikkate alınır. Özellikle dikili tarım arazilerinde vasıf değişikliği sıkı kurallara tabidir. Çok yıllık meyve ağaçları, çalı türleri ve diğer dikili bitkilerin kesilmesi veya sökülmesi halinde dahi, arazinin vasfı beş yıl boyunca değiştirilemez. Bu sürenin sonunda hazırlanacak teknik rapor ile mevcut durum tespit edilmedikçe vasıf değişikliği yapılamaz. Ayrıca dikili alanların ekonomik ömrünü tamamlamış olduğunun etüt raporuyla belirlenmesi halinde, bu alanlar dikili tarım arazisi olarak kabul edilmez ve yeni sınıf belirlemesi yapılır. Bunun dışında marjinal alanlar içinde yer alan küçük parsellerin vasıf sınıflandırılmasında da özel ölçütler uygulanmakta, büyüklüğü 2 hektarın altındaki mutlak veya özel ürün arazileri ile 0.5 hektardan küçük dikili araziler marjinal arazi olarak kabul edilmekte, böylece daha esnek bir değerlendirme yapılabilmektedir. Arazinin doğal yapısında izinsiz yapılan kazı, dolgu, yapılaşma ve benzeri faaliyetler sonucunda meydana gelen değişiklikler de vasıf değişikliği nedeni sayılmakta olup bu durumların tespit edilmesi halinde idari yaptırımlar gündeme gelmektedir. Bu nedenle vasıf değişikliği süreci sadece teknik bir işlem değil aynı zamanda ciddi idari ve hukuki sonuçlar doğurabilecek nitelikte olup, usulüne uygun yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Tarım Dışı Kullanıma Dair Kararlara İtiraz Hakkı
Tarım arazilerinin amacı dışında kullanımına ilişkin yapılan başvurular neticesinde valilik veya Bakanlık tarafından verilen kararlar ile bu kararlara dayanak teşkil eden etüt raporlarına karşı ilgililer tarafından bir defaya mahsus olmak üzere itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz süreci, kararın alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde işlemeye başlar ve başvuru ilgili valiliğe yapılır, valilik bu başvuruyu değerlendirmek üzere Bakanlığa iletir. Bakanlık tarafından yapılan değerlendirme neticesinde itiraz kabul edilebilir ya da reddedilebilir ve verilen karar kesin nitelik taşır, kararın gereği ise tekrar valilik tarafından yerine getirilir. Bu süreç, başvuru sahiplerine hukuki denetim yolunu kullanma imkânı sağlamakta olup özellikle tarım arazisi sahiplerinin ve yatırımcıların haklarının korunması açısından büyük önem arz etmektedir. İtiraz dışında ayrıca idare mahkemesi yoluyla iptal davası açılması da mümkündür, ancak bu tür yargı yolları idari işlemin tebliğinden itibaren 60 günlük süreye tabidir. Bu nedenle idari kararların alınmasından sonra başvuru sahiplerinin gerek süre gerekse usul bakımından dikkatli davranmaları, hak kaybına uğramamaları açısından elzemdir.
Tarım Arazilerinin Amacı Dışında Kullanılması Cezası
Türkiye’de tarım arazileri yalnızca üretim amacıyla kullanılmak üzere korunmakta ve bu kapsamda 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca tarım arazilerinin izinsiz şekilde amacı dışında kullanılması halinde idari yaptırımlar devreye girmektedir.
Tarım arazilerinin amacı dışında kullanılması kavramı; toprağın doldurulması, kazılması, tarımsal faaliyet dışında herhangi bir yapıya konu edilmesi, sanayi veya konut amaçlı kullanıma açılması, izinsiz yapılaşmaya konu edilmesi gibi fiilleri kapsar.
Bu tür fiillerin tespiti halinde öncelikle idari para cezası uygulanmakta, ardından söz konusu fiil sonucunda arazide yapılan değişikliklerin giderilmesi yani arazinin eski haline getirilmesi yükümlülüğü doğmaktadır.
İdari para cezasının miktarı arazinin sınıfına, bozulan alanın büyüklüğüne ve fiilin niteliğine göre belirlenmekte olup her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen yeniden değerleme oranına göre güncellenmektedir.
Ayrıca izinsiz yapılan yapıların yıkımına karar verilmekte ve bu yapıların ortadan kaldırılması suretiyle arazinin yeniden tarım yapılabilir hale getirilmesi kamu eliyle gerçekleştirilmekte, masraflar sorumlu kişiden tahsil edilmektedir.
Tarım arazilerinin amacı dışında kullanıldığının tespiti il tarım ve orman müdürlükleri tarafından yapılmakta ve bu kapsamda TAD Portal ve yerinde denetim yoluyla etüt raporu düzenlenerek ihlalin boyutu teknik olarak ortaya konulmaktadır.
Etüt raporuyla ihlalin sabit hale gelmesi halinde Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunun 20 ve 21’inci maddesine göre işlem başlatılmakta ve cezai süreç re’sen yürütülmektedir.
Sorumluluk yalnızca arazi malikine değil aynı zamanda kullanıcıya, kiracıya ya da yapılaşmayı gerçekleştiren gerçek ya da tüzel kişilere de yöneltilebilmektedir.
Verilen idari para cezasına karşı kabahatler hukukuna tabi olarak 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine başvuru yapılabilmekte, ayrıca idari işlemlerin iptali amacıyla idare mahkemelerinde dava açılması da mümkündür.
Arazinin eski haline getirilmesi yükümlülüğü de yargısal denetime tabi olup, idarenin re’sen yaptığı işlemlere karşı açılacak iptal davalarında yürütmenin durdurulması talebiyle birlikte itiraz ve dava yolları işletilebilmektedir.
Tarım arazilerinin amacı dışında kullanılmasının cezai sonuçları yalnızca para cezası ile sınırlı kalmamakta, aynı zamanda toprağın hukuken yeniden tarım dışı olmaktan çıkarılması sürecini de zorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle, tarım arazilerinde yapılacak her türlü faaliyet öncesinde ilgili kamu idarelerinden izin alınması, tarım dışı kullanım sürecinin usulüne uygun yürütülmesi ve mutlaka toprak koruma projesi hazırlanması hukuki bir zorunluluktur.
Aksi durumda hem yüksek tutarlarda idari para cezaları hem de yapıların yıkımı ve eski hale getirme işlemleriyle karşı karşıya kalınmakta, ayrıca sorumlular hakkında cezai ve idari takip süreçleri doğmaktadır.
