İçeriğe geç
Anasayfa » Tüm Makaleler » Kooperatif Ortaklığına Zımnen Kabul

Kooperatif Ortaklığına Zımnen Kabul

Bir kooperatif ortağı, ortaklık sözleşmesini imzalarken

Kooperatif üyeliği, Kooperatif Kanunu madde 8’de düzenlenmiştir. İlgili hükümde;

Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. (Ek cümle:21/10/2021-7339/1 md.) Yönetim kurulu başvuruyu bir ay içinde sonuçlandırır ve başvuru sahibine kararı taahhütlü mektupla veya elden imza karşılığında tebliğ eder. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi halinde değer taşır.”

denilmek suretiyle kooperatif üyeliği süreci izah edilmiştir. Üyelik, yazılı başvuru ve yönetim kurulunun kabul kararıyla kurulan bir hukuki ilişkidir.

Uygulamada bu sürecin dışında gelişen bazı fiili durumlar, zımni ortaklık (örtülü kabul) iddialarına neden olabilmektedir. Özellikle daha önce ortaklıktan ihraç edilen kişilerin kooperatifle bağlarının sürmesi, yönetim kurulu kararı olmadan ya da karar tebliğ edilmeden kooperatifin davranışlarıyla bu kişiyi ortak gibi benimsemesi, yargı önünde ciddi ihtilaflara yol açmaktadır.

Bu makalede, kooperatifin tutum ve davranışlarının bir kişiyi zımnen ortak olarak kabul ettiği sonucuna nasıl varılabileceği, örnek uyuşmazlıklar ve yargı uygulamaları ışığında incelenecektir.


Kooperatif Üyeliğinde Zımni Kabul Nedir?

Zımni kabul, kooperatifin yazılı veya açık bir karar almamasına rağmen, bazı fiili işlemleriyle kişiyi yeniden ortak gibi değerlendirmesi durumudur. Bu tür kabul, özellikle daha önce ihraç edilen üyeler açısından önemlidir. İlgili kişi açıkça ortaklığa yeniden alınmamış olsa da kooperatifin aşağıdaki davranışları bu sonucu doğurabilir:

  • Aidat ve şerefiye gibi ödemelerin alınması,
  • Bu ödemelerin ihtirazi kayıt olmaksızın kooperatif hesabına geçmesi ve kullanılması,
  • Üyenin genel kurula çağrılması ve toplantıya katılması,
  • Üyeyle “ortak” sıfatına uygun yazışmalar yapılması.

Bu gibi davranışlar, kooperatifin ihraç kararına rağmen kişiyi fiilen ortak gibi kabul ettiğini ve bu kabulün hukuki sonuç doğurduğunu göstermektedir.


Fiili Davranışların Değerlendirilmesi

Uygulamada karşılaşılan bazı örneklerde, kooperatiften ihraç edilen kişiler, bu karara rağmen aidat ödemeye devam etmiş, genel kurullara davet edilmiş ve bu toplantılarda oy kullanmışlardır. Kooperatif ise bu süreç boyunca:

  • Aidatları kabul etmiş,
  • Hesapta tasarrufta bulunmuş,
  • Paraları iade etmemiştir.

Bu gibi somut olgular, kooperatifin kişiyi yeniden ortak olarak benimsediği ve fiilen ortaklık ilişkisini sürdürdüğü anlamına gelmektedir. Özellikle ödemelerin uzun yıllar boyunca ihtirazi kayıt olmaksızın kabul edilmesi, bu fiili ilişkinin geçici veya sehven olmadığını ortaya koymaktadır.


Zımni Ortaklıkta Genel Kurula Katılımın Önemi

Kooperatifin genel kurul toplantıları, yalnızca ortaklara yönelik düzenlenmektedir. Bu nedenle, ihraç edilmiş bir kişinin toplantıya “ortak sıfatıyla” davet edilmesi ve hazirun listesinde yer alarak toplantıya katılması, kooperatifin onu yeniden ortak kabul ettiğine işaret eder. Hele ki bu durum, birden fazla yıl boyunca tekrar ediyorsa, artık zımni kabul açıkça ortaya çıkmış sayılır.

Ayrıca aidat ödemelerinin “ortak cari hesabı” dışında bir hesaba alınması, eğer iade edilmiyor ve harcanıyorsa, bu teknik işlem farklılığı zımni kabul iddiasını bertaraf etmez. Esas olan, kooperatifin bu ödemelerle ne yaptığıdır.


Kooperatif Üyeliğinin Varlığına İlişkin Çelişkili İşlemler

Kooperatifler, üyelik ilişkisinin kurulduğunu kabul etmeksizin, aynı kişiye yönelik ihraç işlemi tesis edemez. Yargı kararlarında vurgulandığı üzere, bir kişi hakkında yönetim kurulunca ihraç kararı alınması, açıkça üyeliğin kabul edildiği anlamına gelir. Bu durumda, kooperatifin daha sonra bu kişinin hiç üye olmadığını ileri sürmesi, hukuki tutarlılıktan yoksun bir savunma teşkil eder. Bu tür çelişkili işlemler, TMK m. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup mahkemelerce dikkate alınmamaktadır.


Kooperatif Ortaklığına Zımnen Kabul Unsurları

Kooperatifler Kanunu m. 8 gereğince ortaklığa giriş yazılı başvuru ve yönetim kurulu kararı ile mümkündür. Ancak uygulamada sıkça görüldüğü üzere, bazı kişiler bu prosedürü tamamlamaksızın, yıllarca aidat ödemiş, genel kurullara katılmış ve kooperatifin faaliyetlerinden yararlanmış olabilir. Bu durumda, kişinin kooperatifçe fiilen ortak gibi muamele gördüğü sabit ise, üyelik ilişkisinin kurulmuş olduğu kabul edilmektedir.

Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi; yazılı başvuru ve karar şartı yerine gelmemiş olsa dahi, aidat ödemelerinin kooperatifçe kabulü, genel kurul listelerinde isme yer verilmesi, ortaklara tanınan imkânlardan yararlandırılma gibi unsurlar, üyeliğin zımni olarak kabul edildiği yönünde güçlü karineler oluşturur. Bu fiili durumun, yazılı şekil eksikliğine rağmen üyelik ilişkisini doğurduğu kabul edilmektedir.


Kooperatif Üyeliğinden Uzun Süreli Fiili Uzaklık ve Haklardan Feragat

Yargıtay, bazı kararlarında, aidat ödemeyen, kooperatifle irtibat kurmayan ve genel kurullara katılmayan kişilerin, üyelik haklarını uzun süre kullanmamış olmasını, zımni feragat veya eylemli ayrılma iradesi olarak değerlendirmektedir. Bu tür davranışların varlığı hâlinde, kişinin artık kooperatiften aidat ya da tahsis talebinde bulunamayacağı, üyelik ilişkisinin zımnen sona erdiği kabul edilebilmektedir.

Bu bağlamda, bir kişinin yıllarca kooperatifle hiçbir temas kurmaması, üyelikten doğan borç ve yükümlülüklerini sorgulamaması, TMK m. 2’de yer alan dürüstlük kuralı gereğince, üyelik sıfatını artık sürdürmek istemediğine dair bir irade beyanı olarak değerlendirilebilir.


Kooperatif Üyeliği Tespit Kararı ve Tahsis Talebi Arasındaki Hukuki Bağlantı

Kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunması hâlinde, bu karara dayalı olarak tahsis ve teslim talepleri gündeme gelebilir. Ancak kooperatifin tasfiye aşamasında olması durumunda veya tüm taşınmazların tahsis edilerek elden çıkarılmış olması hâlinde, tahsis talebi karşılanamaz. Bu durumda, üyelik ilişkisinden kaynaklanan menfaatin karşılığı olarak maddi tazminat talep edilebilir. Tazminat miktarı belirlenirken, kooperatife yapılan ödemelerin güncel karşılığı ile aynı şartlarda tahsis yapılan üyelerin elde ettikleri kazanç kıyaslanmakta ve eşitlik ilkesi doğrultusunda değerlendirme yapılmaktadır.


Kooperatifin Davranışlarının Hukuki Sonuçları

Bir kooperatifin, ihraç ettiği bir kişiyi fiilen ortak gibi kabul etmesi halinde, bu durum yazılı bir kabul kararı olmasa dahi zımni ortaklığa kabul anlamı taşır. Bu durumda:

  • Kişi tekrar ortaklık haklarından yararlanır,
  • Kooperatiften konut, arsa gibi tahsis haklarını talep edebilir,
  • Yoksun kaldığı haklar için tazminat davası açabilir.

Kooperatifin zımni kabul yönündeki davranışları sonradan “sehven” veya “yanlışlıkla” şeklinde açıklansa bile, eğer uzun bir süre boyunca bu fiiller devam etmişse, artık bu savunmalar hukuken geçerli kabul edilmemektedir.


Uyuşmazlıkta İspat Yükü ve Değerlendirme

Zımni kabul iddiasında bulunan taraf, kooperatifin kendisine yönelik davranışlarını somut delillerle ortaya koymakla yükümlüdür. Bunlar arasında:

  • Banka dekontları,
  • Genel kurul hazirun listeleri,
  • Kooperatifle yapılan yazışmalar,
  • Muhasebe kayıtları yer alabilir.

Öte yandan, kooperatifin bu ödemeleri hangi hesapta tuttuğu, bu hesaplardan harcama yapılıp yapılmadığı da mahkemeler tarafından araştırılmakta ve zımni kabulün varlığı bu fiili durumlara göre değerlendirilmektedir.


Sonuç

Kooperatifler bakımından ortaklıktan ihraç edilen kişilere karşı sergilenen fiili tutumlar büyük önem taşımaktadır. Aidatların kabul edilmesi, genel kurullara çağrılması, ödemelerin harcanması gibi işlemler, yazılı bir kabul kararı olmaksızın zımni ortaklığa kabul sonucunu doğurabilir.

Bu nedenle kooperatif yönetimleri, ihraç kararının ardından uygulamada da bu kararı sürdürülebilir şekilde işleterek ihtilaflardan kaçınmalı; aidatları iade etmeli, yazılı işlem yapmamalı ve genel kurul çağrılarından kaçınmalıdır. Aksi takdirde, zımni ortaklık oluşur ve kişi, tüm ortaklık haklarını yeniden kazanabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir